Üstün yetenekli bir çocuğun ödevini üç kez silip baştan yazdığını görmüş olabilirsiniz. Ya da 95 aldığı sınavdan sonra akşam boyunca sessiz kaldığını. Bazen de yapamayacağını düşündüğü bir işe hiç başlamadığını. Bu davranışların arkasında çoğu zaman mükemmeliyetçilik vardır. Mükemmeliyetçiliğin her biçimi sorun değildir, bu yüzden önce ayrımı yapmak gerekir.
- Yüksek standart ile mükemmeliyetçilik aynı şey değil
- Üstün yetenekli çocukta neden sık görülür
- Evde nasıl görünür
- Çocuğun içinde neler olabilir
- Aile neler yapabilir
- Ne zaman uzman desteği alınmalı
Bu yazıda yüksek standart ile yüke dönüşmüş standart arasındaki farkı, evde nelere bakılabileceğini ve ne zaman bir uzmana danışılabileceğini anlatıyorum.
Yüksek standart ile mükemmeliyetçilik aynı şey değil
Çocuğun işini iyi yapmak istemesi bir güçtür. Kendine hedef koyar, çabalar, zorlandığında devam eder. Buna uyumlu mükemmeliyetçilik denir. Çocuk hata yaptığında üzülür ama toparlanır ve yoluna bakar.
Uyumsuz mükemmeliyetçilikte ise standart çocuğu ilerletmez, durdurur. Hata yapmak başarısızlık gibi yaşanır. Çocuk kendini sürekli başkalarının beklentisiyle ölçer. Sonuç ne olursa olsun memnun olamaz.
Türkiye'de Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencileriyle yapılan bir araştırmada, kendi öğrenmesini yönetebildiğine ve başarabileceğine inanan çocuklarda mükemmeliyetçiliğin daha uyumlu bir biçimde görüldüğü bulunmuştur (Kaçmaz ve Yıldız Demirtaş, 2020). Yani çocuğun kendine güveni ve öğrenmeyi yönetme becerisi, standardın destek mi yük mü olacağını etkileyebiliyor.
Üstün yetenekli çocukta neden sık görülür
Bunun tek bir nedeni yoktur. Ama birkaç etken sık birlikte görülür.
- Çocuk küçük yaştan beri işleri kolay öğrenmiştir. Zorlanmak ona yabancıdır ve ilk zorlanmada kendinden şüphe edebilir.
- Çevresinden sürekli "ne kadar zeki" geri bildirimi alır. Böylece değeri çabasına değil, zekâsına bağlanır. Hata yapmak bu değere zarar veriyormuş gibi hissedilir.
- Hayal gücü ve ayrıntı farkındalığı yüksektir. Kafasındaki sonuçla elindeki sonuç arasındaki mesafeyi çok net görür.
- Olgunluk düzeyi yaşından ileri gibi görünür. Bu yüzden çevresi ondan ödevde, davranışta, duygu kontrolünde de yetişkin gibi olmasını bekleyebilir.
Okul ortamı da payını ekleyebilir. Notun, sıralamanın ve "tam puan" beklentisinin ön planda olduğu bir sınıfta, zaten yüksek standartla gelen çocuk bu standardı daha da yukarı çeker. Arkadaş ortamında "en iyi" olmaya alışmış bir çocuk için ikinci olmak bile ağır gelebilir.
Burada ailelerin yaptığı bir hata aramıyorum. Çoğu aile çocuğuyla gurur duyduğu için övgü verir. Sorun övgünün kendisinde değil, neye verildiğindedir.
Evde nasıl görünür
Şöyle bir sahne çoğu evde tanıdıktır. Çocuk resim yapıyor, bir çizgisi istediği gibi çıkmıyor. Kâğıdı buruşturuyor, ağlıyor, bir daha elini sürmüyor. Siz "çok güzel olmuş" dediğinizde ise daha da sinirleniyor.
Mükemmeliyetçiliğin yüke dönüştüğünü düşündüren işaretler genellikle şunlardır:
- Bir işi yapmaya başlamayı sürekli erteler, çünkü iyi yapamayacağından korkar.
- Ödev ya da çizim gibi işleri defalarca silip yeniden yapar ve çoğu zaman bitiremez.
- Rekabetin olmadığı, sadece deneme niteliğindeki etkinliklerden bile kaçınır.
- Yüksek not aldığında bile "daha iyisini yapabilirdim" der ve alınan notu küçümser.
- Hata yaptığında kendine sert konuşur, "ben aptalım" gibi cümleler kurar.
- Karnı ağrır, başı ağrır, sabahları okula gitmek istemez. Bu belirtiler çoğu zaman kaygıyla birlikte gelir.
Bu işaretler çocuktan çocuğa değişir. Kimi çocuk içine kapanır, kimi öfkelenir, kimi de işi bırakıp kaçar. Dışarıdan farklı görünen bu tepkilerin altında çoğu zaman aynı korku vardır.
Bunların bir ya da ikisini arada bir görmek olağandır. Önemli olan sıklıktır ve çocuğun günlük hayatını ne kadar daralttığıdır.
Çocuğun içinde neler olabilir
Dışarıdan bakınca bu davranışlar inat ya da nazlanma gibi görünebilir. Çocuğun iç dünyasında ise çoğu zaman başka bir şey vardır: yetersiz görünme korkusu.
Bu çocuklar genellikle "başarılı çocuk" rolüne alışmıştır. Bu rol onlara güven verir ama aynı zamanda bir yük de taşır. Bir hata yaptığında, "Ben bu rolü kaybedersem kim olurum" gibi bir his oluşabilir. Çocuk bunu böyle cümlelerle söylemez. Bunun yerine öfkelenir, ağlar, işi bırakır ya da yaptığını yırtar.
Bu yüzden "abartma" ya da "önemli bir şey değil" demek çoğu zaman çocuğu yalnız bırakır. Çocuk için o an gerçekten büyük bir şeydir.
Standart ne zaman yüke dönüşür. Bir ölçü olarak şuna bakılabilir: Çocuğun standardı onu cesaretlendiriyor mu, yoksa geri mi çekiyor? Zorlandığında denemeye devam ediyorsa standart onun işine yarıyordur. Zorlanacağını düşündüğü için hiç denemiyorsa, standart yük olmaya başlamıştır.
İkinci ölçü, duygunun süresi ve şiddetidir. Hatadan sonra bir süre üzülüp devam eden çocukla, bütün akşamı bu duygunun içinde geçiren çocuk aynı durumda değildir.
Üçüncüsü, oyun ve zevk alanıdır. Eskiden keyifle yaptığı bir şeyi artık "iyi yapamayacağım" diye bırakmışsa dikkat edilebilir.
Aile neler yapabilir
Şunlar çoğu evde işe yarar ve her aile kendi çocuğuna göre uyarlayabilir:
- Övgüyü sonuçtan çabaya kaydırın. "Ne kadar akıllısın" yerine "bu problemde pes etmeden denedin" demek, çocuğa değerinin zekâsına bağlı olmadığını gösterir.
- Kendi hatalarınızı yüksek sesle ve rahat bir tonla konuşun. "Yemeği biraz fazla pişirdim, bir dahaki sefere erken alırım" gibi cümleler, hatanın yaşanabilir bir şey olduğunu gösterir.
- Çocuğun hedefini birlikte küçültün. "Resmin tamamı mükemmel olsun" yerine "bugün sadece gökyüzünü bitirelim" demek işe başlamayı kolaylaştırır.
- Duygusunu düzeltmeye çalışmadan önce adlandırın. "Çok sinirlendin, çünkü istediğin gibi çıkmadı" demek, çözüm üretmekten önce yanında olduğunuzu gösterir.
- Başarı dışında da vakit geçirin. Hiçbir sonucu olmayan, sadece keyif için yapılan etkinlikler çocuğun hata yapma rahatlığını geri kazanmasına yardım eder.
Bir şeyi de eklemek isterim: bu önerilerin hiçbiri bir gecede sonuç vermez. Çocuk hata yapmanın tehlikeli olmadığını tekrar tekrar deneyerek öğrenir. Sizin sakin kalmanız bu öğrenmenin en güçlü parçasıdır.
Öğretmenle de konuşmak işe yarar. Okulda ödevin kâğıt temizliği ya da tekrar tekrar düzeltme beklentisi çocuğun mükemmeliyetçiliğini besliyor olabilir.
Ne zaman uzman desteği alınmalı
Aşağıdaki durumlardan biri birkaç haftadan uzun sürüyorsa bir çocuk ve ergen psikoloğuyla görüşmek yararlı olabilir:
- Çocuk ödev, sınav ya da okul nedeniyle sık sık ağlıyor, öfkeleniyor veya okula gitmek istemiyorsa.
- Uyku, iştah ya da beden belirtileri (karın ağrısı, baş ağrısı gibi) arttıysa.
- Arkadaşlarıyla ya da sevdiği etkinliklerle ilgisi azaldıysa.
- Kendini sürekli aşağılıyor, "hiçbir şey yapamıyorum" diyorsa.
Psikolog görüşmelerde çocuğun duygusunu, düşünce biçimini ve aile içi dinamiği değerlendirir, gerekirse terapi yöntemleriyle çalışır. Mükemmeliyetçiliğin arkasında kaygı bozukluğu ya da dikkat ve öğrenme alanında bir güçlük olup olmadığı sorusu çıkarsa, bu değerlendirmeyi çocuk ve ergen psikiyatristi yapar. Tanı koymak ve ilaç tedavisi düzenlemek çocuk ve ergen psikiyatristinin yetkisindedir. Gerektiğinde bu yönde bir yönlendirme yapılır.
Çocuğun yüksek standardı bir özelliğidir ve çoğu zaman korunmaya değer. Amaç standardı düşürmek değil, hatanın çocuk için yaşanabilir bir şey haline gelmesidir.
Kaynaklar
Bu yazı aşağıdaki çalışmalardan yararlanılarak hazırlandı. Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı yerine geçmez.
- Kaçmaz, N. ve Yıldız Demirtaş, V. (2020). Özel yetenekli çocuklarda öz-düzenlemeli öğrenme, öz-yeterlik ve mükemmeliyetçilik. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22(1), 389-404. Kaynağa git
İlgili hizmet
Üstün yetenek değerlendirmesi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Üstün Yetenekli Çocukların Değerlendirilmesi



