Bir anne odama girdi, telefonunu uzattı. Ekranda bir liste vardı: on iki madde, yanlarında küçük onay kutucukları. "Sekizini işaretledim" dedi. "Kızım bipolar mı?"
O gece boyunca aramış, okumuş, kendi çocuğunu maddelerin içinde tanımaya çalışmış. Bunu yaptığı için hiç utanmasına gerek yoktu, çünkü aynı şeyi yapan çok aile var. Bir ergenin duyguları bir haftada uçtan uca gidebiliyor ve bu, anne babayı gerçekten korkutuyor.
Baştan söyleyeyim: ergenlik döneminde bipolar bozukluk görülüyor, ama düşünüldüğünden çok daha nadir. O aramanın sonunda çıkan liste, çoğu zaman ergenliğin kendisini, bazen dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu, bazen de uykusuzluğun etkisini anlatıyor. Bu yazıyı, o listeye biraz daha sakin bakabilmeniz için yazdım.
Bipolar bozukluk nedir?
Bipolar bozukluk, kişinin duygudurumunun belirgin dönemler halinde bir uçtan diğerine gittiği bir tablo. Bir tarafta enerjinin, konuşmanın ve hareketliliğin olağandışı biçimde arttığı mani ya da hipomani dönemleri var; diğer tarafta enerjinin çekildiği, isteğin ve zevkin kaybolduğu depresif dönemler.
Buradaki kilit kelime "dönem". Bipolar bozuklukta ruh hali gün içinde birkaç kez değişmiyor. Günlerce, bazen haftalarca süren, kişinin her zamanki halinden açıkça ayrılan blokler halinde gidiyor. Çevredekiler genellikle "o günlerde onu tanıyamadık" diye tarif ediyor.
Ergende bunu ayırt etmek zor, çünkü ergenlik zaten dalgalı. Bir gün her şeye küsen, ertesi gün arkadaşlarıyla kahkaha atan bir genç bipolar değil; büyük ihtimalle sadece ergen.
Ailelerin en çok karıştırdığı nokta da burası. Günlük ruh hali değişimlerine halk arasında "bipolar" deniyor ve bu kullanım o kadar yaygınlaştı ki, kelimenin gerçekte ne anlattığı kayboldu. Klinik olarak konuştuğumuz şey bir insanın gün içinde birkaç kez keyfinin değişmesi değil; günlerce süren, uykusundan konuşma hızına kadar her şeyi birlikte değiştiren belirgin bir dönem.
Kısa ayrım: Ergenlikte ruh hali olaya göre değişir: kavga olur bozulur, davet gelir açılır. Bipolar bozuklukta değişim olaydan bağımsız, günlerce sürer ve gencin uykusunu, muhakemesini, konuşma hızını da birlikte değiştirir.
Belirtileri neler?
İki dönemin görünümü birbirinden çok farklı. Aşağıdaki tablo bir kontrol listesi değil, sadece neyin ne olduğunu anlamanıza yardımcı olacak bir çerçeve.
| Mani / hipomani döneminde | Depresif dönemde |
|---|---|
| Olağandışı yükselmiş ya da aşırı sinirli bir ruh hali | Sürekli çökkünlük ya da tahammülsüzlük |
| Az uykuyla yetinme, buna rağmen yorgun hissetmeme | Çok uyuma ya da uykuya dalamama, sürekli yorgunluk |
| Hızlı ve durdurulamayan konuşma, konudan konuya atlama | Yavaşlamış konuşma, sorulara kısa cevaplar |
| Kendine dair olağandışı büyük fikirler, sınır tanımayan planlar | "Ben beceremem, bir işe yaramam" cümleleri |
| Sonucunu düşünmeden riskli davranışlar, aşırı harcama | Eskiden sevdiği hiçbir şeyden zevk almama |
| Dikkatin sürekli dağılması, birçok işe başlayıp hiçbirini bitirememe | Odaklanamama, ödevi başlatamama, okulda düşüş |
Bu maddelerin birkaçını her ergende zaman zaman görürsünüz. Belirleyici olan, bunların bir arada, günlerce süren ve gencin her zamanki halinden açıkça ayrılan bir blok oluşturması.
En sık karıştığı iki şey
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu. Hareketlilik, dikkat dağınıklığı, çok konuşma ve dürtüsellik iki tabloda da var. Fark şurada: DEHB'de bu özellikler küçük yaştan beri süregelen bir zemin gibi, kalıcıdır. Mani döneminde ise ortaya çıkan şey zeminden ayrılan bir değişimdir, bir başlangıcı ve bitişi vardır. Ayrıca DEHB uyku ihtiyacını azaltmaz.
Ergenliğin kendisi ve uykusuzluk. Gece üçe kadar uyanık kalan, sabah kalkamayan, gün içinde hem sinirli hem coşkulu olan bir genci uykusundan ayırıp değerlendirmek gerekiyor. Uzun süren uyku düzensizliği tek başına duygudurumu ciddi biçimde dalgalandırıyor.
Neden oluyor?
Bipolar bozukluğun tek bir nedeni yok ve kesinlikle ailenin bir şeyi yanlış yapmasıyla ilgili değil. Bugün bilinen şey, birkaç etkenin bir araya geldiği:
- Genetik yatkınlık. En belirgin etken bu. Ailede benzer bir tablo varsa olasılık artabiliyor. Yine de yatkınlık, olacağı anlamına gelmiyor.
- Beyindeki duygudurum düzenleme sistemleri. Bu sistemler ergenlikte hâlâ gelişimini sürdürüyor.
- Uyku ve günlük ritim. Düzensiz uyku tabloyu başlatmıyor ama var olan bir yatkınlığı tetikleyebiliyor.
- Zorlayıcı yaşam olayları. Kayıplar, büyük değişiklikler, yoğun stres dönemleri.
Buradaki hiçbir madde "kim suçlu" sorusuna cevap değil. Aileler bu soruyu çok soruyor ve cevabı yok, çünkü sorunun kendisi yanlış kurulmuş. Bir ergenin duygudurumunun dalgalanması evde yapılan bir hatanın sonucu değil. Ailenin yapabileceği şey sebep aramak yerine, neyin ne zaman değiştiğini fark edip doğru kapıyı çalmak.
Ne zaman uzman desteği almalı?
Şunlardan biri varsa değerlendirme için randevu almak yerinde olur:
- Gencin ruh halinde günlerce süren, olaydan bağımsız ve her zamanki halinden açıkça ayrılan değişimler görüyorsanız.
- Uyku ihtiyacının belirgin biçimde azaldığı, buna rağmen yorulmadığı dönemler yaşanıyorsa.
- Muhakemenin bozulduğu, sonucu düşünülmeyen riskli davranışlar ortaya çıkıyorsa.
- Okul, arkadaşlık ve ev hayatı birlikte etkileniyorsa.
- Ailede benzer bir tablo varsa ve gençte belirgin bir değişim gözlüyorsanız.
Bu maddelerden birini görmek "kesin bu" demek değil, "bakılması gerekiyor" demek. Aradaki farkı korumak ailenin de gencin de yükünü hafifletiyor. Değerlendirme genellikle tek bir görüşmede bitmiyor; hekim belirtilerin zaman içindeki seyrini görmek istiyor ve bu süre bazen aylar alabiliyor. Bu bir gecikme değil, doğru olanı yapmanın gereği.
Şimdi en önemli cümleyi kurayım: bipolar bozukluk tanısını yalnızca çocuk ve ergen psikiyatristi koyar. Ben bir psikolog olarak tanı koymam, ilaç önermem ve koyulmuş bir tanı üzerine yorum yapmam. Değerlendirme yapar, gözlediklerimi ayrıntılı biçimde aktarır ve hekime yönlendiririm. İlaç kullanılıp kullanılmayacağı da tamamen hekimin karar vereceği bir konu.
Nazik bir uyarı: İnternetteki listeler bir fikir verir, tanı koymaz. Bir ergene "bipolar" etiketi yapıştırmak, hem gencin kendini görme biçimini hem ailedeki konuşmaları kalıcı olarak değiştiriyor. Endişeniz varsa bu endişeyi bir uzmana taşıyın, çocuğunuza değil.
Nasıl çalışıyoruz?
Bu tabloda benim rolüm net: tanı koymak değil, sürece eşlik etmek.
Değerlendirme aşamasında: Aileden ayrıntılı bir gelişim ve gözlem öyküsü alıyorum. Neyin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, uykunun nasıl değiştiği, okulda neyin farklılaştığı. Bu bilgiler hekimin değerlendirmesi için gerçekten kıymetli oluyor, çünkü poliklinikte bir saatte anlatılamayacak kadar çok ayrıntı var. Gerektiğinde dikkat ve bilişsel değerlendirme araçlarıyla, tabloya DEHB'nin eşlik edip etmediği konusunda hekime veri sunuyorum.
Terapi eşliğinde: Tanı bir hekim tarafından konulduysa, terapinin görevi tedavinin yerini almak değil, yanında yürümek. Gençle uyku ve günlük ritmin korunması, tetikleyicilerin fark edilmesi, erken uyarı işaretlerinin tanınması ve stresle baş etme becerileri üzerinde çalışıyoruz. Bilişsel davranışçı yaklaşımın araçları burada da işe yarıyor.
Aileyle: Ebeveyn danışmanlığında evde nasıl bir düzen kurulacağını, hangi belirtinin hekime hemen iletilmesi gerektiğini ve kardeşlere bu durumun nasıl anlatılacağını konuşuyoruz. Ailenin kendi yorgunluğu da bu görüşmelerin konusu; çoğu zaman en çok ihmal edilen başlık bu oluyor.
Evde yapabilecekleriniz
- Uyku saatini ailenin ortak düzeni yapın. Ergenle uyku üzerinden kavga etmek yerine, evdeki herkesin uyduğu bir gece rutini kurmak çok daha kolay yürüyor.
- Gözlemlerinizi tarihle yazın. "Bu hafta üç gece iki saat uyudu", "pazartesiden perşembeye kadar hiç durmadan konuştu" gibi notlar hekim için altın değerinde.
- Etiket kullanmayın. "Yine manin mi tuttu" gibi cümleler gencin kendini tanımlamasını bozuyor. Davranışı tarif edin, kişiyi değil.
- Yükselen dönemde tartışmaya girmeyin. O anda ikna etmek işe yaramıyor. Güvenliği koruyun, konuşmayı sakinleşmeyi bekleyin.
- Hekim takibini aksatmayın. İyi geçen bir dönemde randevuyu atlamak, ailelerin en sık pişman olduğu şey.
- Kendinize de nefes alanı açın. Bu süreç uzun soluklu ve ailenin dayanıklılığı sürecin bir parçası.
Doğru değerlendirme ve düzenli takiple bu tablodaki gençlerin çoğu okuluna, arkadaşlıklarına ve planlarına devam edebiliyor. Emin olamadığınız bir yerdeyseniz ücretsiz ön görüşmede konuşabiliriz; gerekiyorsa doğru hekime yönlendirmek de bu görüşmenin bir parçası.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Çocuk ve Ergen Terapisi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Çocuk ve Ergen Terapisi



