Diyelim ki pazar akşamı, ailede küçük bir ritüel var: telefon ya da tablet açılıyor, ekranın öbür ucunda büyükanne beliriyor. Çocuk ilk birkaç dakika heyecanla anlatıyor, gülüyor, çizdiği resmi ekrana tutuyor. Görüşme bitip ekran kapandığında ise bir sessizlik çöküyor eve. Bazı akşamlar bu sessizliği bir hüzün, bazen de anlaşılması güç bir huysuzluk takip ediyor. Anne baba bunun nedenini tam olarak adlandıramasa da, aslında gördükleri şey oldukça net: bir özlem, ekranın kapanmasıyla birlikte yeniden görünür oluyor.
Göç üzerine konuşulduğunda genellikle yeni dil, yeni okul, yeni arkadaşlar gündeme gelir. Oysa çoğu ailede en az bunlar kadar ağırlıklı bir başka konu vardır ve çok daha az konuşulur: geride bırakılan büyükanne, büyükbaba ve geniş aile. Bu yazı, göçün bu görünmeyen ama gerçek tarafını ele alıyor.
Göçün konuşulmayan tarafı: geride kalanlar
Bir aile yurtdışına taşındığında, kayıp listesinde genellikle ev, okul, arkadaşlar sayılır. Büyükanne ve büyükbaba ise çoğu zaman bu listenin biraz gerisinde kalır, çünkü onlarla ilişki "zaten sık görüşmüyorduk" ya da "telefonla konuşuruz" diyerek küçümsenebilir. Oysa birçok çocuk için büyükanne büyükbaba ilişkisi, ebeveynden farklı bir güvenlik kaynağıdır: koşulsuz bir ilgi, farklı bir sabır, bazen ebeveynin veremediği bir rahatlık sunar. Bu ilişkinin aniden görüntülü bir ekrana sıkışması, çocuğun fark etmeden taşıdığı bir kayıptır.
Çocuk için bu kayıp ne anlama gelir?
Küçük çocuklar bu kaybı çoğunlukla dille değil davranışla ifade eder: görüşme sonrası huysuzluk, uykuya dalmakta zorlanma, bazen nedensiz görünen bir ağlama nöbeti. Biraz daha büyük çocuklarda özlem daha dolaylı bir şekilde ortaya çıkabilir; büyükannesinin yaptığı bir yemeği, evindeki bir kokuyu, bir oyunu anarak. Ergenlerde ise bu konu çoğu zaman hiç dile getirilmez, ama aile toplantılarına ya da yaz tatili planlarına karşı gösterilen yoğun ilgi, aslında bu bağı yeniden kurma isteğinin bir yansıması olabilir.
Göç yaşantısı çerçevesinde çocuğun psiko-sosyal uyum sürecini inceleyen bir çalışma, geniş aile ve sosyal destek ağlarının göç sonrası uyumda önemli bir koruyucu etken olduğunu, bu ağın göç sonrası zayıflamasının çocuğun uyum sürecini zorlaştırabileceğini göstermektedir.
Görüntülü görüşmenin sağladığı ve sağlayamadığı şey
Görüntülü arama, hiç bağlantı kuramamaktan elbette çok daha iyidir ve bu bağı önemli ölçüde besler. Ancak yüz yüze geçirilen zamanın yerini tam olarak tutmaz: bir kucağa oturmak, aynı sofrada yemek yemek, bir elin saçını okşaması gibi bedensel ve anlık deneyimler ekran üzerinden aktarılamaz. Uluslararası göç ve büyükanne büyükbaba ilişkisini inceleyen bir derleme, teknoloji aracılığıyla sürdürülen bu ilişkilerin duygusal bağı koruyabildiğini, ama fiziksel yakınlığın sağladığı bakım ve günlük paylaşımın yerini alamadığını, bu nedenle ailelerin her iki türde de temas biçimini bilinçli şekilde sürdürmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bu farkı bilmek, ailelere gerçekçi bir beklenti sunar: görüntülü görüşme bağı besleyen ama tek başına yeterli olmayan bir araçtır. Amaç görüntülü görüşmeyi bırakmak değil, mümkün olduğunda yüz yüze temasla desteklemektir.
Bazı aileler görüntülü görüşmeyi kısa tutmayı tercih eder, çünkü uzayan bir görüşmenin ardından ayrılık daha zor oluyordur. Bazı aileler ise tam tersine, görüşmeyi mümkün olduğunca uzatmanın özlemi azalttığını fark eder. Burada tek bir doğru yöntem yoktur; hangi düzenin kendi çocuğuna daha iyi geldiğini gözlemlemek, hazır bir formülü uygulamaktan daha işe yarar.
Yaş gruplarına göre özlemin görünümü
| Yaş | Özlemin görünümü | Ailenin yapabileceği |
|---|---|---|
| 2-5 yaş | Görüşme sonrası huysuzluk, ayrılık anında ağlama | Görüşmeyi kısa ve düzenli tutmak, ayrılığı önceden haber vermek |
| 6-10 yaş | Belirli anıları, yemekleri, oyunları anma | Ortak bir tarif ya da oyunu yeni evde tekrarlamak |
| 11-14 yaş | Doğrudan dile getirmeme, dolaylı ilgi (mesaj atma, fotoğraf isteme) | Kendi başına iletişim kurmasına alan tanımak |
| 15-18 yaş | Yaz tatili ya da yeniden görüşme planına yoğun odaklanma | Somut bir görüşme tarihini birlikte planlamak |
Ebeveynin kendi yasını çocuğa nasıl yansıtmadan yönetmeli?
Ebeveyn de kendi anne babasından, kardeşinden ayrı kalmanın yasını taşır. Bu duygu bastırıldığında bile evin havasına sızar; çocuk, adı konmamış bir hüznü genellikle hisseder. Duyguyu tamamen gizlemek yerine yaşına uygun bir dille paylaşmak ("ben de anneannemi çok özlüyorum, bazen üzülüyorum") çocuğa hem kendi duygusunu normalleştirme hem de duygularını ifade etme konusunda bir model sunar. Burada denge önemlidir: çocuğun kendi özlemini taşımasına yardımcı olacak kadar paylaşmak, ama çocuğu ebeveynin duygusal yükünü taşıyacak konuma getirmemek gerekir.
Bağı sürdürmek için yapılabilecekler
- Görüşmeleri düzenli ve öngörülebilir yapın. Her pazar aynı saatte yapılan bir görüşme, çocuğa "bu bağ sürüyor" güvencesi verir.
- Görüşmeyi sadece sohbetten ibaret bırakmayın. Birlikte bir yemek tarifi denemek, aynı kitabı okumak, bir oyun oynamak, ekranı daha etkileşimli hale getirir.
- Fiziksel hatıralar biriktirin. Büyükannenin gönderdiği bir mektup, kokusu sinmiş bir eşya, çocuğun görüşmeler arasında tutunabileceği bir şey olabilir.
- Yüz yüze görüşmeyi mümkün olduğunda planlayın ve bunu çocukla önceden paylaşın. Somut bir tarihin varlığı, belirsiz bir özlemi beklenebilir bir sürece dönüştürür.
- Özlemi bir sorun gibi değil, sevginin bir işareti gibi adlandırın. "Onları bu kadar çok sevdiğin için özlüyorsun" cümlesi, duyguyu normalleştirir.
Ne zaman uzman desteği almalı
Özlem beklenen ve sağlıklı bir duygudur, ancak bazı durumlarda daha yakından bakmak gerekir:
- Görüşme sonrası huzursuzluk haftalarca sürüyor ve giderek şiddetleniyorsa
- Çocuk büyükanne büyükbabasından hiç bahsetmemeye başladıysa, konu tamamen kapatılmışsa
- Bu özlem, genel bir içe kapanma ya da günlük işlevlerde belirgin bir düşüşle birlikte gidiyorsa
- Ailede bir kayıp (vefat, ağır hastalık) yaşanmış ve çocuk bunu yüz yüze deneyimleyememişse
Bu işaretlerden biri belirginse, meseleyi sadece zamanla geçecek bir özlem olarak bırakmak yerine bir görüşmede ele almak, hem çocuğun hem ailenin bu duyguyu daha rahat taşımasına yardımcı olur.
Nasıl çalışıyoruz?
Görüşmelerde önce çocuğun bu özlemi nasıl ifade ettiği (davranışla mı, sözle mi, hiç mi) birlikte gözden geçirilir. Ardından bağı sürdürmeye yönelik somut bir plan çıkarılır ve ebeveynin kendi duygusunu nasıl taşıdığına da yer açılır. Gerekirse çocukla doğrudan görüşmeler de bu plana eklenir, böylece hem evdeki düzen hem çocuğun kendi duygusu aynı anda ele alınmış olur. Görüşmeler tamamen online yürütüldüğü için, geniş ailesinden uzakta yaşayan bir aile de sürece kolaylıkla dahil olabiliyor.
Kaynaklar
Bu yazı aşağıdaki çalışmalardan yararlanılarak hazırlandı. Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı yerine geçmez.
- Nguyen, H. T., Stevens, C. ve Baldassar, L. (2024). Transnational grandparent migration and care-giving: a systematic scoping review. Ageing & Society, 45(9), 1785-1825. Kaynağa git
- Gülmez, S. C. ve Öztürk, A. (2018). Göç Yaşantısı Çerçevesinde Çocukta Psiko-Sosyal Uyum Süreci Üzerine Bir İnceleme. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 2, 449-481. Kaynağa git
İlgili hizmet
Göç ve Uyum Sürecinde Destek hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Göç ve Uyum Sürecinde Destek



