Çocuk (5-12 yaş)

Çocukta Yas ve Ebeveyn Kaybı: Ölümü Nasıl Anlatmalı?

10 dakikalık okuma Psikolog Esra Gamgam Gökdemir 15 dk ücretsiz ön görüşme
Çocukta Yas ve Ebeveyn Kaybı: Ölümü Nasıl Anlatmalı?

Salonda kalabalık var. Çocuk odadan çıkıyor, bir süre kapının kenarında duruyor, sonra oyuncağını alıp halının üstünde oynamaya başlıyor. Biri fısıldıyor: "Bak, anlamamış bile." Oysa aynı çocuk o gece yatağında "annem yarın gelecek mi" diye soracak.

Bir çocuğa kaybı anlatmak, hayatın en zor cümlelerini kurmayı gerektiriyor. Üstelik bunu yaparken siz de yastasınız. Kendi acınızı bir kenara koyup doğru kelimeleri bulmaya çalışmak, insanın taşıyabileceği en ağır işlerden biri. Bunu yapmaya çalıştığınız için gerçekten yeterlisiniz.

Baştan söyleyeyim: çocuğunuzu acıdan tamamen koruyabileceğiniz bir yol yok. Ama onu bu acıyla yalnız bırakmayan, dürüst ve öngörülebilir bir yol var. Bu yazıda o yolu anlatmaya çalışacağım.

Çocuk ölümü nasıl anlıyor?

Çocukların ölümü kavraması yaşla birlikte değişiyor ve bu, kurduğunuz cümleyi doğrudan etkiliyor.

Beş yaşından küçük çocuklar için ölüm çoğu zaman geçici bir ayrılık gibi. Kalıcı olduğunu kavramak zaman alıyor, bu yüzden aynı soruyu defalarca sorabiliyorlar. Bu unutkanlık değil, anlamaya çalışmanın çocukça yolu.

Yaklaşık beş ile dokuz yaş arasında ölümün geri dönüşü olmadığı yavaş yavaş yerleşiyor. Bu dönemde büyülü düşünce çok belirgin: "Ben o gün kızmıştım, o yüzden mi oldu" gibi cümleler duyabilirsiniz. Çocuğun kendini sorumlu tutması bu yaşta çok yaygın ve söylenmeden duyulmuyor, o yüzden siz söyleyin: bunun olmasında senin hiçbir payın yok.

Dokuz yaşından sonra kavrayış yetişkine yaklaşıyor. Bu kez soru daha çok geleceğe yöneliyor: bize ne olacak, evde kalacak mıyız, sana da bir şey olur mu? Bu sorular sevgisizlik değil, güvenlik arayışı.

Haberi kimin vereceği de önemli. Çocuğa en yakın olan, ona bakım veren yetişkinin söylemesi en iyisi. Sakin bir yerde, telaşsız bir anda, tercihen ayakta değil oturarak. Söylemeden önce bir cümleyle hazırlamak yardımcı oluyor: "Sana çok üzücü bir şey söyleyeceğim." Ardından gerçeği sade biçimde kurun, sonra susun ve çocuğun tepkisine yer açın. Çocuk hiçbir şey söylemeyebilir, konuyu değiştirebilir ya da oyuncağını alıp gidebilir. Bunların hepsi beklenen tepkiler.

Hangi kelimeler koruyor, hangileri korkutuyor?

Çocukları korumak için kurduğumuz yumuşak cümlelerin bir kısmı, farkında olmadan yeni korkular yaratıyor. Çünkü çocuklar mecazı harfi harfine anlıyor.

SöylenenÇocuğun anlayabildiği
"Uyuyor"Uyumak tehlikeli. Uykuya dalmaktan korkma, gece uyanmalar.
"Uzun bir yolculuğa çıktı"Beni bırakıp gitti, geri dönmeyi seçmedi. Yolculuğa çıkan herkesten korkma.
"Onu kaybettik"Aranırsa bulunur. Beklemenin sürüp gitmesi.
"Hastalandı ve öldü" (ayrıntı verilmeden)Her hastalık öldürür. Kendi nezlesinden korkma.
"Melek oldu, çok iyi olduğu için aldılar"İyi olmak tehlikeli. Kendi iyiliğinden korkma.

Doğru olan yol, yaşa uygun ve açık kelimeler kullanmak. "Öldü" kelimesini söylemek zor, ama çocuğun kafasındaki belirsizliği kapatan tek kelime o. Sonra somut olarak açıklayın: ölmek, bedenin artık çalışmaması demek. Nefes almıyor, acı hissetmiyor, geri dönmüyor. Ailenizin inanç dünyasına ait açıklamalar bunun üstüne eklenebilir, ama gerçeğin yerine değil, yanına konduğunda çocuğu daha çok taşıyor.

Kısa ayrım: Çocuğun ihtiyacı olan şey ayrıntı değil, netlik ve öngörülebilirlik. Neyin olduğunu sade bir cümleyle söylemek, "sonra anlarız" diye ertelemekten çok daha koruyucu. Bilmeyen çocuk, bilmediği yeri kendi hayaliyle dolduruyor ve o hayal çoğu zaman gerçekten daha korkutucu oluyor.

Yasın çocukta görünen halleri

Çocuklar yasa dalgalar halinde temas ediyor. Yani ağlıyor, sonra kalkıp oyuna dönüyor, akşam yine sarılıp ağlıyor. Bu tutarsızlık değil. Çocuğun sinir sistemi acıyı sürekli taşıyacak kapasitede olmadığı için, ona parça parça dokunuyor. Oyuna dönmek acıyı küçümsemek değil, ondan nefes almak.

Sık görülen tepkiler:

  • Aynı soruların günlerce tekrarlanması
  • Uykuya dalamama, kâbuslar, ebeveynin yanında yatmak isteme
  • Daha önce kazanılmış becerilerde geriye gitme, örneğin altını ıslatma ya da bebeksi konuşma
  • Ayrılık kaygısının artması, sağ kalan ebeveynin peşinden ayrılmama
  • Karın ağrısı, baş ağrısı gibi bedensel yakınmalar
  • Öfke patlamaları, sinirlilik
  • Okulda dikkatin dağılması, notlarda düşüş
  • Ölümle ilgili oyunlar kurma, aynı sahneyi tekrar tekrar oynama

Son madde aileleri en çok tedirgin edeni. Oysa oyunda tekrarlamak, çocuğun anlamlandırma yolu. Çocuk, sözle taşıyamadığını oyunda taşıyor.

Bazı çocuklarda ise hiçbir tepki görünmüyor. Ders çalışıyor, arkadaşlarıyla oynuyor, gülüyor. Bu, üzülmediği anlamına gelmiyor. Bir kısmı evdeki yetişkini daha fazla üzmemek için kendini toparlıyor, bir kısmı ise henüz o kapıyı açmaya hazır değil. Böyle bir çocuğu konuşmaya zorlamak yerine kapıyı aralık bırakmak yeterli: "Aklına bir şey takılırsa ya da canın sıkılırsa, ne zaman istersen konuşabiliriz."

Yas neden dalgalar halinde geliyor?

Çocukta yas düz bir çizgi izlemiyor. Aylar sonra, her şey yoluna girmiş görünürken yeni bir dalga gelebiliyor. Bunun birkaç sebebi var.

  • Gelişimsel yeniden anlamlandırma. Çocuk büyüdükçe kaybı yeniden ve daha derin biçimde kavrıyor. Beş yaşında anladığı şeyle dokuz yaşında anladığı şey aynı değil, bu yüzden yas bir kez daha açılıyor.
  • Kilometre taşları. Doğum günü, yılbaşı, bayram, karne günü, okulun ilk günü. Babalar günü ödevi tek başına bir dalgayı başlatabiliyor.
  • Ev düzeninin değişmesi. Taşınma, sağ kalan ebeveynin çalışma saatlerinin değişmesi, bakım veren kişilerin değişmesi.
  • Ailenin yası. Çocuklar evin duygusal iklimini çok iyi okuyor. Yanındaki yetişkin ağladığında bazı çocuklar susuyor, çünkü onu daha fazla üzmemeye çalışıyor.

Bu son maddeyi biraz açayım. Ağlamanızı çocuktan gizlemeniz gerekmiyor. "Ben de üzülüyorum, babanı çok özledim" demek çocuğa duygunun konuşulabilir olduğunu öğretiyor. Önemli olan, çocuğun kendini sizi teselli etmekle görevli hissetmemesi.

Ne zaman uzman desteği almalı?

Yas bir hastalık değil, bu yüzden her yas terapi gerektirmiyor. Şunlar varsa destek almak süreci kolaylaştırıyor:

  • Yaklaşık altı ayı geçtiği halde belirtilerin hiç hafiflememesi
  • Çocuğun okula gitmeyi tümüyle reddetmesi ya da uzun süre oyundan çekilmesi
  • Uyku ve iştahtaki bozulmanın sürmesi
  • Kendini sürekli suçlaması, "benim yüzümden" cümlesinden vazgeçmemesi
  • Ölmek istediğini söylemesi ya da kendine zarar vermesi

Son maddede beklemeyin. Böyle bir cümle duyduğunuzda hemen bir uzmana ulaşın, acil bir durum varsa 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramak abartı değil, doğru olan şey.

Nasıl çalışıyoruz?

Çocukla: Yasta oyun terapisi çok işe yarıyor. Çünkü çocuktan "anlat bakalım, nasıl hissediyorsun" demekle bir şey çıkmıyor. Oyunda ise kayıp, ayrılık, veda ve özlem defalarca kurulabiliyor ve çocuk bunu kendi hızında yapıyor. Hikâye kitapları, resim ve anı kutusu gibi çalışmalar da bu sürecin parçası oluyor.

Aileyle: Sağ kalan ebeveynle ayrı görüşmeler yapıyorum. Hangi soruya ne cevap verileceği, ritüellere nasıl dahil edileceği, evdeki rutinin nasıl korunacağı üzerine birlikte çalışıyoruz. Kendi yasınızı taşırken çocuğunuzunkine de yer açmak zor, o yükü paylaşmak da bu görüşmelerin bir parçası.

Okulla: Ailenin izniyle öğretmeni bilgilendiriyoruz. Öğretmenin durumu bilmesi, sınıfta dalgın ya da sinirli bir çocuğu yanlış okumasını engelliyor. Ayrıca aile ödevleri, anneler ve babalar günü etkinlikleri gibi başlıkların önceden düşünülmesini sağlıyor.

Evde yapabilecekleriniz

  • Gerçeği sade kelimelerle söyleyin. "Öldü" kelimesini kullanın, mecaz yerine somut açıklama verin.
  • Aynı soruya aynı cevabı verin. Tekrarlanan sorular anlama çabasının parçası, sabırla aynı cümleyi kurun.
  • Suçluluğu adıyla kapatın. Çocuk söylemese de "senin hiçbir suçun yok" cümlesini birkaç kez kurun.
  • Ritüellere davet edin, zorlamayın. Cenazeye ya da anma törenine katılmak isteyip istemediğini sorun, olacakları önceden anlatın ve yanında kalacak tanıdık bir yetişkin belirleyin. Gitmek istemeyen çocuğa ise başka bir veda yolu kurun: bir mektup, bir resim, birlikte yakılan bir mum.
  • Rutini koruyun. Yemek, uyku ve okul saatlerinin aynı kalması çocuğa dünyanın tümüyle dağılmadığını gösteriyor.
  • Anıya yer açın. Fotoğrafları kaldırmak yerine birlikte bakın. Ölen kişinin adını evde söylemek çocuğu üzmüyor, tam tersine rahatlatıyor.

Yas geçen bir şey değil, taşınabilir hale gelen bir şey. Yanında dürüst ve tutarlı bir yetişkin olan çocukların çoğu bu süreçten sevme ve hatırlama becerisini kaybetmeden çıkıyor. Ve siz, bu yazıyı okuyarak zaten o yetişkin olmaya çalışıyorsunuz.

Sık sorulan sorular

İlgili çalışma

Oyun Terapisi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Oyun Terapisi

WhatsApp'tan yazın Randevu formu

S.S.S.

Sık sorulan sorular

Çocuğumu cenazeye götürmeli miyim?
Yaşı ne olursa olsun çocuğa sormak ve seçme hakkı tanımak en iyisi. Katılacaksa orada ne göreceğini, ne kadar süreceğini ve kimin yanında olacağını önceden anlatın; istediği anda çıkabileceğini de söyleyin. Katılmak istemiyorsa zorlamayın, evde kendi vedasını kurabileceği başka bir yol bulun.
Ölen ebeveynden bahsetmek çocuğu daha çok üzmez mi?
Genellikle tam tersi oluyor. Adı hiç anılmayan bir kayıp, çocuğa bunun konuşulmaması gereken bir konu olduğunu öğretiyor ve duygusunu tek başına taşımaya başlıyor. Anıları paylaşmak, fotoğraflara birlikte bakmak yası büyütmüyor, taşınabilir hale getiriyor.
Çocuğum hiç ağlamadı, normal mi?
Çok sık karşılaştığım bir durum ve çoğu zaman beklenen bir tepki. Çocuklar yasa dalgalar halinde temas ediyor; bazıları önce oyuna sığınıyor, tepkileri haftalar sonra geliyor. Ağlamayan çocuğun üzülmediğini değil, henüz o kapıyı açmadığını düşünüyoruz. Yanında olduğunuzu bilmesi yeterli.
Okula haber vermeli miyim?
Vermenizi öneriyorum. Öğretmen durumu bildiğinde dalgınlığı ya da sinirliliği yanlış okumuyor ve aile temalı etkinlikleri önceden düşünebiliyor. Sınıfa ne kadarının söyleneceğine ise çocuğun kendisiyle birlikte karar vermek en doğrusu.
Ücretsiz

Karar vermeden önce 15 dakika konuşalım.

Bir terapi sürecine başlamak büyük bir karar. Önce tanışalım: aklınızdaki soruyu anlatın, ben de bu konuda çalışmanın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa nasıl ilerleyeceğimizi açıkça söyleyeyim.

  • Ne konuşuyoruz?Çocuğunuzla ilgili gözleminizi ve endişenizi dinliyorum.
  • Ne alıyorsunuz?Bir çalışma gerekip gerekmediğine dair net bir yanıt.
  • Ne kadar sürüyor?15 dakika. Telefonla ya da görüntülü, size uygun olan nasılsa.

Randevu

Randevu almak için

Ön görüşme 15 dakika sürüyor ve ücretsizdir. Gözlemlerinizi dinliyor, bir çalışmanın gerekip gerekmediğini açıkça paylaşıyorum.

WhatsApp'tan yazın Randevu formunu doldurun +90 538 570 24 27
WhatsApp'tan yazın