Bir zamanlar arabada radyoyu açıp size şarkı söyleten çocuk, şimdi arka koltukta kulaklıkla oturuyor. "Bugün nasıldı?" diye soruyorsunuz, "iyi" diyor. Başka bir şey söylemiyor. Akşam yedide odasının kapısı kapanıyor ve bir daha açılmıyor.
Bunu bana anlatan anne babalar çoğunlukla aynı yerde takılıyor: "Ergenlik böyle bir şey mi, yoksa bir şey mi oluyor?" Soruyu sormak bile insana kendini suçlu hissettiriyor, çünkü her iki cevap da zor. Baştan söyleyeyim: bu soruyu soruyor olmanız aşırı kaygılı olduğunuzu göstermiyor. Ergenlik döneminde depresyon gerçekten görülüyor ve gerçekten gözden kaçabiliyor.
Gözden kaçmasının en yaygın sebebi şu: ergende depresyon çoğu zaman hüzün gibi değil, sinirlilik gibi görünüyor. Bu yazıyı, ikisini birbirinden ayırmanıza yardımcı olmak için yazdım.
Ergenlik dalgalanması mı, depresyon mu?
Ergenlik dönemi zaten inişli çıkışlı. Duygular hızlı değişiyor, aileden uzaklaşıp arkadaşa yaklaşma yaşanıyor, mahremiyet isteği artıyor, bazı günler her şey çok kötü bazı günler her şey yolunda oluyor. Bunların hepsi gelişimin beklenen parçası.
Depresyon ise bir günün ya da bir haftanın kötülüğü değil. Süreklilik gösteren, gencin kendisini ve hayatını gördüğü açıyı değiştiren, günlük işleyişini daraltan bir tablo. Aradaki fark tek bir davranışta değil, bir örüntünün süresinde ve genişliğinde saklı.
| Ergenlik dalgalanması | Dikkat isteyen tablo |
|---|---|
| Kötü gün var, ama iyi gün de var | İki haftadan uzun süredir neredeyse her gün aynı |
| Sevdiği şeye hâlâ istekle gidiyor | Eskiden zevk aldığı hiçbir şey artık çekmiyor |
| Aileden uzaklaşırken arkadaşa yaklaşıyor | Arkadaşlardan da çekiliyor, herkesten uzaklaşıyor |
| Sinirleniyor, sonra toparlanıyor | Sinirlilik gün boyu sürüyor, küçük şeye büyük tepki |
| Notlarda iniş çıkış | Okulda belirgin ve süren bir düşüş, ödevlere hiç dokunmama |
| Kendinden şikâyet ediyor ama umutlu | "Ben zaten beceremiyorum, hiçbir şey değişmez" cümleleri |
Kısa ayrım: Ergenlik dalgalanmasında değişen ruh hali, depresyonda değişen hayatın kendisi. Uykusu, iştahı, arkadaşları, okulu ve kendine bakışı aynı anda etkileniyorsa, konu bir dönemi atlatmaktan çıkmış demektir.
Belirtileri neler?
Ergende depresyon yetişkindeki gibi görünmüyor. Ağlayan, içine kapanan bir tablo yerine çoğu zaman öfkeli, tahammülsüz, "hiçbir şeyden hoşlanmayan" bir genç görüyorsunuz. Aşağıdakilerin birkaçı bir arada ve yaklaşık iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa dikkate değer:
- Sürekli sinirlilik ve tahammülsüzlük. Ergende hüznün en sık kılığı bu. Kapı çarpması, kısa ve sert cevaplar, en küçük soruya patlama.
- Eskiden sevdiği şeylerden zevk almama. Maç, müzik, çizim, oyun, hepsi bırakılmışsa bu tek başına bile anlamlı bir işaret.
- Uyku düzeninin bozulması. Sabaha kadar uyanık kalıp gündüz uyumak, ya da tam tersi, saatlerce uyuyup yine dinlenememek.
- İştah ve kilo değişimi. Yemekten kesilmek ya da alışılmadık biçimde fazla yemek.
- Sosyal geri çekilme. Arkadaş görüşmelerinin bitmesi, mesajlara dönmemesi, davetleri sürekli reddetmesi.
- Okul performansında düşüş. Derse odaklanamama, ödevi başlatamama, devamsızlığın artması.
- Bedensel yakınmalar. Doktor kontrolünde bir neden çıkmayan baş ağrısı, karın ağrısı, sürekli yorgunluk.
- Kendine dair sert cümleler. "Ben işe yaramazım", "kimse beni takmıyor", "boş ver, fark etmez".
Belirleyici olan maddelerin sayısı değil. Süreklilik, yoğunluk ve gencin hayatının daralması. Bir hafta suratını asan bir ergenle, iki aydır odasından çıkmayan bir ergen aynı yerde durmuyor.
Neden oluyor?
Tek bir sebep aramak yanıltıcı olur ve genellikle haksız bir yere, aileye çıkar. Depresyon çoğunlukla birkaç şeyin üst üste gelmesiyle ortaya çıkıyor:
- Biyolojik yatkınlık. Ailede duygudurum zorlanmaları varsa yatkınlık artabiliyor. Bu bir kader değil, bir olasılık.
- Ergenlik döneminin kendi biyolojisi. Hormonal değişim, uyku ritminin kayması ve beynin duygu düzenleme sisteminin hâlâ gelişiyor olması.
- Kayıp ve değişimler. Ayrılık, taşınma, okul değişikliği, yakın birinin kaybı, ailedeki bir hastalık.
- Akran ilişkileri. Dışlanma, akran zorbalığı, sosyal medyada süren kıyaslama ve görünürlük baskısı.
- Uzayan başarısızlık hissi. Notlar, sınav baskısı ya da yetişememe duygusu. Bir süre sonra genç bunu "ben yetersizim" diye okumaya başlıyor.
- Uyku düzensizliğinin kendisi. Uykusuzluk depresyonun hem belirtisi hem besleyicisi olabiliyor.
Bu listeye bakıp kendi payınızı arayacaksanız şunu söyleyeyim: depresyon "yanlış ebeveynlik" sonucu ortaya çıkmıyor. Ailenin rolü sebep olmak değil, fark etmek ve yol açmak.
Ne zaman uzman desteği almalı?
Kesin bir çizgi yok, ama şu üç soru yol gösteriyor:
- Süre: Yaklaşık iki haftadır neredeyse her gün sürüyor ve azalmıyor mu?
- Yaygınlık: Sadece bir alan mı etkileniyor, yoksa uyku, iştah, okul ve arkadaşlıklar aynı anda mı?
- İşlev: Sabah kalkmak, okula gitmek, birine cevap vermek zorlaşmış mı?
Üçünden ikisi varsa beklemeyin. Erken destek almanın neredeyse hiç zararı olmuyor, gecikmiş destek ise süreci uzatıyor.
Bir konuda net olayım: depresyon tanısını çocuk ve ergen psikiyatristi koyar. Ben psikolog olarak değerlendirme yapar, gözlemlerimi paylaşır ve gerektiğinde yönlendiririm. İlaç kullanılıp kullanılmayacağı da tamamen hekimin karar vereceği bir konu. Terapi ve hekim takibi çoğu zaman birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki yol oluyor.
Riskle ilgili bir şey duyduysanız: Çocuğunuz yaşamak istemediğini, kendine zarar vermeyi düşündüğünü ya da "olmasam daha iyi" gibi bir şey söylediyse, bunu geçiştirmeyin ve tek başınıza taşımayın. Sakin kalın, yargılamadan dinleyin, yanında kalın ve aynı gün profesyonel destek arayın. Acil bir durum olduğunu düşünüyorsanız 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Aramak abartı değil, doğru olan şey.
Nasıl çalışıyoruz?
Ergenle çalışırken ilk hedefim tekniğe geçmek değil, gencin odada rahat etmesi. Çoğu ergen terapiye "beni düzeltecekler" beklentisiyle geliyor ve savunmada oturuyor. O savunma inmeden hiçbir yöntem işe yaramıyor.
Gençle: Bu yaş grubunda bilişsel davranışçı terapi belirgin biçimde işe yarıyor. Birlikte şuna bakıyoruz: hangi düşünce hangi duyguyu getiriyor, o duygu hangi davranışa yol açıyor ve o davranış tabloyu nasıl büyütüyor. "Kimse beni istemiyor" cümlesinin gerçekten kanıtı var mı diye bakmak, gence kendi zihnine dışarıdan bakmayı öğretiyor. Buna davranışsal adımlar ekliyoruz: uyku saatinin yavaşça öne çekilmesi, günde bir tane küçük ve başarılabilir hareket, sevdiği bir şeye hafta içinde yeniden dokunma.
Aileyle: Ebeveyn danışmanlığı burada sürecin süsü değil, kendisi. Evde tartışmanın nasıl azalacağı, hangi cümlelerin kapıyı kapattığı, sabah rutininin nasıl kurulacağı üzerinde birlikte çalışıyoruz. Ailede en sık değiştirdiğimiz şey soru biçimi oluyor: "Neden hâlâ yataktasın" yerine "bugün ne kadarını yapabilirsin" gibi.
Gerekiyorsa çocuk ve ergen psikiyatristine yönlendiriyorum ve ailenin izniyle okulla ortak bir plan kurabiliyorum. Ne kadar süreceğini baştan söylemem mümkün değil, ama ilk birkaç görüşmeden sonra nasıl bir yol izleyeceğimizi birlikte netleştiriyoruz.
Evde yapabilecekleriniz
- Sinirliliği kişisel almamaya çalışın. Kolay değil, biliyorum. Ama o öfke çoğu zaman size değil, taşımakta zorlandığı bir şeye ait.
- Kapıyı açık tutan cümleler kurun. "Ne oldu, anlat" yerine "bugün zor geçmiş gibi duruyor, konuşmak istersen buradayım". Cevap gelmese bile cümlenin kendisi kalıyor.
- Uykuyu tartışma konusu değil, düzen konusu yapın. Telefonun gece yatak odasında olmaması, kavga edilerek değil, önceden birlikte konuşularak kararlaştırılsın.
- Küçük hareketi zorlamadan davet edin. Akşam on dakikalık bir yürüyüş, markete birlikte gitmek. Yan yana yapılan işler, karşılıklı konuşmalardan daha kolay açılıyor.
- Çabayı görün, sonucu değil. "Notun düşmüş" yerine "bugün derse gitmek zor olmasına rağmen gittin, bunu fark ettim".
- Kendi halinizi de gözetin. Tükenmiş bir ebeveynin sakin kalması mümkün olmuyor. Sizin destek almanız gence de dolaylı olarak iyi geliyor.
Depresyon geçiyor. Çoğu genç doğru destekle bu dönemden iyi çıkıyor. Emin olamadığınız bir yerdeyseniz ücretsiz ön görüşme tam olarak bunun için var; bir süreç gerekmiyorsa gerekmediğini söylüyorum, bu da sık olan bir sonuç.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Bilişsel Davranışçı Terapi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Çocuklarda Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)



