Bebek (0-4 yaş)

Bebeklerde ve Çocuklarda Beslenme Bozukluğu: Sofradaki Savaş

10 dakikalık okuma Psikolog Esra Gamgam Gökdemir 15 dk ücretsiz ön görüşme
Bebeklerde ve Çocuklarda Beslenme Bozukluğu: Sofradaki Savaş

Tabak yarım saattir masada. Kaşık havada bekliyor. Siz bir uçak sesi çıkarıyorsunuz, işe yaramıyor. Telefonu açıyorsunuz, iki kaşık giriyor, sonra o da bitiyor. Sonunda ayağa kalkıyorsunuz ve çocuğun peşinden odadan odaya dolaşarak yemeğin kalanını yedirmeye çalışıyorsunuz. Akşam yemeği bir saati buluyor ve herkes yorgun kalkıyor.

Böyle bir sofrayı tarif eden anneler bana genellikle şunu söylüyor: "Ben artık yemek saatinden korkuyorum." Bu cümle çok şey anlatıyor. Çünkü mesele çoktan yemek olmaktan çıkmış, ikinizin arasındaki bir gerginliğe dönüşmüş oluyor.

Şunu erken söyleyeyim: çocuğunuzun yemek yemiyor olması sizin onu iyi beslemeye çalışmamanızdan kaynaklanmıyor. Çoğu ailede tam tersi geçerli. Ne kadar çok uğraşılıyorsa, sofra o kadar gerilmiş oluyor. Çıkış yolu daha çok uğraşmaktan değil, uğraşmanın yönünü değiştirmekten geçiyor.

Çocuklarda beslenme bozukluğu nedir?

Küçük yaşta beslenme sorunları geniş bir aralıkta yer alıyor. Bir uçta gelişimin beklenen parçaları var: iki yaş civarında ortaya çıkan ve yeni yiyeceklere karşı temkinli olma hali bunların başında geliyor. Bu dönemde çocuğun dün sevdiğini bugün reddetmesi sık görülüyor ve zamanla yumuşuyor.

Diğer uçta ise çocuğun büyümesini, sağlığını ya da sosyal hayatını etkileyecek kadar dar bir beslenme var. Aradaki fark miktar değil, etki. Az yiyen ama gelişimi yolunda giden, çeşitliliği yavaş yavaş artan bir çocukla, birkaç yiyeceğin dışına hiç çıkmayan ve listesi giderek kısalan bir çocuk aynı yerde durmuyor.

Burada ayrı bir başlıktan söz etmem gerekiyor: ARFID, yani kaçıngan kısıtlayıcı yiyecek alımı bozukluğu. Kilo ve beden algısıyla ilgisi olmayan, çok belirgin bir yeme kısıtlılığı. ARFID'i olan çocuk zayıflamak istediği için değil, yiyeceğin dokusundan, kokusundan, renginden rahatsız olduğu ya da yemekle ilgili kötü bir deneyim yaşadığı için yemiyor. Bu bir tanı başlığı ve tanıyı çocuk ve ergen psikiyatristi koyar.

Kısa ayrım: Seçici yeme, listesi dar ama zamanla genişleyebilen bir hal. ARFID'de ise liste dar kalmakla kalmıyor, giderek kısalıyor; çocuk yeni bir yiyecekle karşılaşınca yoğun huzursuzluk yaşıyor ve bu durum büyümesini ya da sosyal hayatını etkiliyor.

Belirtileri neler?

Her çocuk zaman zaman yemek reddeder. Aşağıdakiler bir arada ve süreklilik gösteriyorsa konuşmaya değer:

  • Kabul ettiği yiyecek sayısının onun altına inmesi ve listenin daralmaya devam etmesi
  • Bütün bir besin grubunu tamamen reddetme, örneğin hiç sebze ya da hiç et yememe
  • Belirli dokulara karşı öğürme, kusma ya da yoğun tepki gösterme
  • Yemek masasına oturmayı baştan reddetme, sofra kurulunca kaçma
  • Yalnızca belirli bir markayı, tabağı ya da sunumu kabul etme
  • Öğün sürelerinin yarım saati aşması ve her öğünün mücadeleye dönüşmesi
  • Kilo alımının durması ya da büyüme eğrisinde düşüş
  • Yaşıtlarıyla birlikte yemek yiyememesi, doğum günü ya da misafirlikte zorlanma

Bir de bunlarla birlikte kolayca gözden kaçan bir şey var: ailenin hali. Öğünler öncesinde gerilen, sonrasında suçluluk hisseden bir ebeveyn de tablonun parçası.

Neden oluyor?

Önce en önemli maddeyi yazayım. Yeme sorunlarında ilk adım organik nedenlerin bir hekim tarafından dışlanmasıdır. Reflü, besin alerjisi ve intoleransları, demir ya da çinko eksikliği, kabızlık, geniz eti ve bademcik kaynaklı sorunlar, ağız içi hassasiyetler, yutma güçlüğü. Bunların hepsi çocuğun iştahını ve yemeye isteğini doğrudan etkiliyor. Çocuk doktoru değerlendirmeden davranışsal bir çalışmaya başlamak, bazen yanlış kapıyı çalmak oluyor.

Tıbbi bir neden bulunmadığında ya da tedavi edildikten sonra sürüyorsa, genellikle şunlar üst üste geliyor:

  • Duyusal hassasiyet. Bazı çocuklar için ıslak, sümüksü ya da lifli dokular gerçekten katlanılması zor. Bu bir inatlaşma değil, bir duyusal deneyim.
  • Mizaç. Yeniliğe temkinli yaklaşan çocuklar yeni yiyeceğe de temkinli yaklaşıyor. Aynı çocuk yeni bir parka da hemen dalmıyor.
  • Olumsuz bir deneyim. Bir kez tıkanmak, kusmak ya da zorla yedirilmek, yemeği kaygıyla eşleştirebiliyor.
  • Öğün düzeninin dağılması. Gün boyu atıştırmak, sürekli süt ya da meyve suyu içmek çocuğu sofraya aç oturmamış halde getiriyor.
  • Sofradaki gerilim. Baskı, pazarlık, ödül, tehdit ve yalvarma; hepsi kısa vadede birkaç kaşık kazandırıyor, uzun vadede yemeği çatışma alanına çeviriyor.

Ne yiyeceğine siz, ne kadar yiyeceğine o karar verir

Sofradaki gerginliği çözen tek bir ilke varsa, o da bu. Rollerin ayrılması.

Ebeveynin işi: Ne yeneceğine karar vermek, ne zaman yeneceğini belirlemek ve nerede yeneceğini düzenlemek. Yani menü, saat ve masa sizin sorumluluğunuz.

Çocuğun işi: Masaya konandan ne kadar yiyeceğine, hatta hiç yiyip yemeyeceğine karar vermek.

Bu ayrım kulağa basit geliyor ama uygulaması zor, çünkü ebeveynin en zor yaptığı şey "yemeyecekse yemesin" diyebilmek. Oysa çocuğun ağzına giren kaşık üzerinde kontrol kurmaya çalıştığınız her an, çocuk elindeki tek kontrol alanını daha sıkı tutuyor. Kaşık savaşının kazananı yok.

Rolleri ayırdığınızda sofradaki güç mücadelesinin konusu ortadan kalkıyor. Çocuk bugün yemiyor, siz sakin kalıyorsunuz, öğün bitiyor. Birkaç hafta içinde iştahın kendi ritmine döndüğünü görmek şaşırtıcı derecede sık oluyor.

Bir noktayı da eklemek isterim: çocukların iştahı gün içinde değil, hafta içinde dengeleniyor. Bir gün neredeyse hiçbir şey yemeyen bir çocuk, ertesi gün iki kat yiyebiliyor. Tek bir öğüne bakarak panik yapmak, hem sizi hem sofrayı geriyor. Bakılması gereken şey haftanın toplamı ve çocuğun büyüme eğrisi.

Bu ilkeyi uygulamaya başlayan ailelerde ilk günler genellikle daha zor geçiyor. Çocuk alışkın olduğu ısrarı görmeyince bir süre daha az yiyebiliyor. Bu geçici bir dönem ve sabırla geçiyor. Zor kısmı çocuğun değil, ebeveynin sakin kalabilmesi.

Ne zaman uzman desteği almalı?

Şu üçünden birine evet diyorsanız beklemeyin:

  • Büyüme: Kilo alımı durduysa ya da büyüme eğrisinde düşüş varsa. Bu öncelikle çocuk doktorunun değerlendireceği bir konu.
  • Daralma: Yediği yiyecek listesi genişlemek yerine daralıyorsa ve yaklaşık üç ayı geçtiyse.
  • İşlev: Öğünler ailenin gününü belirlemeye başladıysa, dışarıda yemek yiyemiyorsanız, siz her öğün öncesi geriliyorsanız.

Beslenmeyle ilgili tablo bir tanı gerektiriyorsa, örneğin ARFID düşünülüyorsa, bu değerlendirmeyi çocuk ve ergen psikiyatristi yapar. Beslenme planı ise diyetisyenin alanı. Benim çalıştığım yer bu ikisinin arasında kalan alan: sofradaki ilişki.

Nasıl çalışıyoruz?

Beslenme sorunlarında ağırlıklı olarak ebeveyn danışmanlığıyla ilerliyorum, çünkü değişim sofrada oluyor, odamda değil.

İlk görüşmelerde bir hafta boyunca öğünlerin nasıl geçtiğini birlikte çıkarıyoruz: saatler, atıştırmalıklar, kim ne söylüyor, gerilim ne zaman başlıyor. Bu tablo çıkınca çoğu ailede değiştirilecek iki üç somut şey netleşiyor. Hepsini birden değil, sırayla ele alıyoruz.

Ardından sofra kurallarını sadeleştiriyoruz ve baskının yerini alacak yöntemleri çalışıyoruz. Yeni yiyecekle tanışma, çocuğun yemeye zorlanmadığı bir temas sırasıyla ilerliyor: önce tabakta durması, sonra dokunması, koklaması, dudağına değdirmesi. Yutmak bu sıranın en sonunda geliyor ve acele ettirilmiyor.

Yemekle ilgili belirgin bir kaygı ya da kötü bir deneyim varsa, küçük yaşta oyun terapisi bu kaygıyı doğrudan konuşmadan çalışmaya imkân veriyor. Mutfak oyunları, yemek yapma oyunları ve oyuncakları besleme, çocuğun konuyla güvenli mesafeden temas etmesini sağlıyor.

Evde yapabilecekleriniz

  • Öğün saatlerini sabitleyin. Üç ana öğün, iki ara öğün ve aralarda yalnızca su. Sofraya aç oturmayan çocuk yemez.
  • Yeni yiyeceği bildiğinin yanına koyun. Tabakta her zaman kabul ettiği bir şey bulunsun. Yanına yeni olanı az miktarda ekleyin ve yorum yapmayın.
  • Yorumu bırakın. "Bir lokma daha", "aferin", "bak kardeşin yedi" cümlelerinin hepsi baskı. Sofrada yemek dışında bir şeyler konuşun.
  • Ekranı kaldırın. Ekranla yiyen çocuk doyduğunu fark etmiyor ve yemek yeme becerisini öğrenmiyor.
  • Öğünü yirmi otuz dakikayla sınırlayın. Süre bitince tabağı kaldırın, ceza tonu olmadan. Bir sonraki öğün zaten programda.
  • Onu mutfağa alın. Sebze yıkamak, hamur açmak, tabağını kendi hazırlamak yemeğe yakınlığı artırıyor.
  • Birlikte oturun. Aynı masada, aynı yemekten yiyen bir aile, en etkili yöntem. Çocuk gördüğünü öğreniyor.

Bu değişikliklerin ilk günlerinde yenen miktar azalabilir. Bu beklenen bir şey ve genellikle kısa sürüyor. Zorlandığınızı hissediyorsanız 15 dakikalık ön görüşmede durumu birlikte değerlendirebiliriz.

Sık sorulan sorular

İlgili çalışma

Ebeveyn Danışmanlığı hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Ebeveyn Danışmanlığı ve Psikoeğitim

WhatsApp'tan yazın Randevu formu

S.S.S.

Sık sorulan sorular

Çocuğum aç kalır mı diye korkuyorum, yemezse bırakmalı mıyım?
Sağlıklı bir çocuk, düzenli öğün saatleri olduğu sürece kendini aç bırakmıyor. Bir öğünü az yemesi telafi edilebilir bir şey, çünkü çocukların iştahı gün içinde değil hafta içinde dengeleniyor. Yine de büyüme eğrisinde bir düşüş varsa bu değerlendirmeyi çocuk doktoru yapmalı.
Seçici yeme ile ARFID arasındaki fark nedir?
Seçici yemede çocuğun listesi dardır ama zamanla genişleyebilir ve büyümesi etkilenmez. ARFID'de kısıtlılık daha belirgindir, liste genellikle daralır, çocuk yeni yiyecekle karşılaşınca yoğun huzursuzluk yaşar ve durum beslenmesini ya da sosyal hayatını etkiler. ARFID bir tanı başlığıdır ve tanıyı çocuk ve ergen psikiyatristi koyar.
Yemek yemesi için ödül vermek işe yarar mı?
Kısa vadede birkaç kaşık kazandırabiliyor, uzun vadede işi zorlaştırıyor. Ödül, çocuğa yemeğin katlanılması gereken bir şey olduğu mesajını veriyor ve pazarlığın sınırı sürekli yükseliyor. Yemeği tarafsız bir konu haline getirmek daha kalıcı bir yol.
Önce doktora mı yoksa psikoloğa mı gitmeliyim?
Önce çocuk doktoruna. Reflü, alerji, demir eksikliği, kabızlık ve yutma güçlüğü gibi nedenlerin dışlanması gerekiyor. Tıbbi bir neden yoksa ya da tedavi edildiği halde sorun sürüyorsa, sofradaki ilişkiyi düzenlemek için ebeveyn danışmanlığı devreye giriyor.
Ücretsiz

Karar vermeden önce 15 dakika konuşalım.

Bir terapi sürecine başlamak büyük bir karar. Önce tanışalım: aklınızdaki soruyu anlatın, ben de bu konuda çalışmanın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa nasıl ilerleyeceğimizi açıkça söyleyeyim.

  • Ne konuşuyoruz?Çocuğunuzla ilgili gözleminizi ve endişenizi dinliyorum.
  • Ne alıyorsunuz?Bir çalışma gerekip gerekmediğine dair net bir yanıt.
  • Ne kadar sürüyor?15 dakika. Telefonla ya da görüntülü, size uygun olan nasılsa.

Randevu

Randevu almak için

Ön görüşme 15 dakika sürüyor ve ücretsizdir. Gözlemlerinizi dinliyor, bir çalışmanın gerekip gerekmediğini açıkça paylaşıyorum.

WhatsApp'tan yazın Randevu formunu doldurun +90 538 570 24 27
WhatsApp'tan yazın