Ebeveynler için

Masaya Oturamayan Öğrenci: Erteleme Davranışı ve Çalışma Planı

9 dakikalık okuma 19.09.2026 Psikolog Esra Gamgam Gökdemir
Masaya Oturamayan Öğrenci: Erteleme Davranışı ve Çalışma Planı

Şöyle bir sahne çoğu evde tanıdıktır: Çocuğunuz odasına gidiyor, "şimdi çalışacağım" diyor. On dakika sonra su almak için mutfağa geliyor, sonra telefonuna bir mesaj yazıyor, sonra kalemini arıyor. Saat akşam sekize geliyor, kitap hâlâ kapalı. Siz "ne zaman başlayacaksın" diye sorduğunuzda "biraz sonra" cevabını alıyorsunuz, bu "biraz sonra" saatlerdir tekrarlanıyor.

Erteleme, çoğu ebeveynin ilk düşündüğü gibi tembellik ya da isteksizlik meselesi değil. Akademik erteleme üzerine yapılan araştırmalar, ertelemenin genellikle göreve başlarken hissedilen olumsuz duygudan (kaygı, yetersizlik hissi, sıkılma) kaçınma amacı taşıdığını gösteriyor. Bu yazıda erteleme davranışının arkasında ne olduğunu ve evde kurulabilecek, gerçekten uygulanabilir bir çalışma planını yazıyorum.

Erteleme neden bu kadar yaygın

Masaya oturmak, aslında göründüğünden daha zor bir eylem. Çocuk masaya oturduğu anda, o konuyu ne kadar bilmediğiyle, ne kadar geride kaldığıyla ya da sınavın ne kadar yaklaştığıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu yüzleşme rahatsız edici bir duygu yaratıyor ve beyin, kısa vadede bu rahatsızlıktan kaçınmanın en hızlı yolunu buluyor: Başka bir şeyle ilgilenmek.

Bu döngü kısa vadede işe yarıyor, çünkü telefona bakmak ya da odada dolaşmak anlık bir rahatlama sağlıyor. Ama uzun vadede iş birikiyor, birikmiş iş daha büyük bir kaygı kaynağı haline geliyor ve erteleme döngüsü kendini besliyor. Erteleme literatüründe bu döngü, kısa vadeli duygu düzenleme ile uzun vadeli hedeflerin çarpıştığı bir mekanizma olarak tanımlanıyor.

Mükemmeliyetçilik de bu tabloya sık eşlik ediyor. "Ya çok iyi yapacağım ya da hiç başlamayacağım" düşüncesi, çocuğu tam anlamıyla hazır hissetmediği sürece başlamaktan kaçındırıyor. Bu "hazır hissetme" hali çoğu zaman hiç gelmiyor, çünkü hazırlık hissi genellikle başladıktan sonra oluşuyor, önce değil.

Neden "hemen başla" demek işe yaramıyor

Erteleme davranışı bir irade eksikliği olarak görüldüğünde, çözüm de "biraz kendini zorla" gibi bir tavsiyeye indirgeniyor. Ama erteleyen bir çocuk zaten kendini defalarca zorlamayı deniyor, çoğu zaman içten içe kendine kızıyor. Sorun irade değil, göreve başlarken hissedilen duygunun tolere edilememesi. Bu yüzden "sadece otur ve başla" demek, çocuğun zaten bildiği ama uygulayamadığı bir şeyi tekrar söylemekten öteye geçmiyor.

Daha işe yarayan yaklaşım, görevi küçültmek ve başlama eşiğini alçaltmak. "Bu geceye kadar üç konu bitirmelisin" gibi büyük bir görev, kaygıyı büyütüyor ve ertelemeyi kolaylaştırıyor. "Sadece on dakika bu konuyu aç ve bir göz gezdir" gibi küçük bir görev, başlama eşiğini düşürüyor.

Telefonun erteleme döngüsündeki rolü

Telefon, erteleme davranışının en kolay sığınağı haline geliyor, çünkü anlık ve düşük çabalı bir rahatlama sunuyor. Çocuk masaya oturmak istemediği anda elini telefona uzatıyor, birkaç dakika sonra o birkaç dakika yarım saate dönüşüyor. Bu döngü telefonun "kötü" olmasından değil, o anki rahatsızlıktan kaçmanın en yakın yolu olmasından kaynaklanıyor.

Telefonu tamamen yasaklamak, çoğu ailede uzun süre tutmuyor ve gerginliği artırıyor. Daha sürdürülebilir bir yol, telefonu çalışma bloğu süresince fiziksel olarak başka bir odaya koymak ve bunu bir ceza değil, bir çalışma kuralı olarak sunmak. Molalarda telefona bakmaya izin vermek, ama molanın süresini önceden net olarak belirlemek, hem rahatlama ihtiyacını karşılıyor hem de molanın çalışmayı yutmasını önlüyor.

Evde kurulabilecek çalışma planı

İşe yarayan bir çalışma planı, mükemmel bir program değil, gerçekçi ve tekrarlanabilir bir yapı. Aşağıdaki adımlar birlikte kurulabilecek bir çerçeve sunuyor:

  1. Günü küçük bloklara bölün. "Bugün matematik çalışacağım" gibi geniş bir hedef yerine "20 dakika bu konuyu çalışacağım" gibi küçük, net bloklar belirleyin. Kısa bloklar başlamayı kolaylaştırıyor.
  2. Aradaki molaları önceden planlayın. Belirsiz bir mola, telefona uzanıp saatlerce oradan çıkamamaya dönüşebiliyor. "20 dakika çalış, 5 dakika mola" gibi net bir döngü, molayı bir kaçış yerine bir dinlenme haline getiriyor.
  3. Başlangıç ritüelini sabitleyin. Her çalışma öncesi aynı küçük adımı tekrarlamak (masayı düzeltmek, telefonu başka odaya koymak, bir bardak su almak) beyne "şimdi çalışma vakti" sinyalini veriyor.
  4. Görevi somutlaştırın. "Matematik çalış" yerine "bu üç soruyu çöz" gibi somut, ölçülebilir bir görev tanımlamak, ne zaman bittiğini net kılıyor ve erteleme için daha az alan bırakıyor.
  5. Tamamlanan görevleri görünür kılın. Bir listede tamamlanan görevlerin üzerini çizmek ya da işaretlemek, küçük bir ilerleme hissi veriyor ve bu his bir sonraki göreve başlamayı kolaylaştırıyor.
  6. Planı birlikte, ama çocuğun sözüyle kurun. Plan tamamen ebeveyn tarafından dayatıldığında direnç görülüyor. Çocuğun kendi önerdiği süre ve sıralama, uygulanma ihtimali daha yüksek bir plan ortaya çıkarıyor.

Bu planın hiçbir versiyonu, çocuğun bir gecede erteleme yapmayı bırakmasını sağlamıyor. Amaç, erteleme döngüsünü tamamen kırmak değil, başlama eşiğini biraz daha düşürmek ve zamanla bunu bir alışkanlığa dönüştürmek.

Ne zaman uzman desteği almalı

Bazı çocuklarda erteleme davranışı, evde denenen yöntemlere rağmen sürüyor ya da daha kapsamlı bir tabloya işaret ediyor. Aşağıdaki durumlarda bir değerlendirme almak faydalı olabilir:

  • Erteleme sadece sınav dönemiyle sınırlı değil, uzun süredir her alanda tekrarlanıyorsa
  • Çocuk bir işe başladığında da dikkatini uzun süre orada tutamıyor, sık sık dağılıyorsa
  • Erteleme davranışına yoğun bir suçluluk, kendini eleştirme ya da umutsuzluk eşlik ediyorsa
  • Görev başlatma ve sürdürme güçlüğü okul öncesi dönemlerden itibaren de fark edilmişse

Dikkat ve odaklanmayla ilgili bir zorlanma uzun süredir varsa, bu ayrı bir değerlendirme gerektirebiliyor ve gerektiğinde MOXO dikkat testi gibi bir değerlendirmeye yönlendirme yapılabiliyor. Bu değerlendirmeyi yapmak ve gerekirse ilaç tedavisine karar vermek çocuk ve ergen psikiyatristinin yetkisinde olan bir konu.

Nasıl çalışıyoruz

Okul ve sınav koçluğu çalışmasında önce erteleme davranışının çocuk için ne işe yaradığını, hangi duygudan kaçınmaya hizmet ettiğini birlikte anlamaya çalışıyoruz. Sonra çocuğun kendi sözüyle kurduğu, küçük adımlı ve gerçekçi bir çalışma planı üzerinde birlikte çalışıyoruz. Gerektiğinde ebeveyn görüşmeleri de plana eklenerek evdeki uygulamanın sürdürülebilir olması sağlanıyor. Görüşmeler Kurtköy, Pendik'teki ofisimde yüz yüze ya da online olarak yapılabiliyor.

Bu süreçte ailelere sık söylediğim bir şey var: Plan ilk haftadan kusursuz işlemeyecek, ve bu beklenen bir şey. Bazı günler plan tutmayacak, bazı bloklar atlanacak. Önemli olan bir günün kötü gitmesini bütün planın çöktüğü anlamına getirmemek, ertesi gün sakin bir şekilde plana geri dönebilmek. Bu esneklik, uzun vadede planın kalıcı bir alışkanlığa dönüşmesini kusursuzluktan daha çok destekliyor.

Kaynaklar

Bu yazı aşağıdaki çalışmalardan yararlanılarak hazırlandı. Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı yerine geçmez.

  1. Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin. Kaynağa git
  2. Balkıs, M. ve Duru, E. (2009). Akademik erteleme eğilimi, akademik başarı ilişkisinde genel ve performans benliği algısının rolü. Eğitim ve Bilim. Kaynağa git

İlgili hizmet

Okul Dönemi Çalışma Desteği hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Okul Dönemi Çalışma Desteği

S.S.S.

Sık sorulan sorular

Erteleme davranışı tembellik midir?
Hayır, araştırmalar ertelemenin genellikle tembellikten çok, göreve başlarken hissedilen kaygı ya da yetersizlik hissinden kaçınmayla ilişkili olduğunu gösteriyor. Çocuk çalışmak istemiyor değil, o duyguyla karşılaşmaktan kaçınıyor.
Çocuğuma sürekli 'hemen başla' demek neden işe yaramıyor?
Erteleyen bir çocuk zaten kendini başlatmaya çalışıyor, bu sözler genellikle yeni bir bilgi vermiyor. Görevi küçültmek ve başlama eşiğini düşürmek, tekrarlayan uyarılardan daha etkili oluyor.
Çalışma planını kim belirlemeli, ebeveyn mi çocuk mu?
Plan tamamen ebeveyn tarafından belirlendiğinde uygulanma ihtimali düşüyor. Çocuğun kendi önerdiği süre ve sıralamayla kurulan bir plan, benimsenme ve sürdürülme açısından daha güçlü oluyor.
Mola vermek erteleme davranışını mı besler?
Belirsiz, süresi net olmayan mola erteleme riskini artırabilir. Ancak süresi önceden belirlenmiş, net bir mola, çalışmayı sürdürülebilir kılan bir dinlenme aracıdır ve erteleme değildir.

Randevu

Randevu almak için

Ön görüşme 15 dakika sürüyor ve ücretsizdir. Gözlemlerinizi dinliyor, bir çalışmanın gerekip gerekmediğini açıkça paylaşıyorum.

WhatsApp'tan yazın Randevu formunu doldurun +90 538 570 24 27
WhatsApp'tan yazın