Parktasınız. Çocuğunuz kum havuzunun kenarında çakıl taşlarını arka arkaya diziyor. Adını söylüyorsunuz, dönmüyor. Bir kez daha söylüyorsunuz, yine dönmüyor. Sonra uzaktan bir kapı çarpıyor, kafasını hemen o yöne çeviriyor. İşte o an içinizde bir şey kıpırdıyor: duyuyor, ama bana dönmüyor.
Bu cümleyi odamda çok duydum. Ardından hemen şu geliyor: "Herkes 'boş ver, erkek çocuklar geç konuşur' diyor, ama benim içim rahat değil." O içinizin rahat olmaması küçümsenecek bir şey değil. Bebeğini günün her saati izleyen kişi sizsiniz ve fark ettiğiniz şey çoğu zaman gerçek bir şey oluyor.
Baştan netleştireyim: bu yazı size tanı koymaz, koyamaz. Amacı, neye bakıldığını anlatmak ve elinizdeki endişeyi somut bir sonraki adıma çevirmek. Çünkü bu alanda beklemenin maliyeti, harekete geçmenin maliyetinden her zaman yüksek.
Otizm spektrum bozukluğu nedir?
Otizm spektrum bozukluğu, beynin sosyal iletişimi ve çevreden gelen bilgiyi işleme biçimiyle ilgili gelişimsel bir farklılık. İki ana alanda kendini gösteriyor: sosyal iletişim ve etkileşimde zorlanma, bir de yinelenen davranışlar ile dar ilgi alanları.
"Spektrum" kelimesi burada tesadüfen değil. İki çocuk aynı tanıyı alabilir ve birbirine hiç benzemeyebilir. Biri hiç konuşmuyorken diğeri yaşının çok üstünde bir kelime dağarcığına sahip olabilir. Bu yüzden internetteki tek bir hikâyeye bakıp "benim çocuğum ona benzemiyor, demek ki değil" demek yanıltıcı oluyor.
Bir şeyi de açıkça söyleyeyim: otizm, ebeveynin yaptığı ya da yapmadığı bir şeyden kaynaklanmıyor. Ne ilgisizlikten, ne çok ekran izletmekten, ne de bebeklikte az kucağa almaktan. Bunu duymanız gerekiyor, çünkü aileler yıllarca bu suçlulukla dolaşıyor.
Erken belirtiler neler?
Erken dönemde bakılan şey konuşma değil aslında. Konuşmadan önce gelen sosyal beceriler. Bebekler kelime öğrenmeden çok önce bakışmayı, sıra almayı ve dikkat paylaşmayı öğreniyor. Asıl izlenen dört başlık şunlar:
- Göz teması. Emzirirken, konuşurken, oyun oynarken gözünüze bakıyor mu? Hiç bakmaması kadar, bakışını çok kısa tutması ve sürdürememesi de dikkate değer.
- İsme tepki. Adı söylendiğinde dönüyor mu? Duyma sorunu olmadığı halde tekrar tekrar dönmemesi en sık kaçırılan işaretlerden biri.
- İşaret etme. İstediği bir şeyi parmağıyla gösteriyor mu? Sadece isteğini değil, ilgisini de gösteriyor mu? Bir uçağı görüp "bak" der gibi parmağıyla göstermek, su istemek için göstermekten farklı ve daha erken kaybolan bir beceri.
- Ortak dikkat. Siz bir şeye baktığınızda o da oraya bakıyor mu? Yeni bir oyuncak gördüğünde sizin yüzünüze dönüp "sen de gördün mü" der gibi kontrol ediyor mu?
Bunların yanında sık görülen başka işaretler de var: taklit etmede zorlanma, bay bay ya da ce-ee gibi sosyal oyunlara katılmama, oyuncakları oynamak yerine dizme ya da tekerleğini döndürme, tekrarlayan el hareketleri, seslere ya da dokunuşa alışılmadık tepkiler, rutin değiştiğinde yoğun huzursuzluk.
| Yaş | Bu dönemde beklenen | Dikkate değer olan |
|---|---|---|
| 9-12 ay | Adına dönme, sesle karşılıklı oynama, bay bay yapma | İsme tepkinin sık sık olmaması, seslenmeye karşılık vermeme |
| 12-18 ay | İşaret ederek isteme ve gösterme, basit taklit, ilk kelimeler | Hiç işaret etmeme, taklit etmeme, kelime çıkmaması |
| 18-24 ay | Getirip gösterme, "bak anne" davranışı, hayali oyunun başlaması | Dikkat paylaşmama, oyuncakla oynamak yerine dizme, göz temasının azlığı |
| Her yaşta | Kazanılan becerinin korunması | Var olan kelimelerin ya da göz temasının kaybolması |
Son satırın altını çizmek isterim. Çocuk daha önce söylediği kelimeleri söylemeyi bırakmışsa ya da eskiden kurduğu göz temasını kurmuyorsa, bu beklenmeyi değil değerlendirilmeyi gerektiren bir durum.
Neden oluyor?
Bugünkü bilgiye göre otizmin tek bir nedeni yok. Genetik yatkınlığın belirleyici bir rolü olduğu, buna gebelik ve doğum dönemine ait bazı etkenlerin eşlik edebildiği düşünülüyor. Beynin gelişim sürecindeki farklılıklar doğumdan çok önce başlıyor.
Aşıların otizme yol açtığı iddiası ise geniş araştırmalarda defalarca sınandı ve desteklenmedi. Bu soruyu bana soran aileleri hiç yargılamıyorum, çünkü internet bu konuda kirli. Ama cevabı net.
Kısa ayrım: Geç konuşan her çocuk otizm spektrumunda değil. Ayırt edici olan kelime sayısı değil, çocuğun iletişim kurma çabası. Konuşmadan da olsa sizi elinizden çekip isteğini gösteren, yüzünüzü kontrol eden, birlikte gülen bir çocukla, iletişim yolunu hiç aramayan bir çocuk farklı yerlerde duruyor.
M-CHAT taraması ne işe yarar?
M-CHAT, 16-30 ay arasındaki çocuklar için kullanılan kısa bir tarama aracı. Ebeveynin doldurduğu, evet-hayır sorularından oluşan bir form. Ülkemizde çocuk hekimleri sağlam çocuk takiplerinde sıklıkla kullanıyor.
Burada çok karıştırılan bir nokta var: M-CHAT bir tanı testi değil. Tarama aracı, yani "bu çocuğun ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir mi" sorusuna cevap veriyor. Riskli çıkması otizm olduğu anlamına gelmiyor; düşük çıkması da endişenizi tek başına geçersiz kılmıyor. Formda her şey yolunda göründüğü halde içiniz rahat değilse, bu da bir veri.
Ne zaman uzman desteği almalı?
Cevabım şu: aklınıza takıldığı gün. Bu alanda "biraz daha bekleyelim" tavsiyesinin bedeli ağır oluyor, çünkü kaybedilen aylar beynin en esnek olduğu aylar.
Özellikle şu durumlarda beklemeyin: 12 ayda mırıldanma ve jest yoksa, 12 ayda isme tepki düzenli olarak gelmiyorsa, 16 ayda tek kelime çıkmadıysa, 24 ayda iki kelimelik anlamlı birleşimler yoksa, ya da herhangi bir yaşta kazanılmış bir beceri kaybolduysa.
Sürecin nasıl işlediğini de açık yazayım. Otizm spektrum bozukluğu tanısını çocuk ve ergen psikiyatristi koyar. Tanı; klinik gözlem, gelişim öyküsü ve gerektiğinde uygulanan değerlendirme araçlarının bir arada okunmasıyla konur. Öncesinde işitme testi yapılması da standart bir adımdır, çünkü işitme kaybı benzer bir tabloya yol açabiliyor. Bir psikolog olarak benim yaptığım şey tanı koymak değil.
Nasıl çalışıyoruz?
Bana bu endişeyle gelen ailelerle üç koldan ilerliyorum.
Gelişimsel değerlendirme. Çocuğu oyun içinde gözlemliyor, gelişim öyküsünü ayrıntılı alıyor ve hangi alanlarda nerede olduğunu çıkarıyorum. Bu, psikiyatriste giderken elinizde somut bir tablo olmasını sağlıyor. Yönlendirmeyi de ben yapıyorum, tek başınıza kapı arayarak dolaşmıyorsunuz.
Oyun temelli çalışma. Küçük yaşta çalışmanın yolu masa başı değil, yerdeki oyun. Çocuğun kendi ilgisine katılıp oradan karşılıklılık kurmayı hedefliyoruz: sıra alma, bakışı takip etme, dikkat paylaşma, taklit. Bunlar konuşmanın üzerine kurulacağı zemin.
Aile desteği. Haftada bir saatlik görüşmenin, evdeki yüz saatin yanında küçük kaldığını biliyorum. Bu yüzden asıl işi ailenin yapabilmesi için çalışıyorum. Filial Terapi yaklaşımıyla ebeveyne, çocuğuyla nasıl oyun kuracağını doğrudan öğretiyorum. Ayrıca sürecin ailede yarattığı yorgunluk, kaygı ve kardeş dengesi de görüşmelerin bir parçası.
Otizmde çoğu zaman birden fazla alanda destek gerekiyor: özel eğitim, dil ve konuşma terapisi, gerektiğinde ergoterapi. Ben bu ekibin içindeki bir halkayım ve diğerleriyle konuşarak çalışmayı tercih ediyorum.
Evde yapabilecekleriniz
- Yüz yüze gelin. Oyun sırasında çocuğun karşısına, göz hizasına oturun. Arkasından ya da yukarıdan konuşmak yerine yüzünüzü görebileceği yere geçin.
- Onun oyununa katılın, yönlendirmeyin. Taşları diziyorsa siz de bir taş uzatın. Oyunu değiştirmeye çalışmak yerine içine girmek kapıyı daha çabuk açıyor.
- Küçük bir boşluk bırakın. İstediği şeyi hemen vermeden önce bir iki saniye bekleyin ve bakın. Bu kısa duraklama, çocuğa iletişim kurmak için yer açıyor.
- Her isteği sözle karşılayın. Elinizi çekip suyu gösterdiğinde "su istiyorsun, su" deyin. Kelimeyi eylemin tam üstüne koyun.
- Sosyal oyunları tekrarlayın. Ce-ee, cıkcık, sırayla top yuvarlama. Bunlar basit görünüyor ama karşılıklılığın temel provası.
- Ekranı azaltın, sesi artırın. Bu yaşta öğrenme başka bir insanın yüzünden geçiyor. Ekran bunun yerini tutmuyor.
- Not tutun. Neyi ne zaman yaptığını kısa kısa yazın. Değerlendirmede bu notlar bir saatlik gözlemden daha çok şey anlatıyor.
Son olarak şunu söylemek isterim: erken müdahale kesin bir sonuç vaat etmiyor, kimse öyle bir söz veremez. Ama erken başlayan çocukların iletişim, oyun ve günlük yaşam becerilerinde belirgin yol aldığını hem araştırmalar hem de odamdaki deneyimim gösteriyor. Endişeniz varsa 15 dakikalık ön görüşmede birlikte bakalım. Gerekmiyorsa gerekmediğini söylemek de işimin bir parçası.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Çocuk ve Ergen Terapisi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Çocuk ve Ergen Terapisi



