Basit bir cümleyle başlıyor: "Tableti bırak, yemek hazır." Cevap hazır: "Hayır." Sonra tekrar ediyorsunuz, sesiniz biraz yükseliyor, o da yükseltiyor. On dakika sonra mutfakta iki kişi bağırıyor ve akşam yemeği çoktan soğumuş oluyor. Yatarken içinizden aynı cümle geçiyor: "Bugün de böyle geçti."
Bunu bana anlatan aileler genellikle yorgun geliyor. Suçlu da hissediyorlar. "Herkesin çocuğu söz dinliyor, bizimki neden dinlemiyor" cümlesini çok duyuyorum. Şunu baştan söyleyeyim: bu tablo sizin sevginizin ya da çabanızın eksikliğinden doğmuyor. Ve çocuğunuz size inat olsun diye de yapmıyor.
Öte yandan her inatçı çocukta bir bozukluk aramak da doğru değil. İtiraz etmek, pazarlık etmek, "hayır" demek belli yaşlarda gelişimin beklenen parçası. Ayrımın nerede olduğunu yazayım.
Karşı gelme bozukluğu nedir?
Karşıt olma karşı gelme bozukluğu, çocuğun otorite figürlerine karşı sürekli, yerleşmiş ve işlevini bozan bir öfke ve karşı çıkma örüntüsü göstermesi. Üç ana bileşeni var: kolay öfkelenen, kırgın bir duygu durumu; tartışmacı ve karşı çıkan bir davranış tarzı; kin tutma eğilimi.
Buradaki kritik kelime "örüntü". Ara sıra itiraz eden, zorlandığı bir dönemden geçen çocuk bu tanımın içinde değil. Konuştuğumuz şey neredeyse her gün tekrarlayan, altı ayı aşan ve çocuğun okulunu, arkadaşlıklarını ve evdeki huzuru gerçekten etkileyen bir tablo.
Kısa ayrım: Gelişimsel inatçılıkta çocuk belli konularda direnir, öfkesi gelir ve geçer, sonra ilişki onarılır. Karşı gelme bozukluğunda ise direnç bir konuya değil neredeyse her isteğe yayılır, öfke uzun sürer, çocuk kırgınlığı taşımaya devam eder ve bu tablo birden fazla ortamda görülür. Bu değerlendirmeyi ve tanıyı çocuk ve ergen psikiyatristi yapar.
Belirtileri neler?
Şunlar altı aydan uzun süredir, sık sık ve birden fazla ortamda görülüyorsa dikkate değer:
- Kolay ve sık öfkelenme, öfkenin uzun sürmesi
- Yetişkinlerle sürekli tartışma, her isteğe itiraz etme
- Kurallara ve isteklere bilerek uymama
- Başkalarını kasıtlı olarak kızdırma ya da rahatsız etme
- Kendi hatasını başkasına yükleme, sorumluluk almama
- Alıngan olma, çabuk kırılma
- Kin tutma, intikam alma isteği
- Evdeki ya da sınıftaki huzurun bu tartışmalar etrafında dönmeye başlaması
Burada bir ayrıntı var: bu davranışlar sadece evde görülüyorsa da anlamlı, ama tabloyu değerlendirirken okulda ne olduğuna mutlaka bakıyoruz. Sadece evde görülen bir tablo, çoğu zaman evdeki tepki düzenine daha çok bağlı oluyor ve ebeveyn çalışmasıyla daha hızlı değişiyor.
Bir de gözden kaçan bir ayrıntı var. Bu çocukların çoğu kendini kötü hissediyor. Gün boyu tartışan, herkesi kızdıran bir çocuğun akşam yatağında "ben kötü bir çocuğum" diye düşündüğünü sık duyuyorum. Dışarıdan görünen öfke, içeriden bakınca çoğu zaman bir yenilgi duygusu.
Neden oluyor?
Tek suçlu yok. Genellikle birkaç etken bir arada:
- Mizaç. Bazı çocuklar doğuştan daha yüksek tepkili, daha zor sakinleşen bir sinir sistemiyle geliyor.
- Eşlik eden tablolar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite, öğrenme güçlüğü, kaygı, hatta depresyon karşı gelme davranışının altından sık sık çıkıyor. Sürekli başarısızlık ya da sürekli uyarı alan bir çocuk savunmaya geçiyor.
- Tutarsız sınırlar. Aynı davranışa bir gün ses çıkarılmaması, ertesi gün ceza verilmesi. Çocuk kuralı değil, o günkü havayı okumayı öğreniyor.
- Ebeveynler arasındaki farklı tutum. Biri izin verirken diğerinin yasaklaması, çocuğu doğal olarak pazarlığa yönlendiriyor.
- Dikkatin nereye verildiği. Olumsuz davranış hemen ilgi çekiyor, olumlu davranış sessizce geçiyor. Çocuk için ilgi, ilgidir.
- Evdeki stres. Ekonomik zorluk, ailedeki gerginlik, kayıp, taşınma.
Bu listeyi yazarken şuna dikkat ediyorum: buradaki hiçbir madde ailenin kusuru anlamına gelmiyor. Tutarsızlık kötü bir niyetten değil, yorgunluktan ve çaresizlikten doğuyor. Aynı cümleyi yirminci kez kuran bir ebeveynin bir noktada pes etmesi son derece insani bir şey. Zaten üzerinde birlikte çalışılabilecek en açık kapı da orası, çünkü sizin değiştirebileceğiniz tek şey çocuğun mizacı değil, evdeki düzen.
Karşı gelme ile davranış bozukluğu arasındaki fark
| Karşı gelme bozukluğu | Davranış bozukluğu (conduct) | |
|---|---|---|
| Odak | Otoriteye karşı çıkma, tartışma, öfke | Başkalarının haklarını ve temel kuralları ihlal etme |
| Tipik davranış | İtiraz, kurallara uymama, kızdırma | Fiziksel saldırganlık, hırsızlık, yalan, mala zarar verme, evden ya da okuldan kaçma |
| Başlangıç yaşı | Daha erken, okul öncesi ve ilkokul | Genellikle daha ileri yaş |
| Yaygınlık | Daha sık, çoğunlukla evde belirgin | Daha seyrek, birden fazla ortamda |
| Ne yapmalı | Erken ebeveyn çalışması belirgin fayda sağlıyor | Mutlaka çocuk ve ergen psikiyatristi değerlendirmesi |
Tabloyu bilgi olsun diye paylaşıyorum, kendi kendinize sınıflandırma yapmanız için değil. İkisinin ayrımını yapan kişi çocuk ve ergen psikiyatristi. Ben psikolog olarak teşhis koymuyorum.
Ne zaman uzman desteği almalı?
- Süre: Tablo altı ayı geçti mi ve azalmıyor mu?
- Yaygınlık: Sadece evde mi, yoksa okulda ve akraba ortamında da mı görülüyor?
- İşlev: Çocuğun arkadaşlıkları, okul hayatı ve evdeki huzur gerçekten etkileniyor mu?
Bunlara ek olarak, çocuğun ya da başkasının güvenliğini tehdit eden bir saldırganlık varsa beklemeyin. Bu durumda ilk adres çocuk ve ergen psikiyatristi oluyor.
Karşı gelme bozukluğunda ilaç çoğu zaman gündeme gelmiyor; geldiği durumlarda da bu yalnızca hekimin karar vereceği bir konu. Asıl işi yapan şey, ebeveyn tutumu üzerine yapılan çalışma.
Nasıl çalışıyoruz?
Bu konuda ağırlığı ebeveyn danışmanlığına veriyorum, çünkü alanda en çok kanıtı olan yol bu. Çocukla bire bir çalışmak da faydalı, ama evdeki düzen değişmediğinde odada kazanılan şey eve taşınmıyor.
Aileyle: Önce bir hafta boyunca tartışmaların ne zaman, nerede ve nasıl başladığını kaydediyoruz. Çoğu ailede tartışmalar üç dört sabit noktada toplanıyor: sabah hazırlık, ekran, ödev, yatma saati. Sonra bu noktalar için tek tek plan kuruyoruz. Komut verme biçimi, seçenek sunma, geri sayım, sonuçların önceden belli olması ve en önemlisi eşler arasında aynı çizgide durmak.
Olumlu davranışı görünür kılmak: Bu, en çok küçümsenen ve en çok işe yarayan parça. Karşı gelme tablosu olan evlerde çocuk günde onlarca uyarı alıyor, ama iyi bir şey yaptığında kimse bir şey söylemiyor, çünkü herkes o an nefes alıyor. Oysa çocuk için ilgi ilgidir ve olumsuz ilgi de bir ödül. Ailelerle birlikte, günde birkaç kez olumlu davranışı isimlendirerek fark etme alışkanlığı kuruyoruz.
Çocukla: Yaşa göre oyun terapisi ya da bilişsel davranışçı yaklaşımla öfke düzenleme, sorun çözme ve durup düşünme becerileri üzerine çalışıyoruz.
Ayrıca: Altta yatan bir dikkat sorunu ya da öğrenme güçlüğü olup olmadığına mutlaka bakıyorum. Gerekirse MOXO dikkat testi, WISC-IV ya da CAS gibi değerlendirmeleri öneriyorum. Yıllardır "tembel" ya da "yaramaz" diye anılan bir çocuğun aslında derse odaklanamadığını görmek, evdeki tabloyu tümüyle değiştirebiliyor.
Evde yapabilecekleriniz
- Az kural koyun, konulanın arkasında durun. On kuralın dokuzunu uygulayamamak, üç kuralı tutarlı uygulamaktan daha zayıf sonuç veriyor.
- Komutu soru gibi vermeyin. "Tabletini bıraksan olur mu" yerine "beş dakika sonra tablet kapanıyor". Soru sorduğunuzda çocuk "hayır" deme hakkı olduğunu düşünüyor, haksız da değil.
- Sonucu önceden söyleyin, sıcağı sıcağına ceza vermeyin. Öfkeli anda konulan cezalar genellikle uygulanamıyor ve kuralı zayıflatıyor.
- Günde üç kez olumluyu isimlendirin. "Aferin" değil, ne yaptığını söyleyin: "kardeşin isteyince oyuncağı verdin, bunu gördüm".
- Eşinizle aynı cümleyi kurun. Farklı iki tutum, en iyi planı bile bozuyor.
- Tartışmanın içine girmeyin. Kararınızı bir kez söyleyip sakin kalmak, onuncu kez açıklamaktan daha etkili.
- Günde on beş dakika koşulsuz zaman ayırın. Uyarısız, yönlendirmesiz, sadece çocuğun seçtiği bir oyun. Bu, ilişkinin onarım alanı.
Bu evlerde en zor kısım şu: değişim önce sizde başlıyor, çocukta biraz sonra görünüyor. İlk haftalarda tepkiler artabiliyor bile, çünkü çocuk eski düzeni geri istiyor. O eşiği geçen ailelerde ise evdeki hava gerçekten değişiyor. Yalnız yürümeniz gereken bir yol değil.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Ebeveyn Danışmanlığı hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Ebeveyn Danışmanlığı ve Psikoeğitim



