Dolabın kapağı açık kaldı ve içeriye baktınız. Altı ay önce hiç giymediği renkler, tanımadığınız bir grubun tişörtü, kestiği saç, değişen ayakkabı. Telefonunda başka bir isim kullanıyor. Geçen yaz "avukat olacağım" diyordu, şimdi hepsi saçma geliyor.
Bunu izlemek anne babayı ürkütüyor. Çünkü değişimin hızı, "benim çocuğum nereye gitti" sorusunu getiriyor. Bazı ailelerde bu soru bir adım daha ileri gidiyor ve internette bir liste okunuyor: acaba kişilik bozukluğu mu?
Baştan söyleyeyim: bir ergenin altı ayda üç kez değişmesi, bozulduğunu göstermiyor. Çoğu zaman tam da yapması gereken şeyi yaptığını gösteriyor. Bu yazıyı, o dolabın önünde biraz daha rahat durabilmeniz için yazdım.
Ergenlikte kişilik nasıl gelişiyor?
Kişilik, bir insanın düşünme, hissetme ve ilişki kurma biçiminin zamanla oturmuş hali. Buradaki kelime "oturmuş". Ergenlikte bu oturma işlemi hâlâ sürüyor, hatta en hareketli dönemini yaşıyor.
Ergenin yaptığı şeye kimlik arayışı diyoruz. Genç, "ben kimim" sorusunu ilk kez ciddi ciddi soruyor ve cevabı denemelerle arıyor. Farklı tarzlar, farklı gruplar, farklı fikirler, farklı hayaller. Bunların hepsi prova. Provanın doğası gereği bir kısmı tutmuyor ve bırakılıyor.
Bu arayışın bir de zorlanan tarafı var. Genç bazen hiçbir denemede kendini bulamıyor, ne istediğini bilemiyor, kendini boşlukta hissediyor. Buna kimlik karmaşası deniyor ve tek başına bir bozukluk anlamına gelmiyor; geçici bir aşama olarak da yaşanabiliyor.
Bir ergenin farklı ortamlarda farklı görünmesi de bu yüzden. Evde suskun, arkadaş grubunda konuşkan, okulda bambaşka biri olabiliyor. Aileler bunu ikiyüzlülük gibi okuyup üzülüyor, oysa genç aynı anda birkaç versiyonunu deniyor ve hangisinin kendisine oturduğunu ölçüyor. Bu deneme yanılma bittiğinde geriye kalan şeye biz kişilik diyoruz.
Kısa ayrım: Ergenlikte değişen şey genellikle kabuk: tarz, ilgi alanı, arkadaş grubu, hedefler. Altta duran şey, yani gencin sevgiye, adalete, sadakate verdiği değerler, çoğu zaman şaşırtıcı biçimde tutarlı kalıyor. Endişelenmeden önce kabuğa değil, alta bakın.
Hangi dalgalanmalar bu dönemin parçası?
Aşağıdakiler ailelerin sık sorduğu ve çoğunlukla bu dönemin olağan görünümü olan şeyler:
- Duyguların hızlı değişmesi. Bir saat içinde çok mutludan çok kırgına geçmek. Duygu düzenleme becerisi bu yaşta hâlâ gelişiyor.
- Aşırı tepkiler. Küçük görünen bir olayın gence büyük gelmesi. Ergenin ölçeği yetişkininkinden farklı çalışıyor.
- Sık değişen ilgi alanları ve hedefler. Her ay başka bir meslek, başka bir hobi.
- Aileden uzaklaşıp arkadaşa yaklaşma. Bu bir reddediş değil, ayrışma görevi.
- Fikirlerde keskinlik. Siyah beyaz düşünme, kendi görüşünü sertçe savunma.
- Görünüşe aşırı önem verme. Aynanın önünde geçen zaman, sosyal medyadaki kıyaslamalar.
- Mahremiyet isteği. Kapalı kapı, kilitli telefon, kısalan cevaplar.
Bunların hepsi tek başına endişe konusu değil. Dikkat isteyen yer, bu dalgalanmaların gencin hayatını daraltmaya başladığı nokta: ilişkilerin sürekli kopması, okulun aksaması, öfkenin kontrol edilemez hale gelmesi, kendine zarar verme davranışı ya da uzun süren bir boşluk hissi.
Bu dalgalanmalar neden oluyor?
Ergenlikte olan biten şey rastgele değil, gelişimsel bir program:
- Beyin hâlâ inşa halinde. Duyguyu üreten bölgeler, frenleyen bölgelerden daha erken olgunlaşıyor. Yani gaz pedalı frenden önce hazır oluyor.
- Hormonal değişim. Bedenin hızla değişmesi, gencin kendine bakışını da değiştiriyor.
- Ayrışma görevi. Genç, aileden ayrı bir kişi olabilmek için önce aileden farklılaşmak zorunda. Karşı çıkmak bunun aracı.
- Akran aynası. Bu yaşta kişilik, arkadaşların tepkisiyle şekilleniyor. Dışlanma korkusu davranışları belirleyebiliyor.
- Dijital ortam. Genç kendini binlerce kişiyle kıyaslıyor ve farklı ortamlarda farklı bir versiyonunu deniyor.
Bu listede aileyi suçlayan bir madde yok, çünkü böyle bir madde yok. Ailenin rolü bu programı durdurmak değil, sürecin güvenli bir zeminde yürümesini sağlamak.
Ne zaman uzman desteği almalı?
Şu üç soru burada da yol gösteriyor:
- Süre: Zorlanma birkaç haftalık bir dönem mi, yoksa aylardır süren ve azalmayan bir hal mi?
- Yoğunluk: Duygular dalgalanıyor mu, yoksa gencin kendini ve ilişkilerini kontrol edemediği bir yoğunluk mu var?
- İşlev: Okul, arkadaşlıklar ve ev hayatı sürüyor mu, yoksa hepsi birden daralıyor mu?
Kendine zarar verme davranışı, sürekli kopan ve kavgayla biten ilişkiler, uzun süren boşluk ve değersizlik hissi ya da öfkenin kontrol edilemez hale gelmesi varsa beklemeyin. Böyle bir durumda destek almak gence bir etiket takmak anlamına gelmiyor; tam tersine, etiket gerektirmeden çalışabileceğimiz bir zaman aralığı açıyor.
Emin olamıyorsanız ücretsiz ön görüşme tam olarak bunun için var. Bir süreç gerekmiyorsa gerekmediğini söylüyorum ve bu, ergen görüşmelerinde gerçekten sık çıkan bir sonuç.
Kişilik bozukluğu tanısı neden ergende temkinle konuluyor?
Sebep basit: kişilik bozukluğu tanımı gereği yerleşmiş, süreklilik gösteren ve zaman içinde değişmeyen bir örüntüyü anlatıyor. Ergende ise örüntünün kendisi hâlâ oluşuyor. Bugün gördüğünüz şey iki yıl sonra orada olmayabiliyor.
Bu yüzden ruh sağlığı alanında ergenlik döneminde bu tür tanılar dikkatle ve genellikle uzun bir gözlem süresinden sonra ele alınıyor. Ayrıca bir kez daha netleştireyim: tanı koymak çocuk ve ergen psikiyatristinin işi. Ben bir psikolog olarak değerlendirme yapar, gözlemlerimi paylaşır ve gerektiğinde yönlendiririm.
Bir de etiketin kendisiyle ilgili bir şey söyleyeyim. Etiket, gencin kendine bakışına yerleşiyor. "Ben zaten böyleyim, değişmez" cümlesi bir kere kurulduğunda değişimin önünü kapatıyor. Bu yüzden bir davranış tarif edilirken kişiyi değil, davranışı adlandırmak daha doğru bir yol oluyor.
Etiketin ailede de bir etkisi oluyor. Bir kere konulduğunda gencin her davranışı o başlığın altından okunmaya başlıyor: yorgunluğu, kırgınlığı, itirazı, hepsi. Oysa aynı davranışlar başka bir gençte kimsenin dikkatini çekmeyecekti. Etiketsiz bakmak, gencin hâlâ değişebilir olduğunu görmenin en pratik yolu.
Nasıl çalışıyoruz?
Bu yaş grubunda ilk hedefim tanımlamak değil, anlamak.
Gençle: Görüşmelerde ne olduğundan çok, neyin zorladığına bakıyoruz. Duygunun yoğun geldiği anlarda ne olup bittiğini birlikte inceliyoruz: hangi düşünce hangi duyguyu getiriyor, o duygu hangi davranışa yol açıyor. Bilişsel davranışçı yaklaşımın araçları burada işe yarıyor. Yanına duygu düzenleme ve ilişki becerileri üzerine çalışmalar ekliyoruz. Ergenle terapinin en verimli tarafı şu: bu yaşta kişilik hâlâ şekillenebilir durumda, yani kazanılan beceriler kalıcı oluyor.
Aileyle: Ebeveyn danışmanlığında sınırların nasıl esnek ama net tutulacağını, tartışmanın nasıl büyümeden biteceğini ve gencin özerklik ihtiyacına nasıl yer açılacağını konuşuyoruz. Ergenlikte en çok işe yarayan aile tutumu, kuralın olduğu ama kuralın konuşulabildiği bir ev.
Tanı gerektiren bir tablo düşünüyorsam bunu ailemle açıkça paylaşıyor ve çocuk ve ergen psikiyatristine yönlendiriyorum.
Evde yapabilecekleriniz
- Denemelere alan açın. Saç rengi, müzik, tarz. Geri alınabilir şeylerde esnek olmak, geri alınamayan konularda net durmayı kolaylaştırıyor.
- Kişiyi değil davranışı adlandırın. "Sen çok agresifsin" yerine "az önce bağırarak konuştun, bu bana ulaşmıyor".
- Fikrini ciddiye alın, katılmasanız bile. Ergen, tartışmayı kazanmak değil, dinlendiğini görmek istiyor.
- Değişmeyeni ona gösterin. "Ne yaparsan yap, arkadaşına sahip çıkan bir yanın hep vardı." Kimlik arayışında bu tür cümleler zemin oluyor.
- Karşılaştırmayı bırakın. Kardeşle, kuzenle ya da sizin gençliğinizle kıyaslama, gencin arayışını utanca çeviriyor.
- Kapıyı açık tutan bir zaman ayırın. Haftada bir, konuşma zorunluluğu olmayan ortak bir iş. Yan yana geçen zaman, karşılıklı sorulardan daha çok şey açıyor.
- Sınırı azaltmayın, gerekçesini paylaşın. Ergen kuralın kendisine değil, gerekçesiz olmasına direniyor. "Böyle olacak, çünkü" cümlesi tartışmayı kısaltıyor.
- Kendi ergenliğinizi hatırlayın. O dönemde sizi en çok neyin rahatlattığını düşünmek, bugün ne yapacağınız konusunda şaşırtıcı biçimde iyi bir pusula oluyor.
Ergenlik geçici, kişilik ise hâlâ yazılıyor. Çoğu genç bu arayıştan kendine ait bir yerle çıkıyor. Emin olamadığınız bir noktadaysanız ücretsiz ön görüşmede birlikte bakabiliriz.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Çocuk ve Ergen Terapisi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Çocuk ve Ergen Terapisi



