Okulun yaz kampı formu masanın üstünde duruyor. İmzalamadan önce bir an duraksıyorsunuz. Çocuğunuz gitmeyi çok istiyor, gitmesini siz de istiyorsunuz, ama içinizden geçen o küçük tereddüdü ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Kimseye sormaya da çekiniyorsunuz, çünkü "fazla mı düşünüyorum" diye korkuyorsunuz.
Bu tereddüdü taşıyan çok ebeveynle konuştum. Şunu baştan söyleyeyim: bu bir paranoya değil, sorumluluk. Ve iyi haber şu ki çocuğu korumak için dünyayı ona korkunç bir yer olarak anlatmak gerekmiyor. Tam tersi işe yarıyor: kendi bedeninin sahibi olduğunu, sınır koyabileceğini ve anlattığında inanılacağını bilen bir çocuk çok daha güvende oluyor.
Bu yazı yalnızca koruyucu bir rehber. Burada olay ayrıntısı, yöntem ya da fail profili bulamayacaksınız, çünkü bunlar aileye koruma değil korku veriyor. Anlatacağım şey, evde bugünden kurabileceğiniz somut alışkanlıklar.
Önce başvuru bilgisi: Bir çocuğun güvenliğinden endişe ediyorsanız ya da acil bir durum varsa 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın. İhbar, danışma ve yönlendirme için ALO 183 Sosyal Destek Hattı ücretsiz ve yedi gün yirmi dört saat hizmet veriyor. Emin olamadığınız durumda da arayabilirsiniz, aramak için kesin bilgiye sahip olmanız gerekmiyor.
Koruyucu eğitim nedir?
Koruyucu eğitim, çocuğa bedeni, sınırları ve güvenliği hakkında yaşına uygun bilgi vermek. Cinsel eğitimden farklı bir şey; asıl konusu mahremiyet, izin ve sınır kavramları.
Üç ayağı var. Birincisi çocuğun kendi bedeninin sahibi olduğunu bilmesi. İkincisi ne zaman "hayır" diyebileceğini ve bu "hayır"ın aile içinde de geçerli olduğunu öğrenmesi. Üçüncüsü rahatsız edici bir şey yaşadığında kime, nasıl anlatacağını bilmesi.
Bu eğitimin tek bir konuşmada verilmesi gerekmiyor, hatta verilmemeli. En iyi işleyen biçim, gündelik anlara serpiştirilmiş kısa cümleler: banyoda, giyinirken, oyun sırasında. Tek bir "ciddi konuşma" çocuğu geriyor, gündelik cümleler ise kalıcı oluyor.
Bedenin sahibi olma ve doğru beden isimleri
Üç dört yaşından itibaren beden bölgelerinin gerçek isimlerini öğretmenizi öneriyorum. Takma isimler kulağa daha masum geliyor, ama iki sorun yaratıyor. Birincisi, çocuk rahatsız edici bir şey yaşadığında anlatabileceği ortak bir kelimeden yoksun kalıyor. İkincisi, ismi söylenemeyen bölge çocuğun zihninde utanç alanına dönüşüyor ve utanç, anlatmanın en büyük engeli.
Kural basit ve tekrarlanabilir olmalı: iç çamaşırının örttüğü yerler özeldir. Kimse oralara bakamaz ve dokunamaz. Bakım ya da sağlık gerektiren durumlarda, örneğin doktor muayenesinde, bunun ancak güvendiğin bir yetişkin yanındayken ve sebebi sana anlatılarak olabileceğini ekleyin.
Aynı ilkeyi evde de uygulayın. Çocuk sarılmak istemiyorsa zorlanmamalı, akrabaya öpücük vermeye ikna edilmemeli. "Sarılmak istemiyorsan el sallayabilirsin" cümlesi, çocuğa sınırının gerçekten geçerli olduğunu öğretiyor. Sınırına saygı görmeyi evde öğrenen çocuk, dışarıda sınırının ihlal edildiğini de daha kolay fark ediyor.
İyi sır, kötü sır
Çocuklara "sır tutma" demek yerine sırları ikiye ayırmak çok daha işe yarıyor.
- İyi sır sonunda herkesi sevindiren, geçici sırdır. Babaanneye hazırlanan doğum günü sürprizi gibi. İyi sırrın bir gün açılacağı bellidir.
- Kötü sır içini sıkan, karnını ağrıtan, saklamak zorunda hissettiğin sırdır. Kötü sır asla tutulmaz. Kim söylemişse söylesin, ne kadar önemli biri olursa olsun.
Buna bir cümle daha ekleyin: "Bir yetişkin senden bana söylemeyeceğin bir şey isterse, o zaman bana mutlaka söylemen gerekir. Ne olursa olsun sana kızmam." Bu cümle, çocuğun susmasını sağlayan en yaygın mekanizmayı, yani korku ve suçluluğu doğrudan zayıflatıyor.
Bir de "güven listesi" yapın. Çocuğun bir şey olduğunda ulaşabileceği üç yetişkin belirleyin ve isimlerini birlikte yazın. İçlerinden birine ulaşamazsa diğerine gideceğini bilsin.
Davranışsal uyarı işaretleri
Aşağıdakilerin hiçbiri tek başına bir sonuca işaret etmiyor. Hepsinin başka açıklamaları olabilir ve çoğu zaman vardır. Dikkate değer olan, birkaçının aynı dönemde ve belirgin bir değişiklikle birlikte ortaya çıkması.
- Uyku düzeninde ani bozulma, kâbuslar, karanlıktan yeni başlayan korku
- Daha önce kazanılmış becerilerde geriye gitme, örneğin altını ıslatma
- Belli bir kişinin yanında kalmayı ya da belli bir yere gitmeyi reddetme
- Yaşına uygun olmayan bir cinsel bilgi ya da davranış sergileme
- Oyundan ve arkadaşlardan çekilme, içe kapanma
- Ani öfke patlamaları ya da tam tersi, aşırı uslu ve sessiz hale gelme
- Açıklanamayan karın ve baş ağrıları
- Bedeninden utanma, soyunmaktan ya da banyodan kaçınma
- Yeme düzeninde belirgin değişiklik
- Okul başarısında ani düşüş
Bu listeyi bir kontrol formu gibi kullanmayın. Amacı sizi tetikte tutmak değil, çocuktaki bir değişimin görmezden gelinmemesi gerektiğini hatırlatmak. Ne olduğundan emin olamadığınız durumda konuşmak, susmaktan her zaman daha iyi.
Çocuklar neden anlatmakta zorlanıyor?
Ailelerin en çok sorduğu soru şu: "Bir şey olsa bana söylerdi, değil mi?" Keşke bu kadar basit olsaydı. Çocukların susmasının birkaç anlaşılır sebebi var ve hiçbiri çocuğun size güvenmemesiyle ilgili değil.
- Kelimesi yok. Yaşadığı şeyi tarif edecek kelimeleri öğrenmemişse anlatamıyor. Doğru beden isimlerini bilmek tam da bu yüzden koruyucu.
- Suçluluk hissediyor. Çocuklar olan bitenden kendilerini sorumlu tutmaya çok yatkın. "Ben izin verdim" ya da "ben oraya gittim" düşüncesi susmanın en yaygın sebeplerinden.
- Sizi üzmekten korkuyor. Anne babasının üzüleceğini, ağlayacağını ya da öfkeleneceğini düşünen çocuk, onları korumak için susmayı seçebiliyor.
- Ceza alacağını sanıyor. Özellikle daha önce bir kuralı çiğnemişse, anlatmanın bedeli olacağını düşünüyor.
- Sır tutması söylenmiş olabiliyor. Bu yüzden iyi sır ve kötü sır ayrımını evde önceden kurmak, çocuğa bu düğümü çözecek bir anahtar veriyor.
Çoğu çocuk hemen ve doğrudan anlatmıyor. Küçük bir imayla, bir soruyla ya da bir oyunla yoklama yapıyor. O ilk yoklamada verdiğiniz tepki, gerisinin gelip gelmeyeceğini belirliyor.
Ne zaman harekete geçmeli, nereye başvurmalı?
Beklemek için kesin bilgi aramayın. Çocuğunuzda belirgin bir değişiklik görüyorsanız, bir şey anlattıysa ya da içinizde gitmeyen bir tereddüt varsa, konuşmak ve danışmak için yeterli sebebiniz var. Bir şey çıkmaması en iyi ihtimal, ve o ihtimal için aramaktan çekinmeye değmez.
Çocuk size anlattığında ne yapmalı?
Bir çocuğun anlatmayı seçtiği an, sürecin en kırılgan anı. Orada söylediğiniz ilk birkaç cümle, çocuğun devam edip etmemesini belirliyor.
- Sakin kalın. Yüzünüzdeki dehşet ifadesi çocuğa "yanlış bir şey yaptım" mesajı veriyor. İçinizden geçeni sonra, başka bir yetişkinle paylaşın.
- "Sana inanıyorum" deyin. Bu üç kelime en çok ihtiyaç duyulan şey. Ardından "bunu bana anlattığın için çok iyi yaptın" ekleyin.
- Suçlamayın, sorgulamayın. "Neden hemen söylemedin", "niye orada kaldın" gibi sorular çocuğu susturuyor.
- Ayrıntı sormayın. Bu en çok zorlanılan madde ama en önemlisi. Tekrarlanan sorular çocuğun anlatısını zedeliyor ve hukuki süreçte de zarar veriyor. Ayrıntıyı alacak kişi eğitimli bir uzman ve adli görüşmeci. Sizin işiniz dinlemek ve güvende tutmak.
- Söz vermeyin. "Kimseye söylemeyeceğim" demeyin. Bunun yerine "bunu çözmek için yardım alacağız, her adımda yanındayım" deyin.
- Kaydedin. Çocuğun kendi kelimelerini, tarihiyle birlikte not alın. Yorum eklemeden yazın.
Bildirim yükümlülüğü ve başvuru yolları
Türkiye'de bir suçun işlendiğini öğrenen herkesin yetkili makamlara bildirme yükümlülüğü var. Öğretmen, hekim, psikolog gibi meslek gruplarında bu yükümlülük daha da belirgin ve gizlilik ilkesinin üstünde. Ben de dahil olmak üzere, bir çocuğun güvenliğinin risk altında olduğunu öğrenen her uzman bunu bildirmekle yükümlü. Bunu ailelere en baştan açık biçimde söylüyorum, çünkü sürpriz olmaması gereken bir şey.
Başvuru yolları:
- 112 Acil Çağrı Merkezi: Acil ve doğrudan bir tehlike varsa.
- ALO 183 Sosyal Destek Hattı: İhbar, danışma ve yönlendirme için, ücretsiz ve yirmi dört saat açık.
- Cumhuriyet Başsavcılığı ya da en yakın kolluk birimi: Doğrudan suç duyurusu için.
- Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM): Sürecin çocuğu yıpratmadan yürütülmesi için kurulmuş birimler; yönlendirme genellikle savcılık ya da hastane üzerinden oluyor.
Emin olmadığınız için aramaktan çekinmeyin. Değerlendirmeyi yapmak sizin işiniz değil, haber vermek yeterli.
Nasıl çalışıyoruz?
Ailelerle iki başlıkta çalışıyorum. Birincisi koruyucu çalışma: çocuğun yaşına uygun beden ve sınır eğitiminin evde nasıl kurulacağı, hangi cümlelerin kullanılacağı, hangi soruların nasıl cevaplanacağı. Bunu ebeveyn danışmanlığı görüşmelerinde adım adım planlıyoruz.
İkincisi, bir olay yaşandığında çocuğun ve ailenin yanında olmak. Burada rolüm çok net: adli süreci ben yürütmüyorum ve çocuktan olay ayrıntısı toplamıyorum. Yaptığım şey çocuğun güven duygusunu yeniden kurmasına eşlik etmek, kaygı ve travma sonrası tepkilerle çalışmak, aileyi süreç boyunca desteklemek. Küçük yaşta bu çalışma çoğunlukla oyun terapisi üzerinden yürüyor. Psikiyatrik değerlendirme gerektiren bir tablo varsa, bunu çocuk ve ergen psikiyatristiyle iş birliği içinde yürütüyoruz.
Evde yapabilecekleriniz
- Beden isimlerini doğru öğretin. Takma isim yerine gerçek isim, utanç yerine bilgi.
- İç çamaşırı kuralını tekrarlayın. Kısa, sade ve ara ara. Tek bir konuşma yeterli olmuyor.
- Sarılmayı zorlamayın. Çocuğun "hayır"ına evde saygı gösterin ki dışarıda da kullanabilsin.
- İyi sır ile kötü sırrı ayırın. Kötü sırrın asla tutulmayacağını ve anlattığında kızılmayacağını tekrar edin.
- Güven listesi yapın. Ulaşabileceği üç yetişkinin adını birlikte belirleyin.
- Çocuğun kaldığı ortamları tanıyın. Kimlerle, nerede, ne kadar süre kalacağını bilmek; kapalı kapı ve gözetimsiz zaman konusunda açık bir aile kuralınızın olması.
- Dinlemeye açık kalın. Günde birkaç dakika, telefonu bırakıp konuştuğunuz bir zaman. Anlatma alışkanlığı küçük şeylerle kuruluyor.
Başvuru bilgisi: Acil bir durumda 112 Acil Çağrı Merkezi. İhbar, danışma ve yönlendirme için ALO 183 Sosyal Destek Hattı, ücretsiz ve yirmi dört saat açık. Şüpheniz varsa beklemeyin; aramak abartı değil, doğru olan şey.
Sık sorulan sorular
İlgili çalışma
Çocuk ve Ergen Terapisi hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Çocuk ve Ergen Terapisi



