Çocuk (5-12 yaş)

Çocuklarda Kekemelik: Takılan Kelimenin Arkasındaki Çocuk

9 dakikalık okuma Psikolog Esra Gamgam Gökdemir 15 dk ücretsiz ön görüşme
Çocuklarda Kekemelik: Takılan Kelimenin Arkasındaki Çocuk

Akşam sofrasındasınız. Çocuğunuz okulda olan bir şeyi anlatmak için can atıyor. "Ba... ba... ba... bab..." Cümlenin ilk kelimesinde kilitleniyor. Gözleri sizde. Siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz: beklesem mi, kelimeyi söylesem mi, "sakin ol" desem mi? O anda masada bir sessizlik oluyor ve o sessizlik hepinize uzun geliyor.

Çoğu aile bu noktada iki uçta duruyor. Ya hiç değinmiyor ve içten içe kaygılanıyor, ya da sürekli düzeltiyor. İkisi de anlaşılır. Ama ikisi de en yardımcı olan tepki değil.

Baştan söyleyeyim: kekemelik ebeveynin bir hatasından doğmuyor. Ne aşırı baskıdan, ne korkutmaktan, ne de sol elini kullanmasına izin vermekten. Bunlar yıllardır dolaşan ve aileleri boş yere suçlu hissettiren cümleler.

Kekemelik nedir?

Kekemelik, konuşmanın akışındaki bir aksama. Çocuk ne söyleyeceğini biliyor, kelimeyi biliyor, ama sesi çıkarma sistemi o anda beklendiği gibi çalışmıyor. Bu üç biçimde görünüyor: sesin ya da hecenin tekrarı, sesin uzatılması ve konuşmanın tamamen kilitlenmesi.

Burada asıl karıştırılan şey, kekemelik ile gelişimsel akıcısızlık arasındaki fark. İki üç yaş civarında pek çok çocuk konuşmasında takılmalar yaşıyor. Bu yaşta zihin kelime dağarcığından hızlı çalışıyor ve çocuk düşüncesine yetişemiyor. Bu dönem çoğu çocukta birkaç ay içinde kendiliğinden geçiyor.

Gelişimsel akıcısızlıkKekemelik
YaşGenellikle 2 ile 4 yaş arasıHer yaşta sürebilir
Tekrar biçimiKelimenin tamamı: "ben ben ben"Ses ya da hece: "b-b-ben"
Tekrar sayısıBir iki kezÜç ve üzeri, arka arkaya
ZorlanmaRahat, çaba görünmezYüzde gerginlik, göz kırpma, baş hareketi
SüreBirkaç hafta ya da ayAltı ayı aşarak sürer
FarkındalıkÇocuk fark etmezÇocuk fark eder, utanır, kaçınır
GidişDalgalanır ve sönerDalgalanır ama sönmez

Tablodaki en belirleyici satır, kaçınma satırı. Konuşmaktan kaçınmaya başlayan, kelimesini değiştiren, sınıfta parmak kaldırmayan çocuk bize bir şey söylüyor.

Ailelerin kafasını en çok karıştıran şey ise dalgalanma. Kekemelik sabit bir çizgide ilerlemiyor. Bir hafta neredeyse kaybolabiliyor, ardından iki kat artmış gibi geri gelebiliyor. Bu iniş çıkış tabloyu şüpheli hale getirmiyor, kekemeliğin doğasında var. İyi günlerde "geçti" diye sevinip kötü günlerde "geri döndü" diye yıkılmamak için bunu bilmek işe yarıyor.

Belirtileri neler?

Kekemelikte yalnızca duyulan şeye değil, görülen şeye de bakılıyor:

  • İlk sesin ya da hecenin arka arkaya tekrarı
  • Sesin uzatılması, "sssssu" gibi
  • Kelimenin ortasında sesin tamamen kesilmesi, bloklar
  • Konuşurken yüzde gerilme, göz kırpma, çeneyi sıkma, baş ya da el hareketleri
  • Cümleye başlamadan önce "ııı", "yani", "şey" gibi doldurucuların artması
  • Takılacağını hissettiği kelimeyi başka bir kelimeyle değiştirmesi
  • Telefonla konuşmaktan, sınıfta yüksek sesle okumaktan, yeni kişilerle konuşmaktan kaçınma
  • Heyecanlı, yorgun ya da baskı altında olduğunda belirgin artış

Kısa ayrım: Üç yaşındaki bir çocuk anlatırken kelimeyi bir iki kez tekrar ediyor ve bunun farkında değilse, beklenen bir dönemden geçiyor olabilir. Aynı çocuk konuşurken yüzü geriliyor, kelimeyi değiştiriyor ya da "ben konuşamıyorum" diyorsa, beklemeden bakmak gerekiyor.

Neden oluyor?

Kekemeliğin tek bir nedeni bulunmuyor. Bugün bilinen şey, birkaç etkenin bir araya geldiği:

  • Kalıtsal yatkınlık. Ailede kekemelik öyküsü olan çocuklarda görülme oranı belirgin biçimde daha yüksek.
  • Konuşmanın motor kontrolü. Konuşma, saniyede onlarca kasın eşgüdümünü gerektiren bir iş. Bu eşgüdümün zamanlaması bazı çocuklarda farklı çalışıyor.
  • Dil gelişiminin hızı. Kelime dağarcığı hızla patlarken motor sistemin yetişememesi, akıcısızlığı artırabiliyor.
  • Mizaç ve duyarlılık. Yeniliğe temkinli, ayrıntıya duyarlı çocuklarda takılmaların pekişmesi daha kolay oluyor.

Kaygının rolünü ayrı yazmak istiyorum, çünkü burada sıra çok karıştırılıyor. Kaygı kekemeliğin sebebi değil. Ama kekemelik ortaya çıktıktan sonra kaygı işin içine giriyor ve tabloyu ağırlaştırıyor. Çocuk takılacağını tahmin ediyor, tahmin ettiği için geriliyor, gerildiği için daha çok takılıyor. Bu döngü kırılabilir bir döngü, ama kendiliğinden kırılmıyor.

Ne zaman uzman desteği almalı?

Şu durumlarda beklemeden bir dil ve konuşma terapistiyle görüşmenizi öneriyorum:

  • Takılmalar yaklaşık altı ayı geçti ve azalmıyorsa
  • Çocuk konuşurken bedensel bir zorlanma gösteriyorsa
  • Çocuk durumun farkında ve rahatsız oluyorsa
  • Konuşmaktan ya da belirli ortamlardan kaçınmaya başladıysa
  • Ailede kekemelik öyküsü varsa
  • Beş yaşından sonra başladıysa ya da aniden ortaya çıktıysa

"Büyüyünce geçer" cümlesi bazı çocuklar için doğru çıkıyor. Ama hangi çocukta geçeceğini önceden bilmenin bir yolu yok ve erken destek almanın bilinen bir zararı yok. Erken dönemde yapılan çalışmanın sonuçları çok daha iyi.

Bir de şu var: aileler çoğu zaman "önce bir bakalım" diyerek altı ay, sonra bir yıl bekliyor. Bu süre boyunca çocuk konuşma deneyimi biriktirmeye devam ediyor ve o deneyimlerin bir kısmı kötü geçiyor. Sınıfta gülünen bir an, sözü kesilen bir sohbet, sırası gelmeden oturmak zorunda kaldığı bir sunum. Kekemeliğin ağırlığını belirleyen şey çoğu zaman takılmaların sayısı değil, bu anların çocukta bıraktığı iz oluyor.

Nasıl çalışıyoruz?

Burada mesleki sınırı net çizeyim: kekemeliğin konuşma boyutunu dil ve konuşma terapisti çalışır. Akıcılık teknikleri, konuşma hızının düzenlenmesi, nefes ve gerginlik çalışması onların alanı. Bir aile bana geldiğinde ilk yaptığım şey, bu yönlendirmeyi yapmak. Konuşmayla ilgili bir bozukluğun tıbbi değerlendirmesi gerekiyorsa bunu da çocuk ve ergen psikiyatristi ya da ilgili hekim yürütüyor.

Benim çalıştığım yer, tablonun duygusal tarafı ve o taraf hafife alınacak gibi değil.

Çocukla: Kekemeliği olan çocuklar çoğu zaman kendileri hakkında sessiz bir kanaat taşıyor. Oyun terapisinde bu kanaat konuşulmadan da açığa çıkıyor; çocuk oyunda alay edilme korkusunu, sınıfta sıranın kendisine gelmesini, susmayı seçtiği anları anlatır. Okul çağındaki çocuklarda bilişsel davranışçı yaklaşımla konuşma kaçınmalarını küçük adımlarla azaltmak üzerine çalışıyoruz. Kaçınma azaldıkça baskı da azalıyor.

Aileyle: Ebeveyn danışmanlığında evdeki konuşma ortamını birlikte düzenliyoruz. Konuşma hızı, sofradaki sıra alma düzeni, çocuğa soru sorma biçimi. Bunlar küçük görünen ama etkisi büyük olan ayarlar.

Okulla: Aileden izin alarak öğretmenle görüşüyorum. Sesli okuma sırasının nasıl kurulacağı, sınıf içinde alay edilmesi durumunda ne yapılacağı önceden konuşulduğunda çocuğun okul günü belirgin biçimde kolaylaşıyor. Sırasının önceden bilinmesi, sunum için alternatif bir yol sunulması ya da cevabı yazılı verme seçeneği gibi küçük düzenlemeler çocuğun sınıfta yaşadığı baskıyı gerçekten düşürüyor.

Sürecin ne kadar süreceğini baştan söylemek doğru olmaz. Kimi çocukta birkaç ayda belirgin bir rahatlama geliyor, kimi çocukta çalışma daha uzun sürüyor. Söz verebileceğim tek şey, kaçınma azaldığında çocuğun hayatının genişlediği.

Evde yapabilecekleriniz

  • Kelimeyi onun yerine tamamlamayın. İyi niyetli görünüyor, ama çocuğa "yeterince hızlı değilsin" mesajı gidiyor. Bitirmesini bekleyin.
  • "Yavaş konuş, derin nefes al, sakin ol" demeyin. Bu cümleler çocuğun konuşmasına dikkatini toplayarak gerginliği artırıyor.
  • Kendi konuşma hızınızı yavaşlatın. Söylediğiniz şey değil, konuşma ritminiz örnek oluyor. Cümleler arasında kısa duraklar bırakın.
  • Göz temasını koruyun. Takıldığı anda bakışınızı kaçırmak, çocuğun en çok fark ettiği şey oluyor. Sakin ve ilgili kalın.
  • Sofrada sıra kurun. Sözü kesilmeyen, aceleye getirilmeyen bir konuşma düzeni akıcısızlığı doğrudan azaltıyor.
  • Konuşmayı yasak konu yapmayın. Çocuk kendisi dile getirirse, "evet bazen kelimeler takılıyor, bu senin suçun değil" demek rahatlatıyor. Konuyu yok saymak utancı büyütüyor.
  • Yorgun ve kalabalık anlarda beklentiyi düşürün. Misafirin ortasında şarkı söyletmek, bütün sofraya olayı anlattırmak zor bir an seçmek oluyor. O anlarda takılmanın artması olağan.

Kardeşlere de bir cümle söylemekte fayda var. Evde "sen sus, o anlatsın" ya da "hadi çabuk söyle" diyen bir kardeş varsa, bunu kötü niyetle yapmıyor. Kardeşe de nasıl bekleyeceğini öğretmek, evdeki en kolay ve en hızlı sonuç veren değişikliklerden biri.

Kekemelikle büyüyen pek çok çocuk zamanla akıcı bir konuşmaya kavuşuyor, bazıları ise takılmalarla birlikte rahat konuşmayı öğreniyor. İkisi de iyi bir sonuç. Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz, ücretsiz ön görüşmede birlikte bakabiliriz.

Sık sorulan sorular

İlgili çalışma

Çocuk ve Ergen Terapisi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Çocuk ve Ergen Terapisi

WhatsApp'tan yazın Randevu formu

S.S.S.

Sık sorulan sorular

Çocuğumun kekemeliği kendiliğinden geçer mi?
Okul öncesi dönemde başlayan takılmaların önemli bir kısmı birkaç ay içinde kendiliğinden azalıyor. Ancak hangi çocukta geçeceğini önceden söylemenin bir yolu yok. Takılmalar altı ayı aşıyor, bedensel zorlanma eşlik ediyor ya da çocuk konuşmaktan kaçınmaya başlıyorsa beklememek daha doğru oluyor.
Kekemelik psikolojik bir sorun mudur?
Kekemeliğin kaynağı psikolojik değil; kalıtsal yatkınlık ve konuşmanın motor kontrolüyle ilgili etkenler ön planda. Kaygı sebep değil, sonradan tabloya eklenen ve onu ağırlaştıran bir etken oluyor. Bu yüzden hem dil ve konuşma terapisti hem de psikolojik destek birlikte yürüdüğünde sonuç daha iyi oluyor.
Çocuğum takıldığında kelimesini söylememeli miyim?
Söylememeniz daha iyi. Kelimeyi tamamlamak kısa vadede rahatlatsa da çocuğa yetişemediği mesajını veriyor. Bitirmesini sakin bir yüz ifadesiyle beklemek, göz temasını korumak ve sonra konuşmanın içeriğine cevap vermek en yardımcı tepki oluyor.
Kimden destek almalıyız, psikologdan mı konuşma terapistinden mi?
Konuşmanın akıcılığı üzerinde doğrudan çalışan kişi dil ve konuşma terapisti, bu yüzden yönlendirmeyi oraya yapıyorum. Psikolog olarak benim çalıştığım alan çocuğun kaçınmaları, utanç duygusu ve kendine bakışı ile ailenin evdeki tepkileri oluyor. İki çalışma birbirini tamamlıyor.
Ücretsiz

Karar vermeden önce 15 dakika konuşalım.

Bir terapi sürecine başlamak büyük bir karar. Önce tanışalım: aklınızdaki soruyu anlatın, ben de bu konuda çalışmanın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa nasıl ilerleyeceğimizi açıkça söyleyeyim.

  • Ne konuşuyoruz?Çocuğunuzla ilgili gözleminizi ve endişenizi dinliyorum.
  • Ne alıyorsunuz?Bir çalışma gerekip gerekmediğine dair net bir yanıt.
  • Ne kadar sürüyor?15 dakika. Telefonla ya da görüntülü, size uygun olan nasılsa.

Randevu

Randevu almak için

Ön görüşme 15 dakika sürüyor ve ücretsizdir. Gözlemlerinizi dinliyor, bir çalışmanın gerekip gerekmediğini açıkça paylaşıyorum.

WhatsApp'tan yazın Randevu formunu doldurun +90 538 570 24 27
WhatsApp'tan yazın