Çocuk (5-12 yaş)

Çocuklarda Depresyon: Hüzün Değil, Sinirlilik Olarak Görünen Yük

10 dakikalık okuma Psikolog Esra Gamgam Gökdemir 15 dk ücretsiz ön görüşme
Çocuklarda Depresyon: Hüzün Değil, Sinirlilik Olarak Görünen Yük

Bir zamanlar kapıdan girer girmez anlatacak bir şeyi olan çocuk, artık ayakkabılarını çıkarıp doğruca odasına gidiyor. Sevdiği oyunlara elini sürmüyor. En yakın arkadaşı kapıyı çaldığında "canım istemiyor" diyor. Bir şey sorduğunuzda ise beklemediğiniz kadar sert bir cevap geliyor ve siz o cevabın altında ne olduğunu çözemiyorsunuz.

Bu tabloyu bana anlatan ailelerin çoğu önce şımarıklık, tembellik ya da "geçici bir dönem" diye düşünmüş oluyor. Anlaşılır bir şey. Çünkü çocukluk çağı depresyonu, bize öğretilen haliyle görünmüyor. Sessizce ağlayan, üzgün, içine kapanmış bir çocuk beklerken karşımıza kolay parlayan, her şeye itiraz eden, sürekli bir yeri ağrıyan bir çocuk çıkıyor.

Baştan şunu söyleyeyim: bu tablo sizin bir şeyi yanlış yapmanızdan doğmuyor. Ama zamana bırakılacak bir şey de değil. Fark edildiğinde yapılabilecek çok şey var.

Önce şunu okuyun: Çocuğunuzdan yaşamak istememeye ya da kendine zarar vermeye dair bir cümle duyduysanız, bunu "dikkat çekmek için söylüyor" diye geçiştirmeyin ve ertesi güne bırakmayın. Aynı gün bir çocuk ve ergen psikiyatristine ulaşmaya çalışın. Ulaşamıyorsanız ya da çocuğunuzun güvenliğinden endişeleniyorsanız 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın. 112'yi aramak abartı değil, doğru olan şey.

Çocuklarda depresyon nedir?

Depresyon, geçici bir keyifsizlik değil. Çocuğun keyif alma kapasitesinin, enerjisinin, uyku ve iştah düzeninin, kendine bakışının aynı anda ve uzun süre etkilendiği bir tablo. Çocuklarda da görülüyor ve okul çağında hiç seyrek değil.

Yetişkin depresyonuyla arasındaki en kritik fark, duygunun dışarı nasıl çıktığı. Yetişkin "mutsuzum" diyebiliyor. Sekiz yaşındaki bir çocuk bunu tarif edecek kelimeye çoğu zaman sahip değil. O yüzden depresyon çocukta huysuzluk, öfke patlamaları ve beden şikâyetleri olarak görünüyor.

Yaşa göre de değişiyor. Altı yedi yaşındaki bir çocukta tablo daha çok bedende beliriyor: karın ağrısı, iştahsızlık, uykuya dalamama, anneye yapışma. Dokuz on yaşından sonra ise kendine dönük sert cümleler duyulmaya başlıyor: "ben zaten beceremiyorum", "kimse benimle oynamak istemiyor". Bu cümleleri geçiştirmemek gerekiyor, çünkü çocuklar kendileri hakkındaki düşüncelerini yetişkinlerden çok daha az filtreleyerek söylüyor.

Yetişkinde daha çokÇocukta daha çok
Hüzün, ağlama, çökkünlükSinirlilik, kolay parlama, itiraz
"Kendimi kötü hissediyorum" ifadesiKarın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı
İşe gitmekte zorlanmaOkula gitmek istememe, notlarda düşüş
Sosyal geri çekilmeOyundan ve sevdiği etkinliklerden çekilme
Uykuya dalamamaUykuda artış ya da azalma, sabah kalkamama

Tablodaki ayrım kesin bir kural değil, bir eğilim. Bazı çocuklar gerçekten de sessizleşip içine kapanıyor. Ama ailelerin en çok kaçırdığı hali, öfkeli olanı.

Belirtileri neler?

Tek bir belirti tek başına bir şey söylemiyor. Bakılması gereken şey, birkaç belirtinin bir arada olması, en az iki haftadır sürmesi ve çocuğun eski halinden fark edilir biçimde uzaklaşmış olması. Şunlar dikkate değer:

  • Günün büyük kısmında sinirli, gergin ya da çabuk ağlayan bir hal
  • Eskiden sevdiği oyunlara, spora, çizime ilgisini kaybetme
  • Arkadaş davetlerini geri çevirme, teneffüste tek başına kalma
  • Okul başarısında belirgin düşüş, ödeve odaklanamama, "ben zaten yapamıyorum" cümlesi
  • Sürekli tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı, halsizlik (çocuk doktoru muayenesinde bir neden bulunmuyor)
  • Uyku düzeninde değişiklik: sabah kalkamama ya da gece uyanıp bir daha dalamama
  • İştahta belirgin artış veya azalma
  • Kendine dönük sert cümleler: "ben aptalım", "kimse beni sevmiyor", "ben olmasam daha iyi"

Son maddedeki türden cümleleri duyduğunuzda beklemeyin. Bu cümleler her zaman bir kriz anlamına gelmiyor, ama her zaman aynı gün konuşulmayı hak ediyor.

Ailelerin en çok zorlandığı nokta, bu belirtileri normal bir yorgunluktan ayırmak. Bana yardımcı olan soru şu: çocuğunuzun eski halini düşünün ve şunu sorun, en son ne zaman gerçekten gülmüştü? Cevabı hatırlamakta zorlanıyorsanız, bu tek başına bir tanı değil ama dikkate alınması gereken bir işaret.

Neden oluyor?

Tek bir sebep aramak yanıltıcı olur. Genellikle birkaç etken üst üste biniyor:

  • Mizaç ve ailesel yatkınlık. Bazı çocuklar duygu dalgalanmalarına daha hassas doğuyor. Ailede depresyon öyküsü varsa bu ihtimal artıyor. Bu bir suçlama değil, bir bilgi.
  • Kayıp ve değişim. Sevilen bir yakının ölümü, taşınma, okul değişikliği, ailedeki bir ayrılık, evcil hayvanın kaybı.
  • Akran ilişkilerindeki zorluk. Dışlanma, alay edilme, siber zorbalık. Çocuk bunu çoğu zaman evde anlatmıyor.
  • Süreğen bir başarısızlık hissi. Öğrenme güçlüğü ya da dikkat sorunu olan bir çocuk yıllarca "çabalamıyor" diye duyuyorsa, bu birikiyor.
  • Bedensel etkenler. Kronik hastalıklar, uzun süren uykusuzluk, bazı tıbbi tablolar. Bunları değerlendirmek hekimin işi.

Ailelerin sık sorduğu soruyu da burada cevaplayayım: "Biz çok mu üstüne düştük, yoksa az mı ilgilendik?" Depresyon böyle basit bir denklemle açıklanmıyor. Sizin tutumunuz sürecin gidişatını etkiliyor, ama başlangıcının tek sebebi değil.

Ne zaman uzman desteği almalı?

Şu üç başlığa bakmak yol gösteriyor:

  • Süre: Tablo yaklaşık iki haftayı geçti mi ve azalma yok mu?
  • Yoğunluk: Hafif bir keyifsizlik mi, yoksa çocuğun her gününü kaplayan bir hal mi?
  • İşlev: Okulu, uykusu, iştahı, arkadaşlıkları etkileniyor mu?

Üçünden ikisi varsa beklemek yerine bir görüşme ayarlamak daha iyi. Burada meslek sınırımı açıkça yazayım: depresyon tanısını çocuk ve ergen psikiyatristi koyar. Ben bir psikoloğum, teşhis koymam. Yaptığım şey değerlendirme, çocukla terapi çalışması ve aileye eşlik etmek. Tablo tanı gerektirir göründüğünde ilk yönlendirmem psikiyatri oluyor ve bunu geciktirmiyorum.

İlaç konusu da benzer şekilde: ilaç kullanılıp kullanılmayacağı yalnızca hekimin karar vereceği bir konu. Ben bu konuda öneride bulunmam. Birçok çocukta ilaç gündeme bile gelmiyor, gündeme geldiğinde de kararı veren ve süreci izleyen kişi hekim oluyor.

Nasıl çalışıyoruz?

Çocuklarda depresyonda üç koldan ilerliyorum.

Çocukla: Okul çağındaki çocuklarda bilişsel davranışçı terapi belirgin biçimde işe yarıyor. Çocuğun kafasındaki "ben yapamıyorum, kimse beni istemiyor" türü cümleleri birlikte yakalıyoruz, bunları sınayacak küçük deneyler kuruyoruz. Yanına davranışsal etkinleştirme dediğimiz çalışmayı ekliyoruz: keyif veren etkinlikleri, keyif gelene kadar beklemeden, planlı biçimde hayata geri koymak. Küçük yaş grubunda ve duygusunu anlatmakta zorlanan çocuklarda oyun terapisini de kullanıyorum.

Aileyle: Ebeveyn görüşmeleri sürecin süsü değil, kendisi. Evdeki tepkilerin tutarlılığı, sabah rutini, ekran ve uyku düzeni, çocuğun öfkesine verilen yanıt. Çoğu ailede gözle görülür fark bu görüşmelerden sonra geliyor.

Hekimle ve okulla: Psikiyatri süreci varsa terapi ona paralel yürüyor. Okulla ortak bir plan gerektiğinde bunu her zaman aileden izin alarak kuruyoruz.

Evde yapabilecekleriniz

  • Öfkenin altına bakın. "Neden bağırıyorsun" yerine "bugün sana zor gelen bir şey oldu galiba" cümlesi çok daha fazla kapı açıyor.
  • Bedeni ciddiye alın. Karın ağrısı uydurma değil. Çocuk gerçekten ağrı hissediyor. Önce çocuk doktoruna gidin, sonra duyguyu konuşun.
  • Küçük hareketle başlayın. Günde on beş dakikalık bir yürüyüş, bahçeye inmek, top oynamak. Küçük olsun ama her gün olsun.
  • Uykuyu ve ekranı sabitleyin. Yatma saatinin düzenli olması, depresyonda en çok işe yarayan basit adımlardan biri.
  • Çabayı görün, sonucu değil. "Notun düşmüş" yerine "bugün masaya oturdun, bunu fark ettim".
  • Sormaktan korkmayın. Çocuğunuza kendini kötü hissedip hissetmediğini sormak ona kötü bir fikir vermiyor. Tam tersine, konuşulabilir olduğunu gösteriyor.
  • Kendi yükünüzü de görün. Depresyonu olan bir çocuğun yanında olmak yorucu. Kendi uykunuza, kendi desteğinize ihtiyacınız var ve bunu istemek bencillik değil.

Bir de sık sorulan bir şeye cevap vereyim: "Onu neşelendirmeye çalışmam yanlış mı?" Yanlış değil, ama tek başına yetmiyor. Depresyondaki bir çocuk keyif alma kapasitesini geçici olarak kaybettiği için, en sevdiği aktivite bile onu o gün mutlu etmeyebiliyor. Bu, çabanızın boşa gittiği anlamına gelmiyor. Yanında olduğunuzu görmesi zaten kendi başına bir işe yarıyor.

Son olarak baştaki uyarıyı tekrar edeyim, çünkü tekrar edilmeyi hak ediyor. Çocuğunuzda yaşamaktan vazgeçmeye ya da kendine zarar vermeye dair bir işaret varsa beklemeyin. Aynı gün bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurun, acil bir durum söz konusuysa 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın. Çocuklarda depresyon, destek alındığında çoğu ailede belirgin biçimde iyiye giden bir tablo. Yalnız taşımanız gereken bir şey değil.

Sık sorulan sorular

İlgili çalışma

Bilişsel Davranışçı Terapi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Çocuklarda Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

WhatsApp'tan yazın Randevu formu

S.S.S.

Sık sorulan sorular

Çocuğum sadece sinirli, hiç ağlamıyor. Yine de depresyon olabilir mi?
Olabilir. Çocuklarda depresyonun en sık gözden kaçan hali tam olarak bu: hüzün yerine sinirlilik, itiraz ve kolay parlama. Buna oyundan çekilme, beden ağrıları ve okul başarısında düşüş eşlik ediyorsa değerlendirilmeyi hak ediyor. Tanıyı ise çocuk ve ergen psikiyatristi koyar.
Çocuğuma depresyon teşhisini siz mi koyuyorsunuz?
Hayır. Ben psikoloğum, teşhis koymuyorum. Yaptığım şey ayrıntılı bir değerlendirme, çocukla terapi çalışması ve aileye eşlik etmek. Tablo tanı gerektirir göründüğünde çocuk ve ergen psikiyatristine yönlendiriyorum ve süreç gerektiğinde birlikte yürüyor.
İlaç kullanmak gerekir mi?
Bu yalnızca hekimin karar vereceği bir konu, ben bu konuda öneride bulunmam. Birçok çocukta ilaç hiç gündeme gelmiyor ve terapi ile ebeveyn çalışması yeterli oluyor. Gündeme geldiği durumlarda da kararı veren ve süreci izleyen kişi çocuk ve ergen psikiyatristi oluyor.
Çocuğum yaşamak istemediğini söyledi. Ne yapmalıyım?
Sakin kalın, geçiştirmeyin ve ertesi güne bırakmayın. Ona bunu söylediği için kızmadığınızı, yanında olduğunuzu söyleyin. Aynı gün bir çocuk ve ergen psikiyatristine ulaşmaya çalışın; ulaşamıyorsanız ya da güvenliğinden endişeleniyorsanız 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.
Ücretsiz

Karar vermeden önce 15 dakika konuşalım.

Bir terapi sürecine başlamak büyük bir karar. Önce tanışalım: aklınızdaki soruyu anlatın, ben de bu konuda çalışmanın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa nasıl ilerleyeceğimizi açıkça söyleyeyim.

  • Ne konuşuyoruz?Çocuğunuzla ilgili gözleminizi ve endişenizi dinliyorum.
  • Ne alıyorsunuz?Bir çalışma gerekip gerekmediğine dair net bir yanıt.
  • Ne kadar sürüyor?15 dakika. Telefonla ya da görüntülü, size uygun olan nasılsa.

Randevu

Randevu almak için

Ön görüşme 15 dakika sürüyor ve ücretsizdir. Gözlemlerinizi dinliyor, bir çalışmanın gerekip gerekmediğini açıkça paylaşıyorum.

WhatsApp'tan yazın Randevu formunu doldurun +90 538 570 24 27
WhatsApp'tan yazın