Ebeveynler için

Çocuklarda Uyku Problemi: Uykuya Dalamama, Gece Uyanma, Sabah Kalkamama

9 dakikalık okuma 16.09.2026 Psikolog Esra Gamgam Gökdemir
Çocuklarda Uyku Problemi: Uykuya Dalamama, Gece Uyanma, Sabah Kalkamama

Diyelim ki saat dokuz, çocuğunuzu yatağa yatırdınız, ışığı kapattınız ve odadan çıktınız. Yirmi dakika sonra geri geldiğinizde hala uyanık, battaniyeyi tekmeliyor, "susadım", "korktum", "bir şey daha anlat" diyor. Nihayet uyuyor, ama gece saat üçte yeniden sesleniyor. Sabah olduğunda ise onu okula kaldırmak neredeyse bir güreş maçına dönüşüyor.

Bu üç problem, uykuya dalamama, gece uyanmaları ve sabah kalkamama, ayrı ayrı ya da bir arada yaşanabiliyor. Aileler genellikle bunu tek bir sebebe bağlamaya çalışıyor, oysa arkasında birkaç farklı mekanizma birden çalışıyor olabilir. Bu yazıda bu mekanizmaları ayırt etmenin ve evde uygulanabilecek somut adımların üzerinden geçiyorum.

Uyku sorununun bir de görünmeyen bir maliyeti var. Geceyi kesintili geçiren çocuk, ertesi gün daha huysuz, daha dikkatsiz ve daha çabuk ağlayan bir hale geliyor. Ebeveyn de aynı geceyi bölük pörçük geçirdiği için sabah daha az sabırlı oluyor. Yani uyku problemi çoğu zaman sadece gece değil, gündüzün genel havasını da belirliyor.

Bazı aileler uyku problemini yıllarca "bu çocuğun huyu böyle" diyerek kabullenip yaşıyor, oysa çoğu uyku düzeni, doğuştan gelen bir özellikten çok, zamanla oturmuş alışkanlıkların bir sonucu. İyi haber şu: Alışkanlıkla oturmuş bir düzen, yine alışkanlıkla değiştirilebiliyor. Bunun için özel bir ekipman ya da karmaşık bir yöntem gerekmiyor, gerekiyorsa sabır ve tutarlılık.

Bu davranışın arkasında ne var?

Uyku, vücudun kendi saatine (sirkadiyen ritim) ve o güne kadar biriken yorgunluğa bağlı çalışan bir sistem. Bu sistemi bozan üç ana etken var. Birincisi tutarsız rutin: bir gün sekizde, ertesi gün on birde yatmak, vücudun ne zaman uyku moduna geçeceğini şaşırtıyor. İkincisi ekran maruziyeti: telefon, tablet ve televizyon ekranının mavi ışığı beyne "henüz gündüz" sinyali gönderiyor ve aynı zamanda içerik zihni uyarıyor, sakinleştirmiyor.

Üçüncüsü ise daha az konuşulan ama en az diğerleri kadar etkili olan bir mesele: kaygı. Çocuk ve gençlerde kaygı bozukluklarını ve bilişsel davranışçı terapi yaklaşımlarını ele alan bir kaynak, kaygının çocuklarda çoğunlukla gündüz değil, ortam sakinleştiğinde, yani tam da yatma vaktinde belirginleştiğini gösteriyor. Gündüz oyunla, okulla, ekranla meşgul olan zihin, karanlıkta ve sessizlikte "ya yarın sınav kötü geçerse", "ya kabus görürsem" gibi düşüncelerle baş başa kalıyor.

Bu durumu evde fark etmenin bir yolu, çocuğun yatmadan önce sürekli aynı soruları tekrar tekrar sormasını izlemek: "Kapı kilitli mi", "sen de mi uyuyacaksın", "yarın erken mi kalkacağız" gibi güvence arayan sorular arka arkaya geliyorsa, mesele sadece uykuya direnmek değil, zihnin bir türlü rahatlayamamasıdır. Bu tabloda uyku saatini bir saat erkene çekmek problemi çözmüyor, çünkü mesele saat değil, o saatte kafanın içinde olan.

Bazı ailelerde bu tabloya bir dördüncü katman daha ekleniyor: Evdeki genel gerginlik ve ebeveynin kendi yorgunluğu. Depresyon tanısı almış çocuk ve ergenlerin olumsuz düşünceleri ile annelerinin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma, çocuğun iç dünyası ile evin genel ruh halinin birbirinden bağımsız olmadığını ortaya koyuyor. Yani uyku düzenini konuşurken bazen evin genel temposuna da bakmak gerekiyor.

Bu dördüncü katman pratikte şöyle görünebiliyor: Ebeveyn günün sonunda tükenmiş, sabırsız, akşam eve gerginlikle giriyor; çocuk da bu gerginliği hissedip yatma vaktine daha huzursuz giriyor. Burada mesele çocuğun "kötü uyuyan bir çocuk" olması değil, evin akşam ritminin ikisi için de dinlendirici olmaktan çıkmış olması. Bu durumda uyku rutinini düzeltmek kadar, akşam saatlerini ailenin kendisi için de biraz daha yavaşlatmak fayda sağlayabiliyor.

Kısa ayrım: Ara sıra bir gece geç uyumak ya da heyecanlı bir günün ardından uyuyamamak beklenen bir şey. Haftada dört beş geceyi bulan, bir aydan uzun süren ve gündüzü de (yorgunluk, huysuzluk, okulda dikkat dağınıklığı) etkileyen bir uyku problemi ise üzerinde çalışılması gereken bir tablo.

Yaşa göre ihtiyaç duyulan uyku süresi de değişiyor ve bazen "uyku problemi" sanılan şey aslında yatma saatinin çocuğun ihtiyacına göre çok geç belirlenmiş olması. Okul öncesi çocuklar genellikle on bir on iki saat, ilkokul çağındakiler on on bir saat, ergenler ise dokuz saate yakın uykuya ihtiyaç duyuyor. Yatma saatini bu ihtiyaca göre değil, ailenin akşam programına göre belirlemek, "uykuya dalamıyor" şikayetinin en sık gözden kaçan sebeplerinden biri.

Evde bugün yapabilecekleriniz

  1. Sabit bir uyanma saati belirleyin. Uyku düzenini oturtmanın en güçlü aracı, yatma saatinden çok her sabah aynı saatte kalkmak. Vücut saati buna göre kendini ayarlıyor.
  2. Ekranı yatmadan en az bir saat önce kapatın. Bu süreyi kitap, sakin bir sohbet ya da karanlıkta müzik dinlemekle doldurabilirsiniz.
  3. Kaygılı çocuklar için "endişe zamanı" ayırın. Yatmadan hemen önce değil, akşam yemeğinden sonra beş dakika ayırıp "bugün seni ne endişelendirdi" diye sorun. Endişeyi yatağa taşımadan önce gündüz konuşulmuş olsun.
  4. Yatma öncesi rutini kısa ve öngörülebilir tutun. Aynı sırayla ilerleyen bir rutin (diş fırçalama, pijama, bir kitap, ışığın kısılması) beyne "şimdi uyku vakti" mesajını net veriyor.
  5. Gece uyandığında hemen ışığı açıp konuşmayın. Sakin bir sesle, karanlıkta, kısa cümlelerle yatıştırın. Amaç çocuğun kendi kendine tekrar uykuya dönme becerisini kazanması.
  6. Kafein kaynaklarına dikkat edin. Kola, çikolata ve bazı enerji içeceklerinin öğleden sonra tüketimi, akşam uykusunu geciktirebiliyor.
  7. Yatak odasını sadece uykuyla ilişkilendirin. Odada oyun oynamak, ceza için odaya gönderilmek ya da ekran izlemek, beynin o odayı uykuyla eşleştirmesini zorlaştırıyor.
  8. Gündüz fiziksel hareketi artırın. Açık havada oynamak, bisiklete binmek ya da bir spora gitmek, akşam yorgunluğunu doğal yoldan biriktiriyor. Hareketsiz geçen bir gün, genelde daha zor bir yatma saatiyle sonuçlanıyor.
  9. Gece uyanmalarında sabırlı, ama kısa kalın. Her uyanışta uzun bir sohbete ya da yeniden anlatılan bir hikayeye girmek, çocuğun gece uyanmayı ilgi çekici bir an olarak öğrenmesine yol açabiliyor. Kısa, sakin ve tekrar eden bir tepki yeterli.

Bazı aileler bu adımların birkaçını uygulayıp bir hafta içinde sonuç alamayınca pes ediyor. Uyku düzeni köklü bir alışkanlıksa, değişim genellikle iki ile dört hafta arasında görünür hale geliyor. Bu süre boyunca tutarlı kalmak, sık sık yöntem değiştirmekten daha etkili sonuç veriyor.

Bir uygulama hatası da şu: Bazı aileler hafta içi tutarlı bir rutin uygularken hafta sonu tamamen serbest bırakıyor, sonra pazartesi "her şey bozuldu" diye şaşırıyor. Değişimin oturması için rutinin haftanın yedi gününde de, en azından ana hatlarıyla, aynı kalması gerekiyor. Tamamen esneklik bırakmamak, ama hafta sonu bir saat kadar tolerans tanımak, çoğu aile için makul bir denge oluyor.

Kardeşi olan ailelerde bir de şu soru geliyor: Kardeşler farklı yaşlardaysa aynı rutine mi uyulmalı? Yatma saatleri farklı olabilir, ama yatma öncesi sakinleşme adımları (ekranın kapanması, ışıkların kısılması, ev genelinde sesin azalması) her iki çocuk için de aynı saatte başlarsa, büyük çocuğun küçük kardeşi uyandırma ya da onun uykusunu bozma ihtimali de azalıyor. Bu küçük uyum, iki farklı yatma saatini aynı akşam içinde yönetmeyi de büyük ölçüde kolaylaştırıyor.

Ne zaman uzman desteği almalı?

Uyku problemi bir ay ve daha uzun sürüyorsa, evde denediğiniz tutarlı bir rutine rağmen düzelmiyorsa ya da çocuğunuzun gündüz işlevselliğini (okul, arkadaşlık, ruh hali) belirgin şekilde etkiliyorsa, bir değerlendirme almanın zamanı gelmiş olabilir. Özellikle uyku problemine yoğun kaygı, tekrarlayan kabuslar ya da yatmadan önce panik benzeri tepkiler eşlik ediyorsa, bu durum sadece bir rutin meselesi olmaktan çıkıp doğrudan çalışılması gereken bir kaygı tablosuna işaret edebilir. Tanı koymak ve gerektiğinde ilaç tedavisi düzenlemek çocuk ve ergen psikiyatristinin yetkisindedir; psikolog olarak benim rolüm bu tabloyu değerlendirmek, uygun terapi yöntemiyle çalışmak ve gerekirse doğru uzmana yönlendirmek.

Nasıl çalışıyoruz?

Uyku problemiyle gelen ailelerle önce mevcut düzeni ayrıntılı olarak konuşuyoruz: yatma saati, ekran kullanımı, gece uyanma sıklığı, sabahki hal ve evin genel temposu. Rutin kaynaklıysa ebeveyn danışmanlığıyla aileye özel bir plan çıkarıyoruz ve birkaç hafta boyunca uygulamayı birlikte gözden geçiriyoruz. Kaygı ön plandaysa çocuk ve ergenlerde bilişsel davranışçı terapi yöntemleriyle doğrudan çocukla çalışıyoruz, böylece hem uyku rutini hem de altta yatan kaygı aynı anda ele alınmış oluyor. Görüşmeler Kurtköy, Pendik'teki ofisimde yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden ve yurtdışından online yürütülebiliyor.

Kaynaklar

Bu yazı aşağıdaki çalışmalardan yararlanılarak hazırlandı. Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı yerine geçmez.

  1. Gümüş, Görmez (ed.) (2019). Anksiyete Çocuk ve Gençlerde Bilişsel Davranışçı Terapi. Akademisyen Kitabevi. Kaynağa git
  2. Cerit, Yıldız Miniksar (2024). Depresyon Tanısı Olan Çocuk ve Ergenlerin Olumsuz Otomatik Düşünceleri ile Annelerinin Psikolojik İyi Oluş Düzeyleri Arasındaki İlişki. Bozok Tıp Dergisi. Kaynağa git

İlgili hizmet

Ebeveyn Danışmanlığı hakkında ayrıntılı bilgi ve randevu için: Ebeveyn Danışmanlığı ve Psikoeğitim

S.S.S.

Sık sorulan sorular

Çocuğum uykuya dalarken yanımda olmamı istiyor, bu normal mi?
Küçük yaşlarda bu oldukça yaygın ve tek başına endişe verici değil. Zamanla çocuğun kendi kendine uykuya dalma becerisini kazanması hedeflenir, bu yüzden yanında olma süresini haftalar içinde kademeli olarak azaltmak faydalı olur.
Ekranı tamamen mi kaldırmalıyım, yoksa süreyi mi kısıtlamalıyım?
Tamamen kaldırmak şart değil, ama yatmadan en az bir saat önce ekranın kapanması uyku kalitesini belirgin şekilde iyileştiriyor. İçeriğin türü de önemli, hareketli ve uyarıcı içerikler sakin içeriklere göre uykuyu daha çok geciktiriyor.
Kabuslar sık tekrarlıyorsa bu bir kaygı işareti mi sayılır?
Ara sıra kabus görmek gelişimsel olarak beklenen bir şey. Kabusların haftada birkaç kez tekrarlaması, benzer bir temanın sürmesi ya da çocuğun gündüz de bu korkudan söz etmesi, altında bir kaygının olabileceğine işaret edebilir ve değerlendirilmeyi hak eder.
Hafta sonu geç yatıp geç kalkmasına izin versem sorun olur mu?
Ara sıra esneklik sorun yaratmaz, ama hafta sonu ile hafta içi arasındaki uyku saatlerinin çok açılması, pazartesi sabahı yeniden düzene girmeyi zorlaştırıyor. Uyanma saatini mümkün olduğunca sabit tutmak, genel düzeni korumanın en pratik yolu.

Randevu

Randevu almak için

Ön görüşme 15 dakika sürüyor ve ücretsizdir. Gözlemlerinizi dinliyor, bir çalışmanın gerekip gerekmediğini açıkça paylaşıyorum.

WhatsApp'tan yazın Randevu formunu doldurun +90 538 570 24 27
WhatsApp'tan yazın