Bahçede düştü. Dizi kanıyor. Siz iki adım ötedesiniz. Çocuk bir an size baktı, sonra başını çevirip tek başına kalkıp yürüdü. Ağlamadı, kucak istemedi, sizi çağırmadı. Aynı çocuk yarım saat sonra parkta hiç tanımadığı bir kadının kucağına oturdu.
Bu iki sahnenin yan yana durması ailelerin en çok zorlandığı şey. "Bana ihtiyacı yok gibi davranıyor, ama yabancıyla anında yakınlaşıyor." Bu cümleyi genellikle evlat edinen, koruyucu aile olan ya da çocuğun ilk yıllarında birden fazla bakım veren değişikliği yaşamış ailelerden duyuyorum.
Böyle bir tablo sizin sevginizin yetersizliğinden kaynaklanmıyor. Çocuğun öğrendiği şey şuydu: yakınlık aramanın karşılığı belirsiz. O ders erken yaşta öğrenildiyse, silinmesi de zaman alıyor. Ama siliniyor.
Bağlanma nedir, güvenli bağlanma ne demek?
Bağlanma kuramı, bebeğin kendisine bakım veren kişiyle kurduğu ilk ilişkinin, dünyayı ve insanları nasıl okuyacağını biçimlendirdiğini söylüyor. Bebek acıktığında, korktuğunda ya da canı yandığında sinyal veriyor. Karşısındaki kişi bu sinyali fark edip karşılık verdiğinde, bebeğin içinde şu bilgi yerleşiyor: ihtiyacım olduğunda birileri geliyor.
Bu bilgiye güvenli bağlanma diyoruz. Güvenli bağlanan çocuk, bakım verenini bir üs gibi kullanıyor: oradan uzaklaşıp keşfe çıkıyor, korktuğunda geri dönüyor, sakinleşince yeniden gidiyor. Uzaklaşma ile dönme arasındaki bu gidiş geliş, sağlıklı gelişimin görünen yüzü.
Burada rahatlatıcı bir bilgi var: güvenli bağlanma için kusursuz bir ebeveyn gerekmiyor. Her ağlamayı hemen yakalamak, hiç sinirlenmemek, hiç yorulmamak şart değil. Yeterince sık ve yeterince tutarlı bir karşılık, bu bağın kurulması için yeterli oluyor.
Tepkisel bağlanma bozukluğu nedir?
Tepkisel bağlanma bozukluğu, çocuğun erken dönemde temel bakım ve duygusal ihtiyaçlarının sürekli olarak karşılanmadığı bir geçmişin ardından ortaya çıkan, yakınlık kurma ve teselli arama davranışlarının belirgin biçimde eksik olduğu bir tablo.
Ayırt edici nokta şu: bu çocuk üzgünken bile teselli aramıyor, arasa da teselliye karşılık vermiyor. Sıkıntılı bir anında bakım verenine yönelmiyor. Bu, çekingenlikten ya da utangaçlıktan farklı bir şey.
Şunu çok net yazmak istiyorum: tepkisel bağlanma bozukluğu nadir görülen ve ciddi bir tanıdır ve bu tanıyı yalnızca çocuk ve ergen psikiyatristi koyabilir. İnternette bu başlık gereğinden çok geniş kullanılıyor. Çocuğunuz size sarılmayı sevmiyor diye ya da yeni kardeşten sonra mesafeli davranıyor diye bu tanıdan söz edilmez. Tanı için erken dönemde ciddi bir bakım yetersizliği ya da bakım veren istikrarsızlığı öyküsünün bulunması gerekiyor.
| Durum | Nasıl görünür | Ne düşünmeli |
|---|---|---|
| Utangaç mizaç | Yeni ortamda geri duruyor, ama bakım verenine sığınıyor ve ondan teselli alıyor | Bir mizaç özelliği, bağlanma sağlam |
| Ayrılık kaygısı | Bakım vereninden ayrılırken yoğun tepki veriyor, ona fazlasıyla yapışıyor | Bağ var, ayrılabilme becerisi henüz gelişmemiş |
| Geçici geri çekilme | Kardeş doğumu, taşınma gibi bir değişiklikten sonra mesafeleniyor, haftalar içinde toparlıyor | Uyum dönemi, beklenen bir tepki |
| Tepkisel bağlanma bozukluğu | Üzgünken bile teselli aramıyor, verilen teselliye karşılık vermiyor, olumlu duygu ifadesi çok az | Erken bakım yetersizliği öyküsüyle birlikte psikiyatrik değerlendirme gerekiyor |
Belirtileri neler?
Aşağıdakiler, erken dönemde bakım istikrarsızlığı öyküsü olan çocuklarda dikkat edilen işaretler:
- Canı yandığında, korktuğunda ya da üzüldüğünde bakım verenine yönelmemesi
- Teselli edildiğinde sakinleşmemesi, kucağa alındığında bedeninin gevşememesi
- Sevinç, merak ve neşe gibi olumlu duyguların çok az görülmesi
- Göz temasından kaçınma, dokunuştan rahatsız olma
- Açıklanamayan huzursuzluk, üzgünlük ya da ani öfke patlamaları
- Yaşıtlarıyla ilişki kurmakta belirgin zorlanma
- Yetişkinin yakınlaşma çabasına karşılık vermeme
Bunun yanında farklı bir tablo daha var: bazı çocuklar geri çekilmek yerine ayrım gözetmeden herkese yaklaşıyor. Hiç tanımadığı biriyle rahatlıkla gidebiliyor, kucağına oturabiliyor. Bu da ayrı bir başlık altında değerlendiriliyor ve yine hekimin ayırt edeceği bir konu.
Kısa ayrım: Otizm spektrum bozukluğunda sosyal iletişimdeki farklılık her ortamda ve her ilişkide sürüyor. Tepkisel bağlanma bozukluğunda ise tablo, bakımın istikrarlı hale gelmesiyle zaman içinde belirgin biçimde değişebiliyor. Bu ikisini ayırmak uzmanlık gerektiriyor ve ayrımı çocuk ve ergen psikiyatristi yapar.
Neden oluyor?
Tepkisel bağlanma bozukluğunun tanımında bir zorunluluk var: erken dönemde yeterli bakımın sürekli olarak sağlanamamış olması. Sık karşılaşılan geçmişler şunlar:
- Bakım veren değişikliğinin sık olması. Bebeğin ilk yıllarında art arda değişen bakıcılar, akrabalar arasında dolaşan bir bakım düzeni.
- Kurum bakımı geçmişi. Bakıcı başına düşen çocuk sayısının yüksek olduğu ortamlarda, bebeğin sinyaline karşılık gelmesi güçleşiyor.
- Uzun süreli ayrılıklar. Bebeklikte uzun süren hastane yatışları ya da bakım verenden zorunlu ayrılıklar.
- Temel ihtiyaçların karşılanamaması. Bakım verenin ağır bir hastalık, ağır bir depresyon ya da başka güç koşullar nedeniyle bebeğin ihtiyaçlarına düzenli yanıt veremediği dönemler.
- İhmal ve istismar öyküsü. Böyle bir şüphe varsa ALO 183 Sosyal Destek Hattı aranabilir; acil bir tehlike söz konusuysa 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Burada koruyucu aileler ve evlat edinen aileler için ayrı bir not düşmek istiyorum. Çocuğun geçmişindeki zorluk sizin sorumluluğunuz değil. Sizin sorumluluğunuz bugünden itibaren tutarlı olmak ve bu tutarlılık gerçekten fark yaratıyor.
Ne zaman uzman desteği almalı?
Şu durumlarda değerlendirme için başvurmanızı öneriyorum:
- Çocuğun geçmişinde bakım veren değişikliği, kurum bakımı ya da uzun ayrılıklar varsa
- Aylardır yanınızda olduğu halde üzgün anlarında size yönelmiyorsa
- Teselli girişimlerinize karşılık vermiyor, kucakta gevşemiyorsa
- Yaşına göre beklenenden çok daha az olumlu duygu gösteriyorsa
- Tanımadığı kişilerle güvenlik sınırı olmadan yakınlaşıyorsa
- Uyku, beslenme ve öfke düzenlemede birden fazla alanda zorlanma varsa
Bu tablo bir tanı sorusu doğuruyorsa, değerlendirmeyi çocuk ve ergen psikiyatristi yapar. İlaç gerekip gerekmediği de yine hekimin karar vereceği bir konu. Ben tanı koymuyorum; gelişimsel değerlendirme yapıyor, süreci yönlendiriyor ve terapi kısmında yer alıyorum.
Nasıl çalışıyoruz?
Bağlanmayla ilgili çalışmalarda ana yöntemim Filial Terapi. Bunun bir nedeni var: bağlanma, terapistle değil, çocuğun her gün birlikte yaşadığı kişiyle kuruluyor. Benim işim o ilişkinin kurulmasına yer açmak.
Filial Terapide ebeveyne, çocuğuyla haftada belirli bir süre özel oyun zamanı geçirmeyi öğretiyorum. Bu oyunda kurallar sade: çocuk yönlendirir, siz takip edersiniz. Öğretmek, düzeltmek, soru sormak yok. Yaptığınız şey çocuğun oyununu izlemek ve gördüğünüzü sesli olarak yansıtmak. Kulağa küçük geliyor, ama çocuğa verdiği mesaj büyük: seni görüyorum, seninleyim, sen yönlendirdiğinde de buradayım.
Görüşmelerin ikinci ayağı, günlük hayatın öngörülebilir hale getirilmesi. Aynı saatte kalkan, aynı sırayla ilerleyen, aynı kişilerin karşıladığı bir gün, bağlanma için toprağı hazırlıyor. Bakım rutinleri, yani beslenme, banyo ve uyku, bu çalışmanın en verimli anları.
Çocukla doğrudan da çalışıyorum. Oyun terapisinde amaç davranışı düzeltmek değil, ilişkinin güvenli olabileceğini deneyimletmek. İlerleme genellikle yavaş ve inişli çıkışlı oluyor. Bunu baştan söylüyorum, çünkü hızlı sonuç beklentisi ailelerin en çok yıprandığı yer.
Ailenin kendi yorgunluğu da düzenli olarak konuştuğumuz bir başlık. Karşılık alamadan sevgi vermeye devam etmek gerçekten zor. Bunu konuşacak bir yeriniz olmadan sürdürmek daha da zor.
Evde yapabilecekleriniz
- Öngörülebilir olun. Aynı saatler, aynı sıra, aynı kişiler. Güven, tekrarla kuruluyor.
- Bakım anlarını yavaşlatın. Yemek, banyo, uyku öncesi. Bu anlarda acele etmeyip göz teması kurmak, bağlanmanın en doğal alanı.
- Günde on beş dakika özel oyun zamanı ayırın. Telefon kapalı, kardeş yok, yönlendirme yok. Çocuk ne oynamak istiyorsa o.
- Yakınlığı zorlamayın. Sarılmak istemiyorsa ısrar etmeyin. Yan yana oturmak, aynı işi birlikte yapmak da yakınlık kuruyor.
- Duyguyu adlandırın. "Şu an çok kızdın", "canın yandı". Çocuk içinde olanı kelimelerle tanıdıkça düzenlemeyi de öğreniyor.
- Reddedilmeyi kişisel almamaya çalışın. Çocuğun geri çekilmesi size yönelik bir yargı değil, eski bir öğrenmenin devamı.
- Kendinize destek alın. Bu süreçte ebeveynin dayanma gücü, çocuğun ilerlemesinin en belirleyici koşullarından biri.
Bu yol uzun, ama tek yönlü değil. İstikrarlı bakımla birlikte çocukların yakınlık kurma becerisinde belirgin ilerlemeler görüyorum. Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz 15 dakikalık ön görüşmede birlikte konuşabiliriz.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Filial Terapi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Filial Terapi



