Marketin kasa sırasındasınız. Çocuğunuz raftaki çikolatayı istedi, siz "bugün olmaz" dediniz. Bir saniye sonra kendini yere attı. Bağırıyor, tekmeliyor, sırt üstü yatmış ağlıyor. Sıradaki insanlar bakıyor. Biri "şımarık" diye mırıldanıyor. Siz orada hem çocuğunuzu yatıştırmaya hem de bakışları taşımaya çalışıyorsunuz.
Eve gelince ikinci dalga başlıyor: keşke daha sakin kalabilseydim, keşke bağırmasaydım, neden ben bu kadar sabırsızım. O suçluluk, günün en yorucu kısmı oluyor.
Şunu söyleyerek başlayayım: öfke nöbeti kötü ebeveynliğin göstergesi değil. Çoğunlukla, gelişmekte olan bir beynin taşıyamayacağı kadar büyük bir duyguyla karşılaşmasının göstergesi. Ve bu nöbetlerin nasıl karşılandığı, çocuğun duygu düzenleme becerisini gerçekten biçimlendiriyor.
Öfke nöbeti nedir?
Öfke nöbeti, çocuğun yoğun bir duyguyla baş edemediği anda ortaya çıkan ani ve kontrolsüz bir boşalma. Ağlama, bağırma, kendini yere atma, tekmeleme, bazen eşyaya vurma şeklinde görünüyor.
En sık bir buçuk ile dört yaş arasında karşımıza çıkıyor ve bunun basit bir nedeni var: bu yaşta çocuğun istekleri, dil becerisinin ve öz denetim kapasitesinin çok önünde gidiyor. Ne istediğini biliyor, anlatamıyor, bekleyemiyor ve öfkesini durduramıyor. Ortaya çıkan şey bir seçim değil, bir taşma.
Buna kapasite aşımı diyorum. Çocuğun sinir sistemi o an, taşıyabileceğinden fazlasını taşıyor. Aç, yorgun ya da uyaran yüklü bir çocukta bu eşik daha da düşüyor. Bu yüzden krizlerin çoğu akşamüstü, market çıkışı ve misafirlik sonrası oluyor.
Kısa ayrım: Öfke nöbetinde çocuk kontrolünü kaybetmiş durumda, sizin ne söylediğinizi işleyemiyor. Bir şeyi elde etmek için ayarlanmış bir davranışta ise çocuk sizi kontrol eder, tepkinizi ölçer, sonuç alınca hemen durur. İkisine verilecek karşılık da farklı olmalı: birincisinde önce sakinleşme, ikincisinde sakin ama değişmeyen bir sınır.
Belirtileri ve seyri nasıl?
Yaşına uygun bir öfke nöbeti genellikle şöyle görünüyor:
- Birkaç dakika ile on beş dakika arasında sürer
- Sakinleştikten sonra çocuk tekrar ilişkiye açılır, kucak ister
- Günde bir iki kez, çoğunlukla yorgunluk ve açlık saatlerinde olur
- Çocuk kendine ya da başkasına ciddi zarar vermez
- Yaş ilerledikçe sıklığı azalır
Daha yakından bakılması gereken tablo ise şöyle:
- Nöbetlerin çoğunlukla yarım saati aşması
- Günde birkaç kez ve neredeyse her gün tekrarlaması
- Çocuğun kendine vurması, saçını çekmesi, başkalarını sık sık incitmesi
- Dört beş yaştan sonra sıklığın azalmak yerine artması
- Sakinleştikten sonra uzun süre toparlanamaması
- Krizlerin evde, kreşte ve dışarıda aynı yoğunlukta sürmesi
Neden oluyor?
- Gelişimsel dönem. Bağımsızlık isteğinin en yüksek, öz denetimin en düşük olduğu yaşlar.
- Dilin yetişememesi. Anlatamayan çocuk gösteriyor. Dil geliştikçe nöbetler genellikle azalıyor.
- Fiziksel eşikler. Açlık, uykusuzluk, hastalık, diş çıkarma. Bunlar nöbetin nedeni değil ama zeminini hazırlıyor.
- Uyaran yükü. Kalabalık, gürültü, ışık, uzun süren bir gün. Bazı çocuklar için alışveriş merkezi başlı başına bir yük.
- Tutarsız sınırlar. Bazen hayır, ısrar edince evet. Bu düzen, çocuğa "biraz daha ısrar edersem değişir" bilgisini öğretiyor. Sonra da ısrar büyüyor.
- Değişiklikler. Kardeş doğumu, kreşe başlama, taşınma, evdeki gerginlik.
- Mizaç. Bazı çocuklar duyguları daha yoğun yaşıyor ve daha yavaş yatışıyor. Bu bir kusur değil.
Kriz anında ne işe yarıyor?
Bir şeyi baştan söyleyeyim: nöbet anında konuşmak, açıklamak ve akıl vermek işe yaramıyor. Çocuğun o anda mantık yürüten bölümü devre dışı, sadece duygu çalışıyor. "Bak sana kaç kez söyledim", "böyle yaparsan alamazsın" gibi cümleler o an hiçbir yere gitmiyor. Ders anı, kriz anı değil.
Kriz sırasında işe yarayanlar şunlar:
- Önce kendi sesinizi indirin. Odadaki en sakin sinir sistemi sizinki olmalı. Yavaş konuşmak, alçak ses ve gevşemiş bir beden yatıştırıcı.
- Güvenliği sağlayın. Çarpabileceği eşyaları uzaklaştırın, gerekiyorsa kalabalıktan çıkarıp sakin bir yere geçin.
- Az kelime kullanın. "Buradayım. Geçecek." Tekrar edin. Uzun cümle kurmayın.
- Duyguyu adlandırın, davranışı onaylamadan. "Çok istedin, alamayınca çok kızdın." Bu, isteği kabul etmek anlamına gelmiyor.
- Yakın durun, zorlamayın. Dokunulmak istemiyorsa dokunmayın, ama gitmeyin.
- Kararınızı değiştirmeyin. Kriz sırasında verilen taviz, bir sonraki krizin davetiyesi oluyor.
- Sonrasında bağlanın. Sakinleştiğinde kucaklayın. "Zor bir andı, birlikte atlattık." Konuşmayı buraya bırakın.
Sınır koymak, tutarlı olmak demek
Sınır konusunda ailelerde iki yanlış anlama var. Birincisi sınırı sertlikle karıştırmak, ikincisi sınır koymayı sevgisizlik sanmak. Oysa sınır, çocuğun dünyasının kenarlarını gösteren şey ve bu kenarlar belliyse çocuk daha güvende hissediyor.
Sınırı işe yaratan şey ne kadar sert söylendiği değil, ne kadar değişmediği. Bugün hayır olan şey yarın da hayır ise, çocuk birkaç denemeden sonra bunu öğreniyor ve mücadeleyi bırakıyor. Ama bugün hayır, on beş dakika ısrardan sonra evet oluyorsa, öğrenilen şey ısrarın işe yaradığı oluyor.
Tutarlılığın ikinci ayağı anne baba arasında. Biri hayır derken diğeri gizlice veriyorsa, sınır ortadan kalkıyor. Bu yüzden ebeveyn danışmanlığında ilk konuştuğumuz şeylerden biri eşler arasındaki ortak dil oluyor.
Üçüncüsü de şu: sınır az sayıda olmalı. Gün boyu her şeye hayır diyen bir düzende ne çocuk ne siz dayanabiliyorsunuz. Gerçekten önemli birkaç sınır seçip onların arkasında sağlam durmak, her şeye karışıp hepsinden geri adım atmaktan çok daha etkili.
Sınırın nasıl söylendiği de fark yaratıyor. "Yapma, dokunma, olmaz" yerine ne yapabileceğini söylemek çocuğun işini kolaylaştırıyor: "Duvara çizemezsin, ama şu kâğıda çizebilirsin." Aynı sınır, ama çocuğa bir çıkış yolu bırakıyor.
Ne zaman uzman desteği almalı?
Şu üç ölçüte bakmanızı öneriyorum:
- Süre: Nöbetler birkaç aydır azalmıyor, hatta yoğunlaşıyorsa
- Yoğunluk: Çocuk kendine ya da başkasına zarar veriyorsa, nöbetler yarım saati aşıyorsa
- İşlev: Ailenin günü krizlere göre şekilleniyorsa, dışarı çıkamıyorsanız, kreşten sürekli geri bildirim geliyorsa
Ayrıca dil gelişiminde gerilik, uyaranlara aşırı tepki ya da yaşıtlarıyla ilişkide belirgin zorlanma eşlik ediyorsa, öfke nöbeti tek başına değil bütün tablo içinde değerlendirilmeli. Tanı gerektiren bir durum söz konusuysa bu değerlendirmeyi çocuk ve ergen psikiyatristi yapar.
Nasıl çalışıyoruz?
Öfke nöbetlerinde çalışmam çoğunlukla ebeveyn danışmanlığıyla başlıyor, çünkü değişimin gerçekleştiği yer evin içi.
İlk adımda iki haftalık bir kayıt tutuyoruz: nöbet ne zaman oldu, öncesinde ne vardı, ne kadar sürdü, ne yapıldı, nasıl bitti. Bu tablo çıkınca çoğu ailede belirli saatler ve belirli durumlar öne çıkıyor. Krizlerin önemli bir kısmı, tetikleyici düzenlenerek daha o aşamada azalıyor.
Sonra kriz anındaki tepkileri sadeleştiriyoruz ve eşler arasında ortak bir dil kuruyoruz. Ardından sınırların sayısını ve içeriğini birlikte gözden geçiriyoruz.
Çocuk tarafında, üç yaş üstünde oyun terapisi duygu düzenleme çalışmak için iyi bir zemin sunuyor. Oyunun içinde beklemeyi, sırasını almayı, kaybetmeye dayanmayı ve öfkeyi zarar vermeden ifade etmeyi çalışıyoruz. Daha büyük çocuklarda bilişsel davranışçı yaklaşımla sakinleşme becerileri üzerinde durabiliyoruz.
Evde yapabilecekleriniz
- Eşikleri koruyun. Uyku ve yemek saatlerini sabitleyin. Aç ve yorgun bir çocukta kriz eşiği çok düşüyor.
- Geçişleri haber verin. "Beş dakika sonra parktan çıkıyoruz." Ani geçişler nöbetin en sık tetikleyicisi.
- Sınırlı seçenek sunun. "Mavi mi kırmızı mı" diye sormak, çocuğa kontrol duygusu veriyor ve çatışmayı azaltıyor.
- Zor saatleri hafifletin. Akşamüstü market yapmak yerine sabahı deneyin. Bazı krizler yalnızca planla önleniyor.
- Sakin anlarda duygu konuşun. Kitaplardan, oyunlardan yararlanarak kızgınlığı, üzüntüyü ve hayal kırıklığını adlandırın.
- Sonrasında geri dönün. Çocuk tamamen sakinleştiğinde, kısa ve tek cümlelik bir konuşma yapın. Uzun ders vermeyin.
- Kendinize de mola verin. Kendi öfkeniz yükseldiyse bir dakika kenara çekilmek başarısızlık değil, iyi bir model.
Bir şeyi daha ekleyeyim: dışarıdaki bakışlar sizin ebeveynliğinizin ölçüsü değil. Marketin ortasında sakin kalmayı beceremediğiniz bir gün olduysa, o gün de bu işin parçası. Çoğu çocuk duygusunu düzenlemeyi zamanla öğreniyor ve bunu en çok, kendisi taşamazken yanında sakin kalabilen birinden öğreniyor. Zorlanıyorsanız 15 dakikalık ön görüşmede birlikte bakabiliriz.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Ebeveyn Danışmanlığı hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Ebeveyn Danışmanlığı ve Psikoeğitim



