Şöyle bir sahne çoğu evde tanıdıktır: Akşam yemeğinde çocuğunuz tabağına dokunmuyor, "midem bulanıyor" diyor. Siz de biliyorsunuz ki yarın deneme sınavı var. Geceleri odasının ışığı geç saatlere kadar yanıyor, ama masada kitap açık, gözler tavanda. Sabah "gitmesem olur mu" diye soruyor, siz de her seferinde aynı cevabı veriyorsunuz, ama içten içe siz de kaygılanıyorsunuz.
LGS, sekizinci sınıf öğrencisi için hem kendisi hem aile için gerilimli bir dönem. Bu gerilimin bir kısmı beklenen, hatta işlevsel bir uyarılma; çocuğu çalışmaya motive eden bir tetikleyici olabiliyor. Ama bir noktadan sonra kaygı, performansı desteklemek yerine onu bloke etmeye başlıyor. Bu yazıda bu ikisini nasıl ayırt edeceğinizi, evde neyin işe yaradığını ve ne zaman bir uzmana danışmanın gerektiğini yazıyorum.
Sınav kaygısı nedir, sıradan gerginlikten farkı ne
Sınav kaygısı, akademik yazında sınav öncesinde ya da sırasında yaşanan, performansı olumsuz etkileyecek düzeyde bir gerginlik hali olarak tanımlanıyor. Burada anahtar kelime "performansı etkileyen" kısmı. Sınavdan önce biraz gerilmek, midede kelebekler hissetmek, gece biraz daha az uyumak, çoğu öğrenci için beklenen ve hatta motive edici bir durum. Sorun, bu gerginlik çocuğu çalışırken de sınav anında da felce uğratmaya başladığında ortaya çıkıyor.
Kaygılı bir çocukta genellikle iki katman birden çalışıyor: Bedensel belirtiler (mide ağrısı, uyku bozukluğu, çarpıntı, iştah kaybı) ve bilişsel belirtiler (dikkatin dağılması, "bildiğim şeyi unutuyorum" hissi, sınav anında zihnin boşalması). Bu iki katman birbirini besliyor; beden geriliyor, zihin bunu tehlike sinyali olarak okuyor, kaygı büyüyor.
Test anksiyetesi üzerine yapılan çalışmalar, yüksek düzeyde sınav kaygısının akademik performansla olumsuz ilişkili olduğunu, yani kaygı arttıkça sınav başarısının genellikle düştüğünü gösteriyor. Bunun sebebi çocuğun bilgiyi bilmemesi değil, kaygının çalışma belleğini işgal etmesi ve bilinen bilgiye erişimi zorlaştırması. Bu yüzden "o kadar çalıştı, neden sınavda yapamadı" sorusunun cevabı çoğu zaman bilgi eksikliği değil, kaygının kendisi oluyor.
Kaygının belirtilerini nasıl fark edersiniz
Her çocuk kaygısını farklı gösteriyor. Bazı işaretler daha görünür, bazıları ise ailenin gözünden kolayca kaçabiliyor:
- Sınav yaklaştıkça artan mide ağrısı, baş ağrısı, iştahsızlık
- Uykuya dalmakta zorlanma ya da erken uyanıp bir daha uyuyamama
- "Zaten kazanamayacağım", "bu kadar çalışmam boşuna" gibi olumsuz iç konuşma
- Ders çalışırken sık sık ağlamaya yakın olma ya da aniden odadan çıkma
- Deneme sınavı sonuçlarını görmekten kaçınma, sonucu açmadan kenara koyma
- Bildiği bir konuyu sınav sırasında hatırlayamama, ama sınavdan sonra rahatça anlatabilme
Bu belirtilerin bir kısmı sınav öncesi hafta yoğunlaşıp sınav bitince kısa sürede geçiyorsa, bu beklenen bir dalgalanma. Belirtiler aylardır sürüyorsa, çocuğun günlük hayatını (okula gitmek, arkadaşlarıyla vakit geçirmek, uyumak) ciddi şekilde etkiliyorsa, üzerinde durulması gereken bir tablodan bahsediyoruz.
Kaygıyı büyüten şey genellikle sınav değil
Aileler genellikle "sınav onu bu kadar kaygılandırıyor" diye düşünüyor, ama çoğu zaman kaygıyı büyüten, sınavın kendisinden çok onun etrafına örülen anlam oluyor. Çocuk sınavı "bir sınav" olarak değil, "benim ne kadar değerli olduğumun kanıtı" olarak görmeye başladığında, her soru kişisel bir tehdide dönüşüyor.
Bu anlamı çoğu zaman evdeki konuşmalar besliyor, kasıtlı olmasa da. "Bu sınav hayatını belirleyecek", "iyi bir liseye giremezsen zor olur" gibi cümleler, çocuğun elinden geldiğince çalışmasını sağlamak için söylense de, kaygıyı büyük ölçüde artırıyor. Çocuk sınavı bir eşik değil bir yargı gibi görmeye başlıyor.
Akranlarla kıyaslama da benzer bir etki yapıyor. "Arkadaşın şu netlere çıkmış" gibi bir cümle, çocuğun kendi ilerlemesine bakmasını değil, sürekli başkasının önünde ya da arkasında olup olmadığına bakmasını öğretiyor. Bu, uzun vadede kaygıyı azaltmıyor, tam tersine sınavı bir yarış alanına çeviriyor.
Evde yapabilecekleriniz
Kaygıyı sıfırlamak mümkün değil, hedef bu değil. Hedef, kaygının çalışmayı ve sınav performansını bloke etmesini önlemek. Evde uygulayabileceğiniz birkaç somut şey var:
- Sonuç değil süreç konuşun. "Kaç net yaptın" yerine "bugün nasıl çalıştın, hangi konu takıldı" diye sorun. Süreç odaklı konuşma, çocuğun kendi ilerlemesini görmesine yardımcı oluyor.
- Uyku ve öğün düzenini koruyun. Sınav yaklaştığında ilk feda edilen şey uyku oluyor, oysa yorgun bir beyin kaygıyla daha zor baş ediyor. Düzenli uyku ve öğün saatleri, bedenin kaygıyla mücadele kapasitesini destekliyor.
- Deneme sonuçlarını birlikte, sakin bir şekilde okuyun. Sonuç geldiğinde hemen "neden bu kadar düşük" demek yerine, hangi sorularda neyin ters gittiğine birlikte bakın. Amaç suçlama değil, bir sonraki denemede neyin değişebileceğini görmek.
- Nefes ve gevşeme tekniklerini birlikte deneyin. Sınav öncesi birkaç dakika yavaş nefes almak, bedendeki gerginliği düşürebiliyor. Bunu sınav gününe kadar birkaç kez evde birlikte prova etmek, sınav anında hatırlanmasını kolaylaştırıyor.
- Kendi kaygınızı çocuğunuza taşımayın. Ebeveynin kendi sınav kaygısı, ses tonuna, yüz ifadesine, sorduğu sorulara sızabiliyor. Çocuğunuzun yanında sakin bir ses tonu kullanmak, ona da bir güvence veriyor.
- Ekran ve dinlenme zamanını tamamen kaldırmayın. Sınav dönemi boyunca hiç ara vermeden çalışmak sürdürülebilir değil. Kısa, planlı dinlenme aralıkları, zihnin toparlanmasına yardımcı oluyor.
Bu adımların hiçbiri kaygıyı bir gecede ortadan kaldırmıyor, ama zamanla çocuğun kaygıyla birlikte çalışabildiği bir düzen kurmasına yardımcı oluyor.
Ne zaman uzman desteği almalı
Bazı çocuklarda kaygı, evde denenen yöntemlere rağmen aynı şiddette sürüyor ya da günlük hayatı ciddi şekilde etkilemeye başlıyor. Aşağıdaki durumlarda bir değerlendirme almak faydalı olabilir:
- Kaygı belirtileri sadece sınav haftasında değil, aylardır sürekli hale gelmişse
- Çocuk okula gitmek istemiyor, sınav konusundaki kaygı gündelik işleyişi bozuyorsa
- Bedensel şikayetler (mide ağrısı, baş ağrısı, uyku bozukluğu) sık ve yoğun hale gelmişse
- Çocuk kendini değersiz görme, "ben zaten başaramam" gibi ifadeleri sürekli tekrarlıyorsa
Bu tabloda yapılan çalışma, çocuğa ekstra ders anlatmak ya da soru çözdürmek değil, kaygıyla baş etme becerisi kazandırmak. Bazı durumlarda dikkat ve odaklanma güçlüğü de eşlik ediyorsa, bu ayrı bir değerlendirme gerektirebiliyor; böyle bir durumda MOXO dikkat testi gibi bir değerlendirmeye yönlendirme yapılabiliyor. Tanı koymak ve gerektiğinde ilaç tedavisi düzenlemek çocuk ve ergen psikiyatristinin yetkisinde olan bir konu.
Nasıl çalışıyoruz
LGS sürecinde sınav koçluğu çalışmasında önce çocuğun kaygısının nerede, nasıl ortaya çıktığını birlikte haritalandırıyoruz: hangi anlarda beliriyor, bedende nasıl hissediliyor, hangi düşünceler eşlik ediyor. Sonra kaygıyla baş etme becerileri, çalışma düzeni ve sınav gününe dair somut bir plan üzerinde birlikte çalışıyoruz. Gerektiğinde ebeveyn görüşmeleri de sürece eklenerek evdeki tutumun bu çalışmayı desteklemesi sağlanıyor. Görüşmeler Kurtköy, Pendik'teki ofisimde yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden online olarak yapılabiliyor.
Kaynaklar
Bu yazı aşağıdaki çalışmalardan yararlanılarak hazırlandı. Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı yerine geçmez.
- Karadağ, M. G. ve Kaya, F. (2020). Sınav kaygısı ile akademik başarı arasındaki ilişki: Bir meta-analiz çalışması. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi. Kaynağa git
- Putwain, D. W. (2008). Deconstructing test anxiety. Emotional and Behavioural Difficulties. Kaynağa git
İlgili hizmet
LGS Sürecinde Psikolojik Destek hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: LGS Sürecinde Psikolojik Destek


