"Teneffüste hep tek başına." "Sınıfta onu anlayan yok." "Kendinden büyüklerle daha iyi anlaşıyor." Üstün yetenekli çocukların ailelerinden sık duyulan cümlelerdir bunlar. Bu durum aileyi haklı olarak kaygılandırır, çünkü arkadaşlık çocuğun mutluluğu için önemli bir alandır.
- Her üstün yetenekli çocuk arkadaşsız değildir
- Anlaşma güçlüğünün olası nedenleri
- Çocuk uyum için kendini saklarsa
- Yalnız kalmak ile yalnızlık aynı şey değil
- Evde neler yapılabilir
- Ne zaman uzman desteği alınmalı
Bu yazıda üstün yetenekli çocukların arkadaşlık deneyimlerini, yaşanabilecek güçlüklerin olası nedenlerini ve evde neler yapılabileceğini anlatıyorum.
Her üstün yetenekli çocuk arkadaşsız değildir
Önce bir yanlış kanıyı düzeltmek gerekir. "Üstün zekâlı çocuk yalnızdır" genellemesi doğru değildir. Çocukların çoğu arkadaşlık kurar ve arkadaşlığa değer verir.
Türkiye'de 12 özel yetenekli çocukla yapılan bir görüşme çalışmasında çocuklar arkadaşlıklarını birlikte olma, yakınlık, yardımlaşma, sadakat ve güven gibi başlıklarla anlatmıştır. Çocukların arkadaşlarında en temel nitelik olarak güveni aradıkları görülmüştür. Aynı çalışmada çocuklar, arkadaşlarının evinde vakit geçirmekten keyif aldıklarını ve arkadaşlarının başarısına sevindiklerini de belirtmiştir. Yalnız kalmayı da bir tercih olarak değerli bulduklarını söylemişlerdir (Özbey, Ellibeş Cerrah ve Arpaz Ünsal, 2021).
Bu bulgular çocukların arkadaşlık kurma isteğinin güçlü olduğunu gösteriyor. Güçlük ise arkadaşlık isteğinde değil, çoğu zaman uygun arkadaşı bulmakta ve onunla ortak bir zemin kurmakta ortaya çıkar.
Anlaşma güçlüğünün olası nedenleri
Her çocuğun hikâyesi farklıdır, yine de şu etkenler sık karşımıza çıkar:
- İlgi alanı farkı. Çocuk, yaşıtlarının ilgilenmediği bir konuya (uzay, tarih, mantık oyunları) derinlemesine ilgi duyabilir. Konuşacak ortak konu bulamayınca bağ kurmak zorlaşır.
- Oyun anlayışı. Karmaşık kuralları olan ya da çok ayrıntılı oyunlar kurmak isteyen çocuk, daha basit oyun isteyen yaşıtlarıyla uyum sağlamakta zorlanabilir.
- Dil ve ifade farkı. Çocuğun kelime dağarcığı yaşından ileri olabilir. Yaşıtları onu "bilmiş" ya da "ukala" bulabilir. Çocuk ise niyetinin bu olmadığını anlatamaz.
- Duygu yoğunluğu. Hayal kırıklığını ya da haksızlık duygusunu çok güçlü yaşayan çocuk, sınıf içinde tepki verdiğinde çevresine fazla yoğun gelebilir.
- Kurallara bağlılık. Adalet duygusu yüksek bir çocuk, arkadaşlarının kural esnetmelerine ya da hile yapmalarına katlanamayabilir.
- Yaş ve gelişim farkı. Zihinsel olarak ileri olan çocuk, duygusal ve sosyal olarak yaşıtlarıyla aynı düzeyde olabilir. Büyüklerle ilgi alanları örtüşse bile duygusal ihtiyaçları kendi yaşındadır.
Bunların bir kısmı zamanla kendiliğinden yumuşar. Çocuk büyüdükçe benzer ilgileri paylaşan yaşıtlar bulabilir. BİLSEM gibi ortamlar bu açıdan çocuğa ortak zemin sağlayabilir, ancak her çocuk için aynı sonucu vermez.
Çocuk uyum için kendini saklarsa
Bazı çocuklar arkadaşlık kurmak için yeteneklerini saklamayı seçer. Bildiği şeyi bilmiyormuş gibi davranır, sınıfta elini kaldırmaz, ilgisini anlatmaz. Amaç fark edilmemek ve gruba dahil olmaktır.
Kısa vadede bu işe yarıyor gibi görünebilir. Ancak uzun vadede çocuk kendisi olmadan kabul gören biri olmayı öğrenir. Bu da yalnızlığın başka bir biçimidir, çünkü arkadaşlar çocuğun gerçek halini tanımaz.
Böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız çocukla sakin bir zamanda, sorgulamadan konuşabilirsiniz. "Sınıfta cevabı bildiğin hâlde söylemediğin oluyor mu" gibi bir soru, çocuğa kendini açma fırsatı verir.
Okulda arkadaşlık ortamı. Sınıf düzeni de arkadaşlığı etkiler. Çok kalabalık ve rekabetin yüksek olduğu bir sınıfta, her zaman "en iyi" olan çocuk arkadaşlarının gözünde rakip görünebilir. Öte yandan çocuğun ilgi alanıyla ilgili bir kulüp ya da atölye, ortak bir zemin kurmaya yardımcı olabilir.
Okulda çocuğun nasıl göründüğünü öğrenmek için öğretmene somut sorular sormak yararlıdır. Teneffüste kiminle oynuyor, grup çalışmasında nasıl davranıyor, başka çocuklar ona nasıl yaklaşıyor gibi sorular soyut kaygılardan daha çok bilgi verir.
Yalnız kalmak ile yalnızlık aynı şey değil
Teneffüste tek başına oturan her çocuk mutsuz değildir. Bazı çocuklar için tek başına kalmak dinlenmek, düşünmek ya da ilgilendiği bir şeye odaklanmaktır. Çocuk bunu isteyerek yapıyorsa ve sonrasında keyifli görünüyorsa kaygılanmak için erken olabilir.
Yalnızlık ise istenmeyen bir durumdur. Çocuk arkadaş istiyor ama bulamıyor, dışlanıyor ya da kendini anlaşılmamış hissediyor. Aşağıdaki işaretler bu durumu düşündürebilir:
- Okula gitmek istememe, sabahları karın ağrısı gibi beden şikâyetleri.
- "Kimse beni sevmiyor" ya da "benim arkadaşım yok" gibi cümleler.
- Evde kardeşe ya da anne babaya karşı öfke patlamaları.
- Eskiden yaptığı etkinlikleri bırakma.
- Alay edildiğini, dışlandığını ya da itilip kakıldığını anlatma.
Alay ve dışlanma durumunda okulla vakit kaybetmeden iletişim kurmak gerekir. Bu sorun çocuğun yeteneğiyle ilgili değildir ve çocuğun suçu değildir.
Evde neler yapılabilir
Şöyle bir sahne çoğu evde tanıdıktır. Çocuk okuldan geliyor, kapıdan girer girmez "yarın okula gitmek istemiyorum" diyor. Siz neden diye sorduğunuzda cevap vermiyor. Böyle anlarda şunlar işe yarayabilir:
- Dinleyin, çözüm sunmayın. "Bugün seni en çok ne üzdü?" diye sorup sonuna kadar dinlemek, hemen öneri vermekten daha çok işe yarar.
- Duygusunu adlandırın. "Yalnız kalmak sana zor gelmiş" demek, çocuğa anlaşıldığını gösterir.
- Ortak ilgi zemini arayın. Kulüp, atölye, spor ya da BİLSEM gibi, çocuğun ilgisini paylaşan yaşıtlarla buluşabileceği ortamlar tanıtılabilir. Çocuğun kendi isteğini de dikkate alın.
- Küçük gruplarla başlayın. Kalabalık ortamlarda zorlanan çocuk için tek bir arkadaşla yapılan bir plan, daha yönetilebilir bir ilk adımdır.
- Sosyal becerileri evde konuşun. Karşıdaki çocuğun neden öyle tepki verdiğini, oyuna katılmanın yollarını, bir hata sonrası özür dilemeyi sakin bir zamanda konuşabilirsiniz.
- Çocuğa "yaşına uygun davran" demeyin. Bu cümle çocuğa kim olduğunu reddettiriyor gibi gelir. Bunun yerine "şu durumda ne yapmak isterdin" diye sormak daha açıcıdır.
Okul öğretmeniyle iletişim de değerlidir. Öğretmen çocuğa grup çalışmalarında rol vererek ya da benzer ilgisi olan bir arkadaşıyla eşleştirerek destek olabilir.
Ailenin kendi tepkisi de çocuğu etkiler. Çocuğun yalnız kalmasından kaygılanmak doğaldır, ancak bu kaygıyı her gün sormak çocuğa baskı gibi gelebilir. "Bugün kiminle oynadın" sorusu yerine "bugün seni en çok ne güldürdü" gibi açık bir soru, çocuğun kendi hızında anlatmasına alan açar.
Ne zaman uzman desteği alınmalı
Arkadaş güçlüğü birkaç aydır sürüyorsa, çocuk üzgün, öfkeli ya da içine kapanık görünüyorsa, okula gitmek istemiyorsa ya da kendini küçük görüyorsa bir çocuk ve ergen psikoloğuna başvurulabilir.
Sosyal güçlük bazen başka nedenlere de bağlı olabilir. Sosyal kaygı, dikkat alanındaki bir farklılık ya da otizm spektrumu gibi durumlar bunların arasındadır. Bu konuda değerlendirme yapmak ve tanı koymak çocuk ve ergen psikiyatristinin yetkisindedir. Psikolog çocukla görüşür, davranışlarını ve duygusal durumunu değerlendirir, gerekirse bilişsel değerlendirme yapar ve ihtiyaç halinde yönlendirir.
Psikolojik destek sürecinde çocuğun kendini ifade etmesi, duygularını tanıması ve arkadaşlık durumlarında ne yapabileceğini keşfetmesi hedeflenir. Amaç çocuğu "herkesle anlaşan" biri yapmak değil, onunla uyumlu birkaç arkadaşı olan, kendini rahat hisseden bir çocuğa destek olmaktır.
Kaynaklar
Bu yazı aşağıdaki çalışmalardan yararlanılarak hazırlandı. Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı yerine geçmez.
- Özbey, F., Ellibeş Cerrah, H. ve Arpaz Ünsal, Ş. (2021). Özel yetenekli çocukların kendi arkadaşlık ilişkilerine yönelik görüşleri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 22(1), 113-145. Kaynağa git
İlgili hizmet
Üstün yetenek değerlendirmesi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Üstün Yetenekli Çocukların Değerlendirilmesi



